Blog
Çin Hükümdarının Mezarındaki Çanlar Bir Ritüele İşaret Ediyor
Çanların üzerine, atalarının kahramanca eylemlerine övgüler ve onların güçlerini Zeng’in topraklarını korumak için kullanmaları yönünde bir çağrı işlenmişti.
www.arkeofili.com
Arkeologlar, bir Çin hükümdarının 2.600 yıllık mezarını açtıklarında etrafa saçılmış bronz çanlar ve kırılmış ahşap askılıklarla karşılaştı.

Qiu’nun mezarında bulunan bronz çanlar. C: Tse, C. (2026).
Bu kalıntıların ilginç bir yanı vardı. Görünüşe göre mezar sahibinin ailesi, çanların güçlerine artık ihtiyaç kalmadığında onları “etkisizleştirmeyi” seçmişti.
Yaklaşık MÖ 656 ya da 625’te, Zeng devletinin lordu Qiu, düşman Chu devletine karşı ataların güçlerini çağırmak için bir çan takımı yaptırdı. Ama daha Qiu ölmeden Zeng ile Chu barış yapmıştı ve çanların koruma için çaldığı ezgiler amacını yitirmişti. Qiu ölünce, ardından yas tutanlar, onun öbür dünyadaki rolünü yeniden biçimlendirmek amacıyla çanları söktüler.
University College London Arkeoloji Enstitüsü’nde doktora adayı olan Chinglong Tse, “Arkeologlar nesneleri birer araç olarak ele alırlarsa, modern, akılcı ve seküler insan imgesini geçmişe yansıtma riskiyle karşı karşıya kalırlar” diyor. Tse, Zeng halkı için çanların yalnızca birer çalgı değil, ruhlar, atalar ve güçle dolu bir dünyanın etkin bir parçası olduğunu savunuyor.
İlkbahar ve Sonbahar döneminde çalınan çanlar
Qiu, Çin tarihinde çalkantılı bir dönemde, Zhou hanedanı içindeki rakip devletlerin güç için savaştığı, İlkbahar ve Sonbahar dönemi olarak bilinen çağda yaşadı.
Qiu’nun kendi devleti Zeng, Yangtze Nehri ile Zhou hanedanının merkezini birbirine bağlayan vadide yer alıyordu. Çalışmaya göre Zeng, bizzat göklerin kendisine “güney Çin’i koruma ve yönetme” görevini verdiğini ilan etmişti. Ancak konumu, eski Zhou hanedanının güçlü devletlerinden biri olan rakip Chu devleti tarafından tehdit ediliyordu.
Qiu, topraklarını korumak amacıyla, ejder motifleriyle bezenmiş ve pırıl pırıl kuvarslarla kakılmış gösterişli bir bronz çan takımı yaptırdı. Çanların üzerine, atalarının kahramanca eylemlerine övgüler ve onların güçlerini Zeng’in topraklarını korumak için kullanmaları yönünde bir çağrı işlenmişti.
Ama Chu kralı kendi kız kardeşini Lord Qiu ile evlendirince, ataların güçlerini bir araya toplayan çanlar, devletin geçmişteki rekabetinin sıkıntı verici bir kalıntısı haline geldi.
Çanları susturmak
Zhou hanedanında bronz çanlar birer süsten fazlasıydı. Sahipleriyle ve soylarıyla özünden bağlıydılar ve çalışları göğe “kuş cıvıltısı” gibi mesajlar taşıyordu.
Ama çanların gücü, yalnızca düzgün biçimde dizilip askılıklarına asıldıklarında işe yarıyordu. Bu yüzden eski düşmanlar müttefik olunca, Qiu ve ardından yas tutanlar, çanların öbür dünyaya seslenmesini durdurmak için onları söktürüp dağıttılar.
Mezarın el değmemiş oluşu, çanların hedef alınmasının kasıtlı olduğunu düşündürüyor. Tse’ye göre kanıtlar “gömme sırasında bilinçli bir sökme işlemine işaret ediyor.”
Zhou dünyasında bir insanın atalarıyla ilişkisi ölümle sona ermiyor, ritüellerle sürdürülmesi gerekiyordu. Bu yüzden eski çanlar söküldükten sonra Qiu, daha küçük ve daha yalın yeni bir bronz çan takımı yaptırdı. Bu çanlar, yalnızca öbür dünyaya yönelik yazıtlarla, güneydoğuya bakacak şekilde düzgünce istiflenmişti.
Tse’nin daha geniş savı, arkeologların eserleri çok sık biçimde salt birer araç olarak ele aldığı ve böylece geçmişteki insanların çevrelerindeki şeyleri ne kadar farklı algıladığını gözden kaçırdığı yönünde.
Tse, arkeologların nesneleri eski yazılar ve analizlerle birleştirerek “eski şeylerin ve insanların konuşmasına izin vermesi” gerektiğini öne sürüyor. Onları yalnızca belgelemek ve “işlevsel ya da simgesel bir anlam atamak her zaman yeterli değil” diyor Tse.
Tse, bu fikirleri araştırmak için, bronz çanların yapıldığı Zeng kentlerinden birini kazmayı umuyor.
“Zeng devletinde bronz çanların nasıl üretildiği hakkında hâlâ çok az şey biliyoruz” diyen Tse, çanların nasıl yapıldığını anlamanın, bu insanların bronz çanlarıyla ilişkilendirdiği dünya görüşlerine ve inançlarına dair daha net bir resim sunabileceğini belirtiyor.
Makale: Tse, C. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >