Çocuk Kitaplarımız

Strabon

Blog

Oca4

İran’da 3000 Yıl Önce Transseksüel İnsanlar Tanınmış Olabilir

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  CinsiyetDemir çağHasanluAşıklarİnterseksİranToplumsal RolİnterseksüelUrartu

İran’da 3000 Yıl Önce Transseksüel İnsanlar Tanınmış Olabilir

İran, Hasanlu’daki 3.000 yıllık mezarlarda bulunan eserler, üçüncü bir cinsiyetin varlığına işaret ediyor.

Yaklaşık MÖ 800 yıllarında katliama uğramış Hasanlu sakinleri. C: Penn Museum

İran, Hasanlu’daki Demir Çağı mezarlarındaki eserlerin analizi, üç farklı ölü hediyesi grubu olduğunu gösteriyor: erkekler, kadınlar ve ‘üçüncü cinsiyet’ için.

Görünen o ki, İran’daki gizemli bir medeniyet, 3.000 yıl önce erkek ve kadının yanısıra, üçüncü bir cinsiyetin varlığını tanıyarak cinsiyet çeşitliliğini benimsemiş olabilir. Söz konusu teori, günümüzde kuzeybatı İran’da bulunan ve binlerce yıllık bir bölge olan Hasanlu’daki mezarlarda bulunan eserlerin istatistiksel çalışmasına dayanıyor.

Çalışma, arkeologların antik medeniyetlerde cinsellik ve cinsiyet hakkında yaptıkları varsayımları sarsmakta ve aynı zamanda birçok toplumun ikili olmayan bir cinsiyet görüşüne sahip olduğunu vurguluyor.

Hasanlu arkeolojik yerleşiminin bir görüntüsü. C: Penn Museum

Erkek, dişi ve spektrum

Sanat tarihçisi olan Megan Cifarelli, “İnsan kalıntıları bir arkeolojik kazıda bulunduğunda, araştırmacılar, mümkünse iskeletin morfolojisine veya mezarda bulunan nesnelere dayanarak, onları bir cinsiyete tahsis eder. Önceden belirlenmiş kategorilerin kullanımı, erkek veya dişi olmanın, şimdi olduğu gibi uzun zaman önce aynı şeyi ifade ettiği varsayımıdır.” diyor.

Cifarelli, bu önyargıyı ortadan kırmak için Hasanlu’da 51 mezarda açığa çıkan yüzlerce esere bir algoritma uyguladı. Amaç: özellikle giyim eşyaları olmak üzere hangi nesnelerin birlikte daha sık ortaya çıktığını ve bunun ne anlama gelebileceğini bulmaktı. Cifarelli, araştırmasının sonuçlarını Amerikan Oryantal Araştırma Okullarının yıllık toplantısında sundu.

Hasanlu’da bir mezar. C: Penn Museum

Cinsiyete göre ölü hediyeleri

Verilere göre birlikte ortaya çıkma eğilimi gösteren iğneler, giysi broşları ve mücevherler, biyolojik olarak tanımlanabilen kadın iskeletleriyle neredeyse her zaman ilişkiliydi.

Metal kaplar, silahlar ve zırhlar gibi nesnelerin oluşturduğu bir diğer küme ise, erkek iskeletleriyle eşit derecede güçlü bir şekilde ilişkiliydi.

Ancak algoritma, aynı zamanda Hasanlu’daki mezarların yaklaşık %20’sinin üçüncü bir nesneler kümesine sahip olduğunu gösterdi: her iki cinsiyetin iskeletlerine de eşlik eden türlerden eser kombinasyonları.

Örneğin, bu kümedeki bir erkek mezarı, geleneksel olarak erkeksi bir eser olarak kabul edilen bir ok ucu ve Hasanlu’nun kültüründe “neredeyse en kuvvetli kadınsı öğe” olan bir giysi broşu içeriyordu.

Bir başka bireyde bir bıçak ve metal bir içme kabı ve ayrıca bir giysi broşu ve iğne vardı. Cifarelli’ye göre, ölen kişi için eril ritüel aktiviteleri gerçekleştirildiği, ancak kadınsı bir elbise giydiği anlaşılıyor. Bu kişinin biyolojik cinsiyeti bilinmiyordu. (İskeletler yalnızca yetişkinlere aitse ve gerekli tüm parçaları -özellikle de pelvis- varsa güvenle cinsiyeti söylenebilir. Bazı bilim insanları kafatasının yeterli olduğunu söylese de, erkek-kadın farklılıkları zor çözülebilir)

Cifarelli, her ihtimalde de Hasanlu’da açıkça ikiden fazla kategoride obje topluluğunun bulunduğunu söylüyor: biri açıkça kadınlarla, diğeri erkeklerle ilişkili ve bir de orta kategori var. Sanat tarihçisi, bu üç ritüel mezar eseri grubunun, yerel kültürün en az üç farklı cinsiyetin varlığını tanıdığına işaret ettiği teorisini öne sürüyor.

Ancak, bu eserlerin, diğer bazı sosyal rollerin göstergeleri ya da sadece yas tutan yakınları tarafından bırakılan rastgele hediyeler olmak yerine, cinsiyet belirtileri olduğunu nasıl bilebiliriz?

Cifarelli bundan emin olamayacağımızı kabul ediyor, ancak iki kutuplaşmış kümenin, ölen kişinin biyolojik cinsiyeti ile yakından ilişkili olduğu gerçeği, aslında cinsiyet kimliğinin ölü gömme biçiminde rol oynadığını gösteriyor.

Cifarelli, ayrıca, antropolojik açıdan bakıldığında, bu mezarların oldukça ritüelleştirildiği ve standartlaştırıldığını söylüyor. “Analizin, bir kadının en sevdiği küpelerini kocasının mezarı içine düşürmesi gibi bir ihtimalle bozulma olasılığı çok düşük. Mezarlarda görünen sosyal kategoriler daha resmi, daha az bireysel ve genellikle muhafazakar. Bu, ailenin, bu kişinin sosyal kimliğini öne sürme zamanı.”

Hasanlu’daki kalıntılar arasında bulunan altın kap. C: Penn Museum

Sakallı ve elbiseli

Cifarelli’nin araştırmaları, bu olası üçüncü cinsiyete ait olmanın tamamen kişisel kimlik meselesi olup olmadığını ya da interseks insanlar gibi fiziksel özellikler gösteren insanlar için yaratılmış bir sosyal kategori olup olmadığını söyleyemiyor.

İkili olmayan bireyler kümesinde, iskeletlerin yaklaşık yarısı erkek, %20’si kadın olarak tanımlandı ve gerisi bilinmiyor. Erkeklerin sayıca üstünlüğü, örneklemin küçük olmasının bir ürünü olabilir ya da bu eski toplumda erkeklerin cinsiyet kimliklerini belirleme konusunda daha fazla aleti olduğunu öne sürebilir.

Hasanlu halkı yazmadığı ve bize kendileri hakkında çok az bilgi bıraktığı için, ikili olmayan bireylerin nasıl adlandırıldığını ve hangi rolü oynadıklarını muhtemelen asla bilemeyeceğiz. Ancak Cifarelli, bu üçüncü cinsiyete ait izlerin, Hasanlu’nun sanatında, özellikle de arkeologlar tarafından ortaya çıkarılan altın bir kapta fark edilebileceğine inanıyor.

Kap üzerinde tasvir edilen figürler arasında, yerde otururken gösterilen kadın kıyafetleri giyen sakallı bir adam yer alıyor. Yerel ikonografide bu pozisyon, genellikle kadınlar için kullanılıyor. Cifarelli bunun kadın veya erkek olmayan bir kişinin temsili olabileceğini düşünüyor.

Hasanlu Aşıkları olarak bilinen bu iskeletlerin ikisinin de erkek olduğuna inanılıyor.

Hasanlu Aşıkları

İran’ın Türkiye ve Irak sınırına yakın alçak bir höyük olan Hasanlu, 1950’lerden 1970’lere kadar Pennsylvania Üniversitesi tarafından yoğun olarak kazıldı. Tunç Çağı ve Demir Çağı’nda, komşu iki güç arasında, günümüzde Türkiye ve Ermenistan merkezli bir krallık olan Asur imparatorluğu ve Urartu arasında giderek daha fazla mücadele edilen zengin bir kentti. Hasanlu ayrıca Yakın Doğu’nun Pompeisi olarak da bilinir, çünkü yaklaşık MÖ 800’de büyük olasılıkla Urartular tarafından yağmalandı ve yıkıldı. Urartular buranın sakinlerini katletti ve her yeri yaktı; geriye kül ve moloz tarafından mükemmel bir şekilde korunmuş düzinelerce iskeletle bir yıkım katmanı bıraktılar.

Bu kalıntıların en ünlüsü, Hasanlu Aşıkları olarak bilinen birbirine sarılan iki kişi. Her iki iskeletin de erkek olduğuna inanıldığından, bu keşif, bu eski kültürde sevgi ve cinsellik hakkında uzun bir tartışma konusu yarattı.

Çoğu korkunç biçimde sakat bırakılan Hasanlu’nun katledilen sakinlerinin iskeletleri, düzgün bir şekilde gömülmediklerinden, Cifarelli’nin çalışmasının bir parçası değildi. Cifarelli, daha önce MÖ 1050 civarında kentin yıkılmasından itibaren, Urartuların kenti yıktığı MÖ 800 yılına kadar, yaklaşık 250 yıla yayılan mezarlara odaklandı.

Bu dönemde, muhtemelen komşu bölgelerdeki tehditler nedeniyle, şehir militarizasyon sürecine girmişti. Büyük surlar yapıldı ve mezar hediyeleri arasında silahlar görünmeye başladı.

Cifarelli, MÖ 1050 yıkımından önce mezarlarda bulunan eserlerin, cinsiyetler arasında böylesine yoğun bir kutuplaşma göstermediğini ancak o sırada çok sayıda kişinin bulunduğunu belirtiyor: “Hangi tarafta olursanız olun, kriz dönemlerinde ayrılıkların daha belirgin hale gelmesi antropolojik bir gerçektir.”

Cifarelli, metodunun işe yaradığını ispatlamak ve toplumsal cinsiyeti ikili olarak görmeyen diğer eski toplumları tanımlamak için dünyanın dört bir yanındaki mezarlık eserleri hakkında başka büyük veri setleri bulmayı umuyor. “Antropologlar tarafından belgelenen ya da bugüne kadar hayatta kalan daha yakın geçmişteki gruplara baktığımızda, ikili olmayan cinsiyet son derece yaygın.”

Örneğin, araştırmacılar, yerli Amerika toplumlarının toplamda 100’den fazla farklı cinsiyet ifadesine sahip olduklarını, bazı kabilelerin beşe kadar cinsiyetin varlığını tanıdığını öğrendiler.


haaretz.com. 30 Aralık 2018.

Arkeofili

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için