Blog
2026 Ocak Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi
Kaçırmış olanlar için 2026 yılının Ocak ayında Türkiye’de ve dünyada dikkat çeken arkeolojik keşifleri bu listede derledik.
www.arkeofili.com
10- Bu Ganimet Başı, Yarık Dudaklı Birinin Kutsandığını Gösteriyor
Peru’dan yüzyıllar öncesine ait kesik baş, ağır doğumsal kusura rağmen bu kişinin yetişkinliğe kadar yaşadığını ortaya koydu.

Peru Moche kültürüne ait olduğu düşünülen ve yaklaşık olarak MS 100-500 yıllarına tarihlenen, yarık dudaklı bir adamı tasvir eden seramik kap. C: The Art Institute of Chicago
Bir araştırmacı, And Dağları’ndan gelen, mumyalaşmış bir eski ‘ganimet başı’nda dudak yarığı tespit etti. Bu durumun o toplumda bir “engellilik”ten çok “lütuf” olarak görülmüş olabileceği düşünülüyor. Araştırmacılara göre, bu bireyin sahip olduğu bu durum ona toplumda özel bir statü bile kazandırmış olabilir. Bu kişinin başının bir ganimet olarak toplanmış olması (süreç şiddet içerse bile) orofasiyal yarıkların başı alanlar tarafından olumlu, hatta kutlanmaya değer bir özellik olarak algılandığı fikriyle tutarlı.
9- Macaristan’da 1.100 Yıllık Seçkin Savaşçılar ve Silahları
Macaristan’da, ikisinin muhtemelen baba ve oğul olduğu, üç seçkin savaşçıya ait 1.100 yıllık mezarlar keşfedildi.

DNA testleri, muhtemelen bir savaşçı olan bu adamın, genç savaşçılardan birinin babası veya kardeşi olduğunu gösteriyor. C: Ágnes Füredi
Macaristan’daki arkeologlar, üç seçkin erkek savaşçıya ait 1.100 yıllık gömütleri ortaya çıkardı ve DNA analizi, bu erkeklerin akraba olduğunu gösterdi. Savaşçıların mezarlarında pala ve oklarla dolu bir sadakla birlikte bir yay da dahil olmak üzere silahlar ile onlarca sikke bulundu. DNA analizi, savaşçılardan birinin diğer gömütlerden birindeki ergen savaşçının babası ya da kardeşi olabileceğine ve üç savaşçının da baba hattı üzerinden birbiriyle akraba olduğuna işaret ediyor.
8- Afrika’nın Bilinen En Eski Ölü Yakma Alanı
Malavi’de 9.500 yıllık bir ölü yakma alanı, eski Afrika avcı-toplayıcı grupların ritüellerine dair nadir bir bakış sunuyor.

Araştırma ekibi, yakma alanını kazıp haritalandırıyor. C: Grace Veatch
Afrika’da yaklaşık 9.500 yıl önce ölü yakmak için kullanılan odun yığınları ortaya çıkarıldı ve bu buluntu, eski avcı-toplayıcı toplulukların ne kadar karmaşık olabildiğine dair yeni bir fikir veriyor. Araştırmacılar, Malavi’nin kuzeyindeki Hora Dağı’nın eteklerinde yer alan bir kaya sığınağında bulunan bu odun yığınının, yetişkin kalıntıları içeren dünyadaki en eski kremasyon ateşi, Afrika’daki en eski doğrulanmış kasıtlı kremasyon (yakarak gömme) ve Afrika avcı-toplayıcılarıyla ilişkilendirilen ilk kremasyon alanı olduğunu belirtiyor.
7- Neandertaller ile Olası Son Ortak Atamız Fas’ta
Fas’ta ortaya çıkarılan bir kemik koleksiyonu, modern insanların ve Neandertallerin kökenlerine dair önemli yeni ipuçları barındırıyor.

Kuzey Afrika’dan elde edilen alt çeneler, hominin fosilleri arasındaki çeşitliliği gösteriyor.
Yeni bir çalışmaya göre, Fas’ta bir mağarada keşfedilen 773.000 yıllık fosiller, modern insan soyunun başlangıcını güçlü biçimde Kuzeybatı Afrika’ya yerleştirerek insan kökenlerini aydınlatıyor. Araştırmacılar, modern insanlar (Homo sapiens), Neandertaller ve Denisovalıların son ortak atasını temsil ettiğini düşündükleri birkaç kemik parçasına dair analizlerini ayrıntılandırdı. Araştırmacılar fosilleri, Fas’ın Kazablanka kentindeki Thomas Quarry I sahasında yer alan bir mağarada buldu. Kemikler; üç adet kısmi alt çene, birkaç omur ve çok sayıda tekil dişten oluşuyor. Bunların tümü Homo erectus’a ait bazı özellikleri paylaşsa da, bu insan atasından farklılaşan bazı nitelikler de sergiliyor.
6- Sibirya’nın Son Kadın Şamanının Ebeveynleri Akrabaymış
Yerli Yakut mumyaları üzerinde yapılan yeni bir DNA analizi, 17. yüzyıldaki Rus istilasına karşı direnişi ortaya koyuyor.

Yakutistan’da bulunan 18. yüzyıldan kalma kadın şaman UsSergue1’in mumyalaşmış kalıntıları. C: Patrice Gérard-CNRS
Yerli Sibiryalılara ait yüzlerce yıllık mumyalaşmış kalıntılar, Rusya’nın topraklarını işgal etmesinden önce, işgal sırasında ve sonrasında geniş bir zaman aralığına yayılan genetik sırları gün yüzüne çıkarıyor. Yeni bir çalışmaya göre, kırmızı yün bir elbiseyle gömülen bir kadın şamanın ebeveynleri birbirine yakın derecede akrabaydı. Bu kadın, ağaç kütüğünden yapılmış bir tabuta gömülmüştü ve geleneksel Yakut “ushanka” şapkası ile deriden uyluğa kadar uzanan bacak koruyucuları da dahil olmak üzere birkaç kat kıyafet giyiyordu. İthal battaniyelerden yapılmış kırmızı yün bir elbise giymesine rağmen, “gelin kemeri” aksesuarı gibi yerli şamanlara özgü özellikler de taşıyordu. Arkeologlar yakında, üç at iskeleti içeren bir çukur buldu. Bunlardan birinin üzerindeki aksesuarlar, kadının elbisesindeki desenlerle uyumluydu.
5- Afrika Dışında, Fil Kemiğinden Bilinen En Eski Alet
İngiltere’deki eski akrabalarımız, yaklaşık yarım milyon yıl önce aletlerini bilemek için fil kemiğinden yapılmış bir alet kullanıyordu.

Birleşik Krallık’taki Boxgrove arkeolojik alanında 480.000 yıllık fil kemiğinden yapılmış alet keşfedildi. C: NHM Photo Unit
“Çok nadir” olarak nitelenen bu buluntu, yaklaşık yarım milyon yıl önce yaşamış erken insan akrabalarının yaratıcılığına olağanüstü bir bakış sunuyor. Yaklaşık 10,9 × 5,8 santimetre ölçülerindeki bu nesne, Avrupa’da bugüne kadar bulunmuş en eski fil kemiği aleti olma özelliğini taşıyor. Ayrıca, kuzey enlemlerinde yeni çevrelere yerleşirken insan akrabalarının yüksek düzeyde beceriklilik, yenilikçilik ve uyum sağlama kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar bu fil kemiği aletini insan akrabalarının hangi grubunun kullandığından emin değil. Ancak aletin yaşı ve bulunduğu yer dikkate alındığında iki güçlü aday var: erken Neandertaller ya da Homo heidelbergensis.
4- Homo habilis’e Ait 2 Milyon Yıllık En Eksiksiz İskelet
Şimdiye dek bulunan en eksiksiz Homo habilis iskeleti 2 milyon yıldan daha eski ve “Lucy” benzeri özellikler taşıyor.

Yeni açıklanan Homo habilis iskeleti KNM-ER 64061’in kemikleri ve dişleri. C: Grine, F. E. et al., 2026.
Paleoantropologlar, 2 milyon yıldan daha önce Kuzey Kenya’da yaşamış bir insan atası olan Homo habilis’e ait dünyanın en eksiksiz iskeletini duyurdu. Fosil kemiklerden oluşan bu koleksiyon, Homo habilis’i daha sonraki türlerden ayıran, olağanüstü güçlü kollara işaret ediyor. Fosillerin ayrıntılı analizi, Homo habilis’in kol kemiklerinin, diğer erken Homo örneklerine ve bazı australopithecuslara benzediğini ortaya koydu. Örneğin Homo habilis’in, daha sonraki Homo erectus’a kıyasla daha uzun bir ön kola sahip olduğu ve australopithecuslara daha çok benzeyen ağır ve kalın kol kemiklerine sahip olduğu görüldü.
3- Ünlü Romalı Mimarın Tasarladığı Yapı Nihayet Bulundu
Arkeologlar, Antik Roma mimarı Vitruvius’un yaklaşık 2.000 yıl önce yazdığı tanıma uyan, kayıp bazilikayı nihayet bulmuş olabilir.

Arkeologlar, 2000 yıllık bazilikanın kalıntılarını gün yüzüne çıkardı. C: İtalya Kültür Bakanlığı.
Bu yapı, Leonardo da Vinci gibi düşünürleri etkileyen mimarlık incelemesinin yazarı Vitruvius’a atfedilen bir binanın bilinen ilk somut kanıtı. İtalya’nın Fano kentinde bulunan bu bazilika, mimara atfedilen bir yapının bilinen ilk fiziksel kanıtı niteliğinde. Vitruvius, MÖ 1. yüzyıla tarihlenen, etkisi büyük on kitaplık De Architectura (Mimarlık Üzerine) adlı eserin yazarı olarak biliniyor ve bu eser, klasik antik çağdan günümüze ulaşmış tek mimarlık metni. Tarihçiler, Fano’daki bazilikanın planını, Vitruvius’un Mimarlık Üzerine’nin beşinci kitabında tarif ettiği bir yapının betimlemesiyle eşleştirdi. Vitruvius’un ifadesiyle bu yapı, “Fano’daki Iulius kolonisi içinde hayata geçirilmişti.” Arkeologlar yüzyıllar boyunca bu yapıyı aramıştı.
2- 430.000 Yıllık Bilinen En Eski Ahşap Aletleri
Araştırmacılar, Yunanistan’daki Marathousa 1 alanında, türünün bilinen en eski örnekleri olan 430.000 yıllık ahşap aletler ortaya çıkardı.

Marathousa 1’de bulunan ve kazma çubuğu veya çok amaçlı alet olduğundan şüphelenilen nesnenin yeniden oluşturulmuş hali. C: D. Michailidis, K. Harvati
Güney Yunanistan’da bulunan iki ahşap alet 430.000 yıl öncesine tarihleniyor. Bu da onları, bilinen en eski elde taşınabilir ahşap aletlerden 40.000 yıl daha eski yapıyor. Ahşap aletlerin, taştan yapılmış benzerlerine kıyasla zaman içinde çok daha kolay bozulduğu düşünüldüğünde bu bulgu, ahşap işçiliğinin atalarımızın “alet çantasının” çok uzun bir süre boyunca önemli bir parçası olduğunu düşündürüyor. Araştırmacılar, mikroskop altında yontma ve oyma izlerini net biçimde tespit etti: En az 81 cm uzunluğunda kızılağaçtan bir alet (muhtemelen çamurda kazıma ya da kabuk soyma için) ve 5,7 cm’lik daha küçük bir parça (kabuğu ayırmaya yönelik darbeler olabilir). Üstelik sahada, fil leşlerinin işlendiğine dair izlerle birlikte büyük etoburların izleri de var.
1- Dünyanın Bilinen En Eski Kaya Resmi Endonezya’da Ortaya Çıktı
Endonezya’da yer alan bir mağarada, 67.800 yıl öncesine tarihlenen dünyanın bilinen en eski kaya sanatı bulundu.

Bilinçli olarak daraltılmış parmak izi şablonları, Sulawesi’nin güneyindeki Leang Jarie gibi başka yerlerde de bulunmuştu. C: Ahdi Agus Oktaviana
Güneydoğu Sulawesi’de bir mağaranın içinde yer alan bu eser, aynı zamanda modern insanların (Homo sapiens) Asya ve Avustralya kıta sahanlıkları arasındaki adalarda yaşadığına dair bilinen en eski arkeolojik kanıt. El şablonu, daha genç kaya sanatlarıyla çevrili; bunların arasında başka bir el şablonu da bulunuyor. Bu keşif, Yerli Avustralyalıların atalarının en az 60.000 yıl önce kıtaya ulaşırken izlediği yolculuğa dair bilim insanlarının anlayışındaki büyük bir boşluğu doldurabilir. Kaya sanatının özgün anlamı bilinmese de, el şablonları sanatçıların kendine ait kültürel kimliği olan görece büyük bir gruba ait olduğuna işaret ediyor olabilir.


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >