Blog
Antik Yunan Olimpiyatlarında Kadınlar Yarışabiliyor muydu?
Pausanias, “yarışmanın evlenmemiş kızlar için bir koşu etkinliği” olduğunu, üç farklı yaş kategorisi bulunduğunu ve Olympia’da her dört yılda bir yapıldığını yazmıştı.
www.arkeofili.com
Antik Olimpiyat Oyunları erkek atletlerle doluydu; peki kadınların spor müsabakalarına katılabileceği fırsatlar var mıydı?

Atalanta Barberini ya da Koşan Kız olarak bilinen kadın koşucu. C: Carole Raddato / Wikimedia Commons
Antik Olimpiyat sporcuları güçleri ve çeviklikleriyle ünlüydü; peki bu atletler arasında hiç kadın var mıydı? Antik Olimpiyatlar, Yunanistan’ın dört bir yanından ve kimi zaman daha uzaklardan insanların katıldığı, yaklaşık MÖ 776’dan MS 393’e kadar süren oyunlardı. MS 2. yüzyılda yaşamış yazar Pausanias, bu dönemin büyük bölümünde kadınlara yönelik kısıtlamaların katı olduğunu yazmıştı. Pausanias ayrıca oyunlarda yakalanan kadınların uçurumdan aşağı atılmasını emreden bir yasadan söz ediyordu.
Antik Olimpiyat Oyunları büyük ölçüde kadınlara kapalı olsa da, kadınların yarışabileceği başka atletizm müsabakaları vardı, özellikle de koşu içerenler. Hatta oyunların yapıldığı Olympia’da, Hera onuruna düzenlenen ve Heraea adı verilen bir dizi koşu yarışı da bulunuyordu. Bu yarışlar, oyunların yapıldığı Peloponez Yarımadası’ndaki Olympia’da gerçekleştirilirdi.
Pausanias, “yarışmanın evlenmemiş kızlar için bir koşu etkinliği” olduğunu, üç farklı yaş kategorisi bulunduğunu ve Olympia’da her dört yılda bir yapıldığını yazmıştı.
Pausanias, “Koşma biçimleri şöyledir: Saçlarını salarlar, tuniklerini dizin biraz üstüne kadar sarkacak şekilde bırakırlar ve sağ omuzlarını göğse kadar açıkta bırakırlar” diye yazmıştı. Bu şekilde giyinmiş ve atletik etkinlik içinde tasvir edilmiş kadın betimlemeleri, antik Yunan eserleri üzerinde bulundu.
Pausanias’a göre, kazananlara zeytin yaprağından taçlar ve Hera’ya kurban ettikleri ineğin bir payını verirlerdi; ayrıca kazananların üzerinde isimleri yazılı heykelleri de dikilebiliyordu. Kadınlar arasında koşu yarışmaları, antik Yunan dünyasının başka yerlerinde de düzenleniyordu.
Kadınlar, Olimpiyatlar da dahil antik yarışmalara savaş arabası takımları (bir sürücü ve dört attan oluşan) da sokabiliyordu. Ancak arabaları mutlaka kendileri sürmüyorlardı. Ayrıca nadir istisnalar dışında Olimpiyat Oyunları’nı izlemelerine de izin verilmiyordu.
Yine de bir savaş arabası takımının sahibi olarak, zaferi sahiplenebiliyorlardı. Sparta kralının kız kardeşi Kyniska, MÖ 396’da savaş arabası takımı kazanınca, Olimpiyat Oyunları’nın bilinen ilk kadın şampiyonu oldu. Kyniska, kazanan atların sahibiydi ve onları yetiştirmişti; bir heykel kaidesindeki yazıt, onun Olimpiyatlar’ı kazanan “tüm Yunanistan’daki tek kadın” olduğunu söylüyordu.

“Atalanta Barberini”, kısa bir elbise (chiton) giymiş ve koşarken görünen bir kadını tasvir ediyor. Eser yaklaşık 2.000 yıl öncesine dayanıyor. C: Carole Raddato / Wikimedia Commons
Antik metinler ve arkeolojik kalıntılar, kadınların güreş gibi başka sporlara da katıldığını gösteriyor. Resmi kadın yarışmalarına dair kanıtlar sınırlı, fakat bu, hiç yapılmadıkları anlamına gelmiyor.
Iowa’daki Morningside Üniversitesi’nden emeritus profesör olan Heather Reid, özellikle Sparta’da, eğitim amaçlı olarak kadınların güreş gibi etkinliklerle uğraştığına dair edebi kanıtlar olduğunu söylüyor.
Sparta’da, genç kızların kas yapmak ve kas kütlesini korumak için, başka sporların yanı sıra güreş çalışması bir gereklilikti. MÖ 1. yüzyılda yaşamış antik şair Propertius, “çıplak bir kızın erkek güreşçiler arasında, eleştiri görmeden oyunlara katılabilmesine şaşırdığını” yazmıştı. Ayrıca Sparta’daki kadınların, antik bir karma dövüş sanatları biçimi olan pankration çalıştığını da belirtmişti.
Evlilikten sonra
Evlenen kadınların erişebildiği atletizm müsabakalarının sayısının sınırlı olduğu anlaşılıyor. Reid, “Kadın atletizmi, erkek atletizmi gibi, geçiş ritüellerinden doğmuş görünüyor. Kadınlar söz konusu olduğunda ritüel, çocuktan Parthenos’a… yani evliliğe uygun kadına geçişi içeriyordu” diyor. Reid, savaş arabası takımlarına sahip olan evli kadınların, takım sahibi olarak yine de zaferi sahiplenebileceğini belirtiyor.
Illinois State Üniversitesi’nden tarih profesörü Georgia Tsouvala ise Sparta’daki evli kadınların bazı yarışmalara katılabilmiş olabileceğini söylüyor.
“Sanırım bu mümkün olabilirdi, eğer yarışma yerelse. Örneğin, Spartalı kadınların evlendikten ve hamile kaldıktan sonra bile gymnasion’u ve palaestra’yı [güreş okulu] kullanmayı sürdürdüğünü biliyoruz.”

Koşmaya hazırlanıyormuş gibi görünen bir kadını tasvir eden 2.500 yıllık bir heykelcik. Antik metinlerde anlatılanlara benzeyen bir chiton giyiyor. C: Wikimedia Commons
Roma egemenliğindeki Yunanistan
MÖ 2. yüzyılda başlayan Roma egemenliği döneminde, Yunanistan’da kadınlara yönelik atletik yarışmaların sayısında bir artış olduğu görülüyor. Bu tarihlerde kadın koşu yarışlarından söz eden daha fazla kayıt mevcut.
Groningen Üniversitesi’nden antik tarih profesörü Onno van Nijf, Roma döneminde kadın yarışmalarının neden arttığının net olmadığını söylüyor. Ona göre Romalıların Yunan atletizmine karşı ikircikli bir tutumu vardı ve olgunun gerçek bir açıklaması hâlâ ortaya konabilmiş değil.
Roma dönemine tarihlenen ve Yunanistan’daki kadın atletlerden söz eden pek çok eser var. Bir yazıt, MS 1. yüzyılda yaşamış Hedea adlı bir kadını anlatıyordu: Hedea, koşu ve savaş arabası yarışlarında birden çok kez kazanmış ve bu zaferleri nedeniyle Atina vatandaşlığıyla ödüllendirilmişti.
MS 1. yüzyıl sonlarına tarihlenen bir başka yazıt ise Kos adasından geliyor ve adadaki bir güreş okulunun üyelerini listeliyor. İsimlerin hepsi erkek; yalnızca Hetereia Prokilla adlı bir kadın istisna. Tsouvala’ya göre o ve diğer güreşçiler “presbyteroi” olarak listelenmişti. Bu adlandırma olgun bir bireye işaret edebileceği gibi, kentin önemli üyelerine de işaret ediyor olabilir.
Hetereia Prokilla’nın Kos adasında erkeklere karşı yarışıp yarışmadığı belli değil ve kendisi hakkında çok az şey biliyoruz. Tsouvala, “Yazıttan onun seçkin sınıfa mensup olduğunu ve bir Roma vatandaşı olduğunu varsayabiliriz” diyor.
Antik Yunan bir kadın atleti tasvir ettiği düşünülen, günümüze ulaşmış en bilinen eserlerden biri Vatikan koşusucu (aynı zamanda “Koşan kız” ya da “Atalanta Barberini” olarak da biliniyor). Yaklaşık 2.000 yıl öncesine tarihlenen bu eser, Pausanias’ın betimlediğine benzer biçimde, chiton denilen bir giysi giyen genç bir kadını gösteriyor. Figür bir yarışta koşuyor gibi görünüyor. Eser günümüzde Vatikan Müzeleri’nde.
Live Science. 8 Şubat 2026.


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >