Blog

May29

Bilinen En Eski Lokal Anestezi Kanıtı Çin’de Bulundu

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AmeliyatAnesteziÇinMingTedaviZehir



Bilinen En Eski Lokal Anestezi Kanıtı Çin’de Bulundu

Araştırmacılar kalıntının bileşimini çözmek için, bir örneğe lazer ışını göndererek örneğin fotonlarının saçılmasına neden olan “mikro-Raman spektroskopisi” tekniğini kullandılar.

 

 

Begüm Bozoğlu - www.arkeofili.com

 

Zehirli bitkilerle hazırlanan bilinen en eski lokal anestezi kanıtı, Çin’deki bir mezarda 600 yıllık cerrahi alet seti üzerinde keşfedildi.

Analiz edilen cerrahi aletler ve her birinin üzerinde bulunan anestezi kalıntısının yakından görünümü. C: Ling vd. 2026.

Çin’deki Ming Hanedanlığı dönemine ait bir mezarda bulunan 600 yıllık cerrahi alet seti, lokal anesteziye dair dünyadaki ilk kimyasal kanıtı gözler önüne serdi. Cerrahi işlemlerde cildi uyuşturmak için kullanılan bu anestezi maddesinin, son derece zehirli bir bitki olan kurtboğan otu (Aconitum) kullanılarak hazırlandığı anlaşıldı. Ancak bu zehirli bitki, kullanılmadan önce diğer bazı maddelerin yanı sıra idrar yardımıyla zehrinden arındırılmış.

Çalışmanın ortak yazarlarından, Çin’deki Northwest Üniversitesi’nde arkeolog olan Congcang Zhao, “Altı yüzyıl önce, Ming Hanedanlığı döneminde yaşamış bir cerrahın demir makas ve cımbızla gerçekleştirdiği ameliyatın izlerini, bugün lazer ışığı yardımıyla, o aletlerin üzerinde kalan anestezi kalıntılarından okuyoruz” diye belirtiyor.

Antiquity dergisinde yayımlanan çalışmada, Zhao ve meslektaşları, Şanghay’ın yaklaşık 150 kilometre kuzeybatısındaki Jiangyin şehrinde yer alan ve Ming Hanedanlığı (1368 – 1644) dönemine tarihlenen Xia Quan’ın mezarında onlarca yıl önce keşfedilen iki cerrahi aleti analiz ettiler.

Bir nesnenin element bileşimini ortaya çıkaran ve nesneye zarar vermeyen bir teknik olan X-ışını floresan analizi (XRF) temelinde araştırmacılar, makas ve cımbızın demirden yapıldığını belirlediler. Ardından mikroskop altında, organik bileşiklerin izlerini tespit edebilme ümidiyle aletlerin üzerindeki pas rengi kalıntılardan üç küçük parçacık seçtiler.

Araştırmacılar kalıntının bileşimini çözmek için, bir örneğe lazer ışını göndererek örneğin fotonlarının saçılmasına neden olan “mikro-Raman spektroskopisi” tekniğini kullandılar. Bu saçılmanın örüntüsü analiz edilerek örnekteki moleküllerin yapısal parmak izi oluşturuldu.

İki cerrahi aletin Raman spektroskopisi analizi; hidrojen siyanürde de bulunan siyano fonksiyonel grubunun yanı sıra, yağların organik bileşenlerinin varlığını da ortaya çıkardı. Araştırmacılar, tüm bu sonuçlar bir arada değerlendirildiğinde, kalıntıların tıbbi ve potansiyel olarak anestezik özelliklere işaret ettiğini belirtiyor. Bu doğrultuda, alkaloid bir toksin olan akonitinin, kalıntıların muhtemel bir bileşeni olduğu ifade ediliyor.

Akonitin; Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’ya özgü olan Aconitum cinsine ait bitkilerde bulunuyor. Kurtboğan otu, kask otu, miğfer otu veya boğan otu olarak da bilinen bu çiçekli bitkiler son derece zehirli; ancak yüzyıllardır geleneksel Asya tıbbında, esas olarak ağrı kesici (analjezik) özelliklerinden dolayı kullanılıyor.

Araştırmacılar, Ming Hanedanlığı dönemindeki hekimlerin, akoniti zehrinden arındırıp anestezik bir toza veya sıvıya dönüştürmek için maş fasulyesi, sirke veya genç erkek çocukların idrarı gibi asidik maddeler kullanarak bitkinin zehrini nasıl hafifleteceklerini bildiklerini belirtiyor.

Zhao’ya göre, demir cerrahi aletler kullanan Ming dönemi hekimleri, akonitinin zehirliliğini bölgesel uygulama, karışım reçeteleri ve sıkı prosedür kontrolleri yoluyla dizginliyordu. Bu da ilacın gücü ile hasta güvenliği arasında denge kurma konusundaki pratik yeteneklerini gösteriyor.

Araştırmacılar, 600 yıllık demir aletlerin muhtemelen küçük cerrahi müdahalelerde kullanıldığını belirtiyor. İlk olarak hekim, uyuşturucu maddeyi ilgili bölgeye uygular, ardından cildi tutmak için cımbızı ve dış tabakayı kesip temizlemek için de makası kullanırdı. Anestezi kalıntısı her iki alette de mevcuttu ve ameliyat sırasında kullanımlarıyla uyumlu olacak şekilde işlevsel alanlarda yoğunlaşmıştı. Bu durumda anestezinin sıvı formda olması muhtemel; temizlikten kurtulup demir aletlerin üzerine sıçramış ve zamanla metali korozyona uğratarak aşındırmış olabilir.

Bu analiz, araştırmacıların antik cerrahi aletler üzerinde anestezik maddelere dair doğrudan kimyasal kanıt buldukları ilk çalışmayı temsil ediyor. Zhao’ya göre, Ming dönemi tıp metinlerindeki anestezi reçetesi kayıtlarıyla birleştirildiğinde bu çalışma, kurtboğan otu bitkisinin cerrahi prosedürler sırasında güvenli ve hassas bir şekilde uygulanan bölgesel bir anestezi olarak kullanıldığını doğruluyor.


Live Science. 27 Mayıs 2026.

Makale: Ling, X., Li, J., Zhao, G., et al. (2026). 

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için