Blog > Etiket Bulutu > "evrim"

Oca17

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar teşkilatının kayıtlarına göre, 2025 yılında yaralı olarak bulunan 11 bin yaban hayvanı tedavi edilirken, 2012-2025 yılları arasında yaklaşık 84 bin yaban hayvanı tedavi edilerek yeniden doğal yaşam alanlarında kavuşturuldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü'nün 2025 yılı faaliyetleri açıklanırken, doğal afet, yaralanma, hastalık ve bitkin düşme gibi sorunlar yaşayan ve tedavi ederek doğal ortamlarına salınan yaban hayvanları ile ilgili rakamlar dikkat çekti. Kurum, yaban hayvanlarının tedavi süreçlerini 2000'li yılların başına kadar üniversiteler, sivil toplum kuruluşları (STK) veya belediyelerle işbirliği yaparak gerçekleştirirken daha sonda kendi rehabibilitasyon merkezlerini de kullandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, 11 ilde kurdukları rehabilitasyon merkezlerinde doğaya salım işlemlerini gerçekleştirdiklerini bildirerek, böylece söz konusu işlemlerin daha kurumsal ve kapsamlı bir yapıya kavuştuğunu söyledi. YABAN HAYVANLARI SAĞLIKLI OLARAK DOĞAYA SALINIYOR '2012-2024 yıllarında 73 bine yakın yaban hayvanı tedavi edilerek yeniden doğaya salındı. 2025 yılında da 11 bin yaban hayvanı, yine tedavilerinin sonucunda doğaya salınmış bulunuyor.' diyen Genel Müdürlük bünyesinde gerçekleştirilen rehabilitasyon çalışmalarına dari bilgiler vererek,, rehabilitasyon merkezlerinde acil müdahale, görüntüleme, cerrahi ve yoğun bakım hizmetlerinin yanı sıra türlere özgü davranış rehabilitasyonu programlarının uygulandığını aktararak, salım öncesi sağlık taraması ile paraziter ve enfeksiyöz hastalık kontrollerinin de yapıldığını belirtti. Salım sonrası geri bildirim ve izleme amacıyla işaretleme, halkalama, elektronik verici gibi teknikler kullandıklarını dile getiren Çokçetin, böylece, hayvanların ne yaptığı veya doğaya adapte olup olamadıkları gibi konuları izlediklerini söyledi. 1 milyonu aşkın kanatlı hayvanı üretilerek doğaya salındı Çokçetin, keklik ve sülün üretimi yaparak bunların doğal döngüye yeniden kazandırılmasını, ekosisteme katkı sağlanmasını ve biyoçeşitliliğin korunmasını hedeflediklerini vurgulayarak, 'Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Yozgat, Gaziantep ve Malatya'da keklik, Samsun, İstanbul ve Gümüşhane'de de sülün üretim istasyonlarımız bulunuyor. Burada üretilen kanatlı yaban hayvanlarımızı doğaya salarak hem yaban hayatı popülasyonunu destekliyoruz hem de doğal popülasyonlar üzerindeki yırtıcı baskısını azaltmayı hedefliyoruz.' dedi. Keklikleri kene popülasyonunun azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla doğaya saldıklarını aktaran Çokçetin, 'Sülünleri de Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere kahverengi kokarcayla biyolojik mücadeleye katkı sunması amacıyla argüman olarak kullanıyoruz. Bu kapsamda da geçen yılın başından bu yana 36 bin 250 keklik ve 9 bin sülünü doğaya saldık ve salım programımızı tamamladık. 2014'ten bu yana 281 bin 942 keklik, 246 bin 200 de sülün doğaya salındı. Yani toplam 1 milyon 28 bin kanatlı hayvanı bu şekilde üretip doğaya salmış bulunuyoruz. Kahverengi kokarcayla mücadelede Ordu, Samsun ve Giresun'u sülün salımında özellikle tercih ettik. Bu hayvanları salarken 3 yıl boyunca bu bölgeleri ava kapatıyoruz. Bu hayvanların tutunması, korunması için de önlem alıyoruz.' açıklmasında bulundu. Kaçak Avcılık yapanlarn ihbar edilmesi için çağrı Çokçetin, keklik ve sülünlere yönelik yasa dışı avcılıkla ilgili de vatandaşlara çağrıda bulunarak, mevzuat çerçevesinde belirlenen zaman dilimi veya yerler dışında kaçak avlanma yapan kişilerin ilgili kurumlara ihbar edilmesini istedi. Kaçak avcılıkla mücadele edilmediği sürece söz konusu popülasyonu korumanın her geçen gün zorlaştığına dikkati çeken Çokçetin, 'Bunun dışında bazen insanlar yaralı veya yavru yaban hayvanı bulabiliyor, 'yalnız kaldı' gibi düşünerek koruma içgüdüsüyle hemen birimlerimizi arayıp teslim ediyor. Ama şu konuyu atlamamak lazım, bu tür hayvanlar yavrularını beslemek için bir yerde bırakarak yem arayışına giriyor ve sonra yavrusunun yanına dönüyor. O yavruyu siz aldığınız zaman mecburen artık rehabilitasyon merkezinde bakılmak zorunda kalıyor. Vatandaşlardan bunlara da dikkat etmelerini rica ediyoruz. Gözlemlenmesi gerekiyor, uzman ekiplerimiz zaten inceleyip, gerçekten yardıma muhtaç bir durumda olup olmadığını tespit ettikten sonra gerekli müdahaleyi yapacaktır.' diyerek sözlerini tamamladı. Anadolu Ajansı

0 Yorum  |  Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Link  |   17 Ocak 2026 - 12:45:47

etiketler  Cihannüma Kasrı  Edirne Sarayı  İhya Projesi  Mahmudiye Kışlası  Milli Saraylar Bakanlığı  Müzecilik  Osmanlı Sarayları  Restorasyon  Saray I Cedide İ Amire  Tarihi Peyzaj  

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar teşkilatının kayıtlarına göre, 2025 yılında yaralı olarak bulunan 11 bin yaban hayvanı tedavi edilirken, 2012-2025 yılları arasında yaklaşık 84 bin yaban hayvanı tedavi edilerek yeniden doğal yaşam alanlarında kavuşturuldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü'nün 2025 yılı faaliyetleri açıklanırken, doğal afet, yaralanma, hastalık ve bitkin düşme gibi sorunlar yaşayan ve tedavi ederek doğal ortamlarına salınan yaban hayvanları ile ilgili rakamlar dikkat çekti. Kurum, yaban hayvanlarının tedavi süreçlerini 2000'li yılların başına kadar üniversiteler, sivil toplum kuruluşları (STK) veya belediyelerle işbirliği yaparak gerçekleştirirken daha sonda kendi rehabibilitasyon merkezlerini de kullandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, 11 ilde kurdukları rehabilitasyon merkezlerinde doğaya salım işlemlerini gerçekleştirdiklerini bildirerek, böylece söz konusu işlemlerin daha kurumsal ve kapsamlı bir yapıya kavuştuğunu söyledi. YABAN HAYVANLARI SAĞLIKLI OLARAK DOĞAYA SALINIYOR  '2012-2024 yıllarında 73 bine yakın yaban hayvanı tedavi edilerek yeniden doğaya salındı. 2025 yılında da 11 bin yaban hayvanı, yine tedavilerinin sonucunda doğaya salınmış bulunuyor.' diyen Genel Müdürlük bünyesinde gerçekleştirilen rehabilitasyon çalışmalarına dari bilgiler vererek,, rehabilitasyon merkezlerinde acil müdahale, görüntüleme, cerrahi ve yoğun bakım hizmetlerinin yanı sıra türlere özgü davranış rehabilitasyonu programlarının uygulandığını aktararak, salım öncesi sağlık taraması ile paraziter ve enfeksiyöz hastalık kontrollerinin de yapıldığını belirtti. Salım sonrası geri bildirim ve izleme amacıyla işaretleme, halkalama, elektronik verici gibi teknikler kullandıklarını dile getiren Çokçetin, böylece, hayvanların ne yaptığı veya doğaya adapte olup olamadıkları gibi konuları izlediklerini söyledi. 1 milyonu aşkın kanatlı hayvanı üretilerek doğaya salındı Çokçetin, keklik ve sülün üretimi yaparak bunların doğal döngüye yeniden kazandırılmasını, ekosisteme katkı sağlanmasını ve biyoçeşitliliğin korunmasını hedeflediklerini vurgulayarak, 'Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Yozgat, Gaziantep ve Malatya'da keklik, Samsun, İstanbul ve Gümüşhane'de de sülün üretim istasyonlarımız bulunuyor. Burada üretilen kanatlı yaban hayvanlarımızı doğaya salarak hem yaban hayatı popülasyonunu destekliyoruz hem de doğal popülasyonlar üzerindeki yırtıcı baskısını azaltmayı hedefliyoruz.' dedi. Keklikleri kene popülasyonunun azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla doğaya saldıklarını aktaran Çokçetin, 'Sülünleri de Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere kahverengi kokarcayla biyolojik mücadeleye katkı sunması amacıyla argüman olarak kullanıyoruz. Bu kapsamda da geçen yılın başından bu yana 36 bin 250 keklik ve 9 bin sülünü doğaya saldık ve salım programımızı tamamladık. 2014'ten bu yana 281 bin 942 keklik, 246 bin 200 de sülün doğaya salındı. Yani toplam 1 milyon 28 bin kanatlı hayvanı bu şekilde üretip doğaya salmış bulunuyoruz. Kahverengi kokarcayla mücadelede Ordu, Samsun ve Giresun'u sülün salımında özellikle tercih ettik. Bu hayvanları salarken 3 yıl boyunca bu bölgeleri ava kapatıyoruz. Bu hayvanların tutunması, korunması için de önlem alıyoruz.' açıklmasında bulundu.  Kaçak Avcılık yapanlarn ihbar edilmesi için çağrı Çokçetin, keklik ve sülünlere yönelik yasa dışı avcılıkla ilgili de vatandaşlara çağrıda bulunarak, mevzuat çerçevesinde belirlenen zaman dilimi veya yerler dışında kaçak avlanma yapan kişilerin ilgili kurumlara ihbar edilmesini istedi. Kaçak avcılıkla mücadele edilmediği sürece söz konusu popülasyonu korumanın her geçen gün zorlaştığına dikkati çeken Çokçetin, 'Bunun dışında bazen insanlar yaralı veya yavru yaban hayvanı bulabiliyor, 'yalnız kaldı' gibi düşünerek koruma içgüdüsüyle hemen birimlerimizi arayıp teslim ediyor. Ama şu konuyu atlamamak lazım, bu tür hayvanlar yavrularını beslemek için bir yerde bırakarak yem arayışına giriyor ve sonra yavrusunun yanına dönüyor. O yavruyu siz aldığınız zaman mecburen artık rehabilitasyon merkezinde bakılmak zorunda kalıyor. Vatandaşlardan bunlara da dikkat etmelerini rica ediyoruz. Gözlemlenmesi gerekiyor, uzman ekiplerimiz zaten inceleyip, gerçekten yardıma muhtaç bir durumda olup olmadığını tespit ettikten sonra gerekli müdahaleyi yapacaktır.' diyerek sözlerini tamamladı. Anadolu Ajansı

Sarayın en ikonik yapılarından biri olan Cihannüma Kasrı, restorasyon çalışmalarıyla yeniden Edirne siluetinde görünür hale geldi.

Yazının devamı >

Oca17
Her yıl 10 bini aşkın yaban hayanı Doğa Koruma ekiplerince tedavi ediliyor

Salım sonrası geri bildirim ve izleme amacıyla işaretleme, halkalama, elektronik verici gibi teknikler kullandıklarını dile getiren Çokçetin, böylece, hayvanların ne yaptığı veya doğaya adapte olup olamadıkları gibi konuları izlediklerini söyledi.

Yazının devamı >

Oca17
14.000 Yıllık Kurtun Midesinden Yünlü Gergedan Eti Çıktı

Sonuçlar, yünlü gergedanın muhtemelen iklim değişikliği nedeniyle hızlı bir şekilde yok oluşuna dair uzmanlara yeni içgörüler sunuyor.

Yazının devamı >

Oca16
Tarımın yaygınlaşmasından önce, bu Neolitik topluluklar köpekbalığı avlıyorlardı.

Bulgular, günümüz Umman'ında bulunan kurak bir iç vadi olan Wadi Nafun'dan geliyor; burada araştırmacılar, Güney Arabistan'daki bilinen en eski toplu Neolitik megalitik mezarı tespit etti.

Yazının devamı >

Oca16
Saksonya-Anhalt'ta İlk Kez Roma Yürüyüş Kampları Keşfedildi

Yeni tespit edilen kamplar, günümüz Anhalt-Bitterfeld, Salzlandkreis ve Harz bölgelerinde, kuzey Harz Dağları ile Elbe Nehri arasında yer almaktadır.

Yazının devamı >