Blog
Amerika’nın İlk İnsanları Mamutlar Yok Olana Kadar Avladı mı?
Tarihöncesi avcı-toplayıcıların mamutların ve diğer megaotçulların Amerika’daki yok oluşundaki rolü; araştırmacıların üzerinde uzlaşamadıkları bir konu.
www.arkeofili.com
Amerika’da yer alan en eski insan yerleşimleri; mamutlar da dahil olmak üzere büyük otçulların iskeletleriyle dolu.

Clovis silahları, 15 farklı bölgede mamut iskeletlerinin yanında bulundu. C: Wikimedia Commons
Tarihöncesi avcı-toplayıcıların mamutların ve diğer megaotçulların Amerika’daki yok oluşundaki rolü; araştırmacıların üzerinde uzlaşamadıkları bir konu.
Bu fikir ayrılığı, yeni yayımlanan iki çalışmayla öne çıkıyor. Bunlardan biri; kıtaya ulaşan ilk insanların bu devasa Buzul Çağı canavarlarını avlamada uzmanlaştığını öne sürerken, diğeri tek bir mamutun bile kesildiğine dair ikna edici kanıt bulunmadığını söylüyor.
Eski insanların; bir zamanlar Sibirya’yı Alaska’ya bağlayan, bugün sular altında kalmış Beringia bölgesinden geçerek Amerika’ya ulaştıkları ve ardından güneye yayıldıkları düşünülüyor.
Beringia’nın kendi içinde insan kültürüne dair en eski izler yaklaşık 14.000 yıl öncesine tarihleniyor. Clovis kültür kompleksi daha sonra yaklaşık 13.400 yıl önce Kuzey Amerika’da ortaya çıktı. Onu yaklaşık 12.900 yıl önce Güney Amerika’daki Balıkkuyruğu Ok Ucu kompleksi izledi.
Bu kültürlerle bağlantılı alanlarda bulunan hayvan kemiği ve tarihöncesi alet topluluklarını analiz eden bir araştırma ekibi; en erken Amerikalıların neredeyse tamamen megafauna (büyük otçul hayvanlar) etinden oluşan son derece dar bir diyet tükettiği sonucuna vardı.
Avcı-toplayıcılar yeni alanlara yayıldıkça; Beringia’da yünlü mamutları, Kuzey Amerika’da Columbia mamutlarını ve Güney Amerika’da hem dev yer tembelhayvanlarını hem de modern fillerin akrabaları olan gomphotherileri avlamada uzmanlaştıklarını yazıyorlar.
Ekip bu modeli desteklemek için; erken Paleo-Yerli alanlarında avcılık ve kasaplık teknolojilerinin bolluğuna, bitkileri işlemek ya da küçük av hayvanı veya balık yakalamak için kullanılabilecek diğer aletlere dair hiçbir kanıt olmamasına işaret ediyor.
Megaotçul kalıntıları ise ilişkili hayvan kalıntılarının ezici çoğunluğunu oluşturuyor. Bu da bu büyük hayvanların düzenli olarak hedef alındığına işaret edebilir.
Alaska Fairbanks Üniversitesi’nden çalışma yazarı Ben Potter, “Yiyecek kaynakları, hareketlilik ve teknoloji analizimiz yoluyla bu stratejinin; yabancı manzaralardaki küçük avcı-toplayıcı grupları için (enerjik maliyet-fayda açısından) en anlamlı seçenek olduğunu gösterdik” diyor.
“Böyle bir yaklaşımın en büyük yararı, yalnızca hayvanlara uyum sağlamanız gerekmesi ve doğal çevre ile yerel bitkileri öğrenmek zorunda olmamanız. Bu uyum, kolonileşen nüfuslar için beklenebileceği gibi düşük nüfus yoğunluğuyla yabancı topraklara hızla hareket etmeyi kolaylaştırır.”
Araştırmacılar dolayısıyla erken Paleo-Amerikalıların, büyük otçulları izleyerek Amerika’ya yayıldığını öne sürüyor ve bu yaratıkların soylarının tükenmesinin Kuzey’den Güney Amerika’ya insan kültürünün yayılmasıyla aynı eğriyi izlediğini belirtiyor.
Ancak bu fikre meydan okuyan ayrı bir ekip; mamut kalıntıları içeren 15 Clovis alanının tümünü analiz ederek hayvanların aktif olarak avlanıp avlanmadığını ya da yalnızca başka nedenlerden öldükten sonra leşçilikle mi tüketildiğini değerlendirdi.
Kent Eyalet Üniversitesi’nden çalışma yazarı Metin Eren, “Mamut ve mastodon gibi proboscideanlarla ilişkilendirilen Clovis taş uçlarına sahip olduğumuz her alanı inceledik ve bu hayvanların öldürüldüğünü mü yoksa zaten ölü olup daha sonra leşçilikle mi tüketildiğini söyleyemiyoruz” diyor.
Eren, “Tam bir eşit durum var” derken; bu kemiklerin son konumlanmasının ve durumunun eşit olasılıkla avcılıktan ya da leş toplayıcılığından kaynaklanabileceğine işaret ediyor.
Örneğin ekibi; bu iskeletlerle ilişkili çok sayıda Clovis eserine karşın Kuzey Amerika’da bir proboscidean kemiğine gömülü bir taş ucun bugüne dek hiç bulunmadığını belirtiyor. Buna karşılık, Avrasya’da bu tür pek çok örnek bulundu.
Eren, “Zaman zaman mamut avlamadıklarını söylemiyoruz. Ancak tek bir alanda bile Clovis’in o mamutu öldürdüğünü kesin olarak söyleyemiyorsanız, o zaman mamutları aşırı avlayarak soylarını tükettiklerini de öne süremezsiniz” diyor.
“Eğer bu, Clovis insanlarının mamutları öldürdüğüne dair bir cinayet davası olsaydı, beraat kararı vermek zorunda kalırdık.”
Ancak Potter bu açıklamaya pek yanaşmıyor ve Eren’in makalesini “geniş bir veri yelpazesiyle tutarsız… son derece spekülatif ve polemikçi bir çalışma” olarak nitelendiriyor. Buna yanıt olarak Eren, Potter’ın makalesinin kendisi ve ekibinin daha önceki araştırmasını yanlış temsil ettiğini ve seçici verilere dayandığını öne sürüyor.
IFL Science. 1 Temmuz 2026.
Makale 1: Ben A. Potter et al. (2026). Sci. Adv.12.
Makale 2: Eren et al. (2026). Journal of Archaeological Science: Reports.


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >