Blog

Tem4

İrlanda’da 3.000 Yıllık Kent Ölçeğinde Bir Yerleşme Keşfedildi

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Haugheys FortİrlandaKentTunç Çağı



İrlanda’da 3.000 Yıllık Kent Ölçeğinde Bir Yerleşme Keşfedildi

Çalışma; Haughey’s Fort’ta 200’ün üzerinde olası ahşap konut yapısına dair kanıt tanımlıyor ve bu da tipik bir tepe kalesinden beklenebilecek olanı çok aşan yoğun ve yapılandırılmış bir yerleşime işaret ediyor.

 

www.arkeofili.com

 

Yeni araştırmaya göre İrlanda’daki bir yerleşme, 3.000 yıldan daha önce Batı Avrupa’da gelişen ilk büyük, organize yerleşimlerden biriydi.

 

2023 yılında çekilmiş, Haughey’s Fort ve King’s Stables’ın havadan fotoğrafı. C: James O’Driscoll et al. 2026.

Antiquity dergisinde yayımlanan çalışma; Kuzey İrlanda’daki Armagh yakınlarındaki Haughey’s Fort’u, MÖ 1.200 civarından itibaren yerleşim, zanaat üretimi ve ritüelin eşi görülmemiş bir ölçekte bir araya getirildiği geniş ve özenle planlanmış bir manzaranın odak noktası olarak tanımlıyor.

Navan tarihöncesi kompleksi; daha çok Ulster’in Demir Çağı başkenti olarak bilinen ve erken Orta Çağ edebi bağlantılarına sahip bir alan. Ancak yeni araştırma bölgenin Geç Tunç Çağı’nda zaten gelişmiş ve karmaşık bir merkez olduğunu gösteriyor. 

Glasgow Üniversitesi’nden Dr. James O’Driscoll ile Queen’s Üniversitesi Belfast’tan Dr. Patrick Gleeson önderliğindeki araştırma; gelişmiş uzaktan algılama, jeofiziksel araştırma, kazılar ve arşivlerin yeniden değerlendirilmesi ve analizini bir araya getiriyor.

Planlı bir merkezin kanıtı

Çalışma; Haughey’s Fort’ta 200’ün üzerinde olası ahşap konut yapısına dair kanıt tanımlıyor ve bu da tipik bir tepe kalesinden beklenebilecek olanı çok aşan yoğun ve yapılandırılmış bir yerleşime işaret ediyor. Bu konut yapılarının yanında büyük dairesel binalar bulunuyor. Bunların bir kısmı 30 metre çapa varan boyutta ve büyük olasılıkla kurumsal ya da toplumsal mekanlar niteliğinde. Bu da alanın bir “kentsel” merkez olduğu fikrini pekiştiriyor.

Araştırma ayrıca manzaranın gelişen ve iyi bağlantılı bir Tunç Çağı topluluğuna işaret ettiğini de söylüyor. Uzman tunç ve altın işçiliğine, büyük ölçekli ziyafetlere ve yüksek statülü eserlerin varlığına dair kanıtlar bulunuyor. Tüm bunlar hem ekonomik etkinliği hem de toplumsal örgütlenmeyi öne çıkarırken, ithal nesneler İber Yarımadası ve Orta Avrupa kadar uzaktaki bölgelerle uzun mesafeli bağlantılara işaret ediyor.

Haughey’s Fort; ritüel amaçlar için kullanılan, silah kalıplarının, hayvan kalıntılarının ve insan kemiği parçalarının yerleştirildiği eşsiz, yapay olarak inşa edilmiş bir havuz olan King’s Stables’ı da içeren çok daha geniş bir kompleksin parçasını oluşturuyordu. Palisade (ya da çok büyük ahşap çit) ile sıralanmış bir tören caddesi, kaleyi havuza fiziksel ve simgesel olarak bağlıyor ve büyük olasılıkla resmi geçit törenlerini kolaylaştırıyordu. Bu çalışmada 109 hektarlık geniş bir dış çevre olarak yeniden yorumlanan Creeveroe tepesi de dahil olmak üzere çok daha geniş bir kompleksin parçasıydı ve bu da siteyi İrlanda veya Britanya’daki bilinen en büyük arkeolojik anıtlardan biri haline getiriyordu. 


Creeveroe iç hendeğinin kazısı. C: Glasgow Üniversitesi

Araştırmacılar geniş manzarayı yeniden çerçeveliyor

Glasgow’un Beşeri Bilimler Okulu’nda öğretim üyesi Dr. O’Driscoll, “Araştırmamız, Tunç Çağı İrlanda’sında şimdiye dek tam olarak tanınmamış bir ölçek, örgütlenme ve bağlantılılık düzeyini gösteriyor. Haughey’s Fort’tan gelen kanıtlar; zanaat üretimi, alışveriş ve toplumsal etkinliğin hepsinin yakın biçimde bütünleştiği büyük, yoğun biçimde iskan edilmiş bir yerleşime işaret ediyor” diyor.

“Daha geniş bir Batı Avrupa bağlamında bu, Haughey’s Fort’u proto-kentsel bir merkezin en açık örnekleri arasına yerleştiriyor ve büyük, organize yerleşimlerin yaklaşık 3.000 yıl önce şekillenmeye başladığını gösteriyor. Bu, alanı anlama biçimimizi köklü biçimde değiştiriyor ve İrlanda’daki toplulukların Tunç Çağı Avrupası genelindeki daha geniş gelişmelere ne ölçüde bağlı olduğunu öne çıkarıyor.”

Erken Orta Çağ arkeolojisi kıdemli öğretim üyesi Dr. Patrick Gleeson, “Çalışma; izole anıtlara değil, tek ve son derece organize bir manzaraya baktığımızı açıkça gösteriyor. Çalışmamız Haughey’s Fort’un, King’s Stables’ın ve Creeveroe tepesinin hepsinin; yerleşim, üretim ve ritüeli bir araya getirmek üzere özenle yapılandırılmış, birbirine bağlı bir sistemin parçası olduğunu gösteriyor” diyor.

“Bu bize tüm kompleksi yeni bir ölçekte yeniden yorumlama olanağı sağlıyor. Bu, Batı Avrupa’daki en kapsamlı ve tutarlı Geç Tunç Çağı manzaralarından birini temsil ediyor ve toplulukların anıtsal bir ortam boyunca hareketi, inancı ve otoriteyi nasıl aktif olarak örgütlediğini gösteriyor.”

Kompleks boyunca net roller

Çalışma ayrıca; üretim, ziyafet ve yerleşimin Haughey’s Fort’a odaklandığı, ritüeller ve ideolojik uygulamaların ise King’s Stables’ta yoğunlaştığı, manzara boyunca net bir işlevsel ayrılmanın olduğunu da gösteriyor. Bir arada değerlendirildiğinde bu öğeler, son derece organize bir sistemi ve mühendislikle inşa edilmiş bir manzarayı ortaya koyuyor.

O’Driscoll ile Gleeson makalelerinde şöyle sonuçlandırıyor: “Tek başlarına Haughey’s Fort, King’s Stables ve Creeveroe tepesi benzersiz ve önemli anıtlar. Bir arada ise; Geç Tunç Çağı’nda güç, üretim ve ritüelin bölgesel bir merkezi olarak işlev gören, eşsiz, birbirine bağlı anıtsal bir manzarayı oluşturuyorlar. Bu manzaranın ölçeği ve benzersizliği; Geç Tunç Çağı topluluklarının karmaşıklığına ve etkisine değerli bir kavrayış sunuyor, Avrupa tarihöncesinde toplumsal örgütlenme, ekonomik etkinlik ve ritüel uygulamaya dair daha geniş anlayışımıza da hatırı sayılır biçimde katkıda bulunuyor.”


University of Glasgow. 30 Haziran 2026. 

Makale: O’Driscoll, J., & Gleeson, P. (2026). 

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için