Blog
Devasa Kalkolitik Çağ Toplu Mezarında Sağlık Krizi Ortaya Çıktı
Yaklaşık 5.000 yıl önce, İspanya’daki Camino del Molino’ya gömülen çocukları, muhtemelen tüberkülozu da içeren solunum yolu enfeksiyonları kırıp geçiriyordu.
Zeynep Şoray - www.arkeofili.com
Avrupa’nın en büyük Kalkolitik Çağ mezarlığında bulunan çocuk kemikleri, 5.000 yıllık bir sağlık krizini gözler önüne seriyor.

Camino del Molino mezarlık alanı. C: S. Díaz-Navarro
Yaklaşık 5.000 yıl önce, İspanya’daki Camino del Molino’ya gömülen çocukları, muhtemelen tüberkülozu da içeren solunum yolu enfeksiyonları kırıp geçiriyordu. Kayaya oyulmuş bu devasa dairesel mezar mağarası, içinde 1.300’den fazla bireyi barındırmasıyla Avrupa’nın en büyük Kalkolitik Çağ toplu mezarı olarak biliniyor ve uzun yıllardır kazı ve bilimsel incelemelere konu oluyor.
Şimdi ise yeni bir çalışma, bu hastalıkların ne kadar yaygın olduğunu ve kemiklerde nasıl izler bıraktığını ortaya koyuyor.
MÖ 3. binyıla tarihlenen mezarlık, 700 yıldan uzun süre boyunca defalarca kullanılmış. Bu durum, erkekler, kadınlar ve çocuklara ait kemiklerin birbirine karıştığı büyük bir toplu mezar alanı oluşturmuş. Bu tür tarihöncesi toplu mezarlarda iskeletlerin bütün halde korunması son derece nadir bir durum. Özellikle çocuk kalıntıları, kemiklerin yüzyıllar boyunca yer değiştirmesi, kötü korunması ya da tamamen yok olması nedeniyle çoğu zaman bulunamıyor.
Ancak Camino del Molino’da araştırmacılar, 48 adet bozulmamış çocuk ve ergen iskeletine ulaşmayı başardı. Bu durum, solunum yolu hastalıklarıyla ilişkili kemik değişikliklerini ve bunların çocukluk dönemi sağlığı ile hayatta kalma oranları üzerindeki etkilerini incelemek için nadir bir fırsat sundu.
Kemiklere Kazınan Hastalık
Çok sayıda eksiksiz çocuk iskeleti günümüze ulaştığı için ekip, tek tek kemikler yerine tüm vücut genelindeki kalıpları inceleyebildi. İncelenen 48 bireyin yüzde 92’sinde, hastalıkla ilişkili en az bir kemik değişimi tespit edildi. Bunların yaklaşık yüzde 67’sinde ise hem başta kafatası ve bacak kemikleri olmak üzere kemik gözenekliliği izlerine hem de solunum yolu hastalıklarıyla bağlantılı enfeksiyon kaynaklı değişimlere rastlandı.
Çalışmanın başyazarı Dr. Sonia Díaz-Navarro, “Gördüğümüz bu tablo, muhtemelen tek bir patojenden ziyade, tekrarlayan veya uzun süren solunum yolu hastalıklarının yarattığı daha geniş kapsamlı bir yükü yansıtıyor” şeklinde açıklıyor.
Benzer kemik lezyonlarının erken çocukluk dönemindeki büyüme atakları sırasında da oluşabileceği öne sürülmüş olsa da araştırmacılar; bu lezyonların, aralarında gençlerin de bulunduğu incelenen tüm yaş gruplarında solunum yolu enfeksiyonunun diğer belirtileriyle birlikte çok sık görüldüğünü ve bu yüzden sadece büyümeyle ilgili süreçlerle açıklanamayacağını savunuyor.

Solunum yolu enfeksiyonuyla ilişkili kemik değişimi (serpens endocrania symmetrica) görülen kafatası kemiği. C: S. Díaz-Navarro
Daha detaylı incelemeler; 1 ila 4 yaş arasındaki en küçük çocukların ve 10 ila 14 yaş arasındaki erken ergenlik dönemindeki gençlerin en yüksek kemik değişimi oranlarına sahip olduğunu gösterdi. Bunlar arasında kafatasının iç kısmında, omurlarda, kalça ve leğen kemiklerinde yılan benzeri oluklar ile çukurlaşmalar yer alıyor. Önceki çalışmalar bu izleri, bakterilerin henüz kan dolaşımında seyahat ettiği tüberkülozun erken evreleriyle ilişkilendirmişti.
Çalışmada, enfeksiyonun zirve yaptığı bu dönemlerin, çocukların ve ergenlerin tüberküloz dahil akciğer enfeksiyonlarına karşı en savunmasız oldukları yaş aralıklarıyla örtüştüğü belirtildi.
İlginç bir şekilde, çocukların çoğunun benzer kemik değişiklikleri göstermesi, hastalığı tetikleyen şeyin cinsiyete dayalı faaliyetlerden ziyade paylaşılan yaşam koşulları olabileceğini düşündürüyor.
Dr. Díaz-Navarro, “Yerleşim yerinde yaşayan çocuklar da aynı ortamların çoğuna maruz kalıyordu: kapalı alan dumanı, toz, zanaat ve gıda işleme faaliyetlerinden kaynaklanan organik parçacıklar, hayvanlarla yakın temas ve muhtemelen hayvandan insana geçen (zoonotik) patojenler” diyor.
Dr. Díaz-Navarro’ya göre, hastalık belirtileri taşıyan bireyler akranlarından farklı bir şekilde gömülmemişti.
Dr. Díaz-Navarro, “Eldeki kanıtlar, patolojik durumları ne olursa olsun bireylerin genel olarak aynı genel cenaze muamelesini gördüğünü gösteriyor” diyor. “Bu özellikle önemli çünkü Camino del Molino, çok belirgin veya ciddi rahatsızlıkları olan bireyleri de içeriyor.”
Bu bireyler arasında kafatası ameliyatı (trepanasyon) geçirmiş kişiler ve hatta cücelik sendromuna sahip bir birey de bulunuyordu.
Sıradaki Araştırmalar
Gelecekte yapılacak antik DNA çalışmaları, Camino del Molino’da tüberküloz bakterisinin veya diğer hastalıkların varlığını kesin olarak doğrulayabilir. Benzer şekilde, bu bireylerin beslenme düzenlerini ve akrabalık bağlarını daha iyi anlamak için antik DNA ve izotop çalışmaları planlanıyor. Bu çalışmalar sadece hangi hastalıkların mevcut olduğunu değil; yaş, cinsiyet, sosyal roller ve beslenmenin yaşam koşullarını nasıl etkilemiş olabileceğini de aydınlatacak.
Son olarak Dr. Díaz-Navarro, “Yetişkinler arasında da benzer kalıpların bulunup bulunmadığını ve belirli grupların daha fazla maruz kalıp kalmadığını veya daha savunmasız olup olmadığını henüz anlamamız gerekiyor” diyor.
Çalışma, İber Kalkolitik Çağ’daki çocukluk hastalıkları ve ölümlerine dair acı bir tablo çiziyor. Ancak Dr. Díaz-Navarro’nun belirttiği gibi, “Her şeye rağmen hastalık, engellilik veya sıra dışı bedensel durumlar, cenaze törenlerinden dışlanmaya veya farklı muamele görmeye mutlaka yol açmıyordu.”
Makale: Díaz-Navarro, S., Santos, A. L., Maurandi, J. L., Del Nogal, M., Casas-Ferreira, A. M., Pavón, J. L. P., & Uriarte, M. H. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >