Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

ޞu22

Volkanik Patlama Antik Roma Kenti Pompeii’yi Nasıl Korudu?

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Antik RomaİtalyaNapoliPompeiiVezüv Yanardağı

Volkanik Patlama Antik Roma Kenti Pompeii’yi Nasıl Korudu?


Pompeii antik kenti, dünyanın en büyüleyici arkeolojik alanlarından biri. Güney İtalya’da Napoli’nin hemen dışında bulunan Pompeii, iyi korunmuş kalıntıları ve günlük hayatı olduğu gibi günümüze taşıyan felaketiyle ünlü.

 

Kurbanların alçı kalıpları. C: Magistrahf

 

MS 79 yılında meydana gelen bolkanik patlamanın ardından tüm şehir bir volkanik kül örtüsüyle kaplandı. 18. yüzyıla kadar, şehir bu toza gömülü kaldı ve yaklaşık 1.700 yıl boyunca onu el değmemiş ve görülmemiş halde bıraktı.
 

Pompeii’nin Tarihi

Patlamadan önce Pompeii, canlı bir Roma merkeziydi. Muhtemelen MÖ 7. veya 6. yüzyılda orta İtalya’daki Osci halkı tarafından kurulmuş, kısa varlığı boyunca renkli bir tarihe sahip olmuştu.

Şehir, MÖ 80’de bir Roma kolonisi olmadan önce Antik Yunan, Etrüskler ve Samnitler de dahil olmak üzere bir dizi yönetici tarafından kontrol ediliyordu. Roma yönetimi altındaki şehir, hem Akdeniz havzasına hem de Romalılar tarafından inşa edilen stratejik yollara yakınlığı nedeniyle ticarette önemli bir rol oynuyordu. Ek olarak, yakındaki bir yanardağ olan Vezüv Yanardağı’ndan çıkan kül, bu toprakları verimli hale getiriyordu. 

 

Gün batımında Pompeii. C: Shutterstock

 

Bu süre zarfında şehir gelişti. Pompeii halkı, amfitiyatrodan su kemerine kadar uzanan önemli inşaat projeleriyle sanatta (fresklerde) ve mimaride ilerlemeler kaydetti. 

Felaket meydana geldiğinde, şehir bir foruma, yiyecek pazarlarına, tapınaklara, restoranlara, hamamlara ve 15.000 kişilik bir nüfusa sahipti. 
 

Volkanik patlama 

MS 79 Ağustos sonunda Vezüv Yanardağı patlamadan önce Pompeii bir dizi küçük deprem yaşıyordu. Şehrin sakinleri yanardağın neden olduğu küçük sarsıntılara alıştıklarından, çoğu sismik faaliyetten dolayı kendilerini tehdit altında hissetmiyorlardı. 

Bununla birlikte, birkaç günlük depremden sonra, volkan şiddetli bir şekilde patladı ve tüm şehri kül ve lapilli, süngertaşı parçaları ile kaplayan hızlı hareket eden piroklastik akışlara neden oldu. Romalı yazar Pliny the Younger sahneyi şöyle anlatıyor, “Geniş alev tabakaları Vezüv’ün birçok bölümünü aydınlatıyordu; Işığı ve parlaklığı gecenin karanlığından daha canlıydı. . . şimdi dünyanın başka bir yerinde gün ışığı vardı, ama orada karanlık herhangi bir geceden daha karanlık ve daha kalındı.”

 

Pompeii’deki Yüzüncü Yıl Evi’nden bir duvar resmi, Vezüv Yanardağı’nın bilinen en eski tasvirini gösteriyor. C: Wikimedia Commons

 

Büyük kül bulutu her şeyi ve herkesi içine aldı, 2.000 kişiyi öldürdü ve Pompeii’deki hayatı kalıcı bir durma noktasına getirdi.
 

Diğer Şehirler

Pompeii’ye ek olarak, Vezüv Yanardağı’nın patlaması Herculaneum, Oplontis ve Stabiae gibi diğer antik Roma kasabalarını da kapsıyordu. Herculaneum, Pompeii’nin daha küçük ve daha zengin bir şehirdi. Batıdan esen rüzgâr nedeniyle patlamanın ilk aşamasından kurtuldu ve şehirde yaşayan halkın kaçması için değerli zaman sağladı. Ek olarak, Pompeii’den farklı olarak, Herculaneum’u kaplayan kül kömürleşti, böylece çatıların, yatakların ve kapıların ahşabını korurken, yiyecek gibi organik malzemeleri de korudu.

 

William Turner, “Patlamada Vezüv” (yaklaşık 1817-1820) C: Wikimedia Comons

 

Kazılar

Yüzyıllar boyunca Pompeii unutuldu. 16. yüzyılda Pompeii freskleri bir İtalyan mimar tarafından keşfedilirken, alanın düzgün bir şekilde ortaya çıkarılması 1748 yılında gerçekleşti.

Bu kazılar sırasında arkeologlar, harabelerin olağanüstü koruma düzeyini, tüm binaları, nesneleri, şaşırtıcı bir şekilde fırında pişmemiş ekmek somunları dahil olmak üzere, güzel, polikromatik duvar resimlerini sağlam bıraktığını fark ettiler. Bu freskler, bilinen en eski doğa resmi tasvirlerinden bazılarının yanı sıra seküler portreler, dini ikonografi ve erotik görüntüleri içeriyordu.

 

Kara bulut, külün Vezüv Yanardağı yakınlarındaki etkilenen şehirlere genel dağılımını temsil ediyor. C:Wikimedia Commons

 

Mimari ve eserlere ek olarak, arkeolog Giuseppe Fiorelli, 1863’te külde insan şeklindeki boşlukları keşfetti. Bedenlerin etrafı belirlendikten sonra bu boşluklar, kurbanların kalıplarını oluşturmak için o zamandan beri alçı ve son zamanlarda reçine ile dolduruldu. Bebekler, çocuklar ve yetişkinlerine ek olarak, bu kalıplar ayrıca yaban domuzu ve evcilleştirilmiş köpekler gibi şanssız hayvanları da içeriyordu.
 

Pompeii’de Bugün

Bugün arkeologlar ve bilim insanları Pompeii’nin gizemlerini çözmeye devam ediyor. Son zamanlarda, alçı ve reçine kalıplarının CAT taramalarını almaya başladılar ve içlerindeki kalıntılara bir göz attılar.

 

Pompeii’deki Gizemler Salonu. C: Wikimedia Commons

 

Pompeii kazılarının başındaki Massimo Osanna, “Pompeii kurbanları hakkında çok şey öğreneceğiz; Yaşları, cinsiyetleri, ne yedikleri, hangi hastalıkları geçirdikleri ve sosyal sınıfları da dahil olmak üzere.” diyor.

Ek olarak, Pompeii halk arasında popüler bir yere sahip. Her yıl 2,5 milyon insan, antik kenti kendi gözleriyle görebilmek ve sürekli yükselen Vezüv Yanardağı’nın gölgesinde durabilmek için, bu UNESCO dünya mirası alanını ziyaret ediyor.

 

www.arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için