Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

Ağu18

Kehribar İçinde 99 milyon Yıllık Cehennem Karıncası Bulundu

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Hamam BöceğiKarıncaKehribarKretaseMyanmar

Kehribar İçinde 99 milyon Yıllık Cehennem Karıncası Bulundu...

Araştırmacılar, Kretase dönemine ait 99 milyon yıldır bozulmadan korunmuş çarpıcı bir fosil ortaya çıkardı.

Bulunan fosil içerisinde, esrarengiz bir böcek türü olan antik cehennem karıncasına (haidomyrmecine alt familyasına ait bir cins) ve onun son yemeği olan olan, Caputoraptor elegans isimli hamam böceğinin nesli tükenmiş bir akrabasına rastlandı.

Araştırmacılar, 99 milyon yıl öncesine tarihlenen, kehribar içinde Caputoraptor elegans nimfasını avlamış halde bulunan işçi bir cehennem karıncası (Ceratomyrmex ellenbergeri) keşfetti. C: NJIT

Myanmar’da bulunan ve kehribarın içerisine sıkışıp kalmış olan bu eski karşılaşma, yeni tanımlanmış tarih öncesi bir karınca türü olan Ceratomyrmex ellenbergeri hakkında ayrıntılı şekilde inceleme olanağı sağlıyor.

Fosil, bir zamanlar o ve diğer cehennem karıncalarının tuhaf ama öldürücü özelliklerini ve dikey hareket eden, tırpan benzeri çenelerini ve boynuz benzeri uzantılarını nasıl kullandıklarını doğrudan gözler önüne seriyor.

Araştırmacılar, cehennem karıncalarının beslenme şeklini gösteren bu ender fosilin, sahip oldukları ilginç biçimlerine olası bir evrimsel açıklama getirdiğini söylüyor. Ayrıca araştırmacılar bu keşfin, karıncaların en eski akrabalarından bazıları ve birlikte hareket eden, yatay biçimli ağız yapılarına sahip modern akrabaları arasındaki önemli farkları ortaya koyduğunu belirtiyorlar.

(41 Milyon Yıllık Fosilde Çiftleşen Sinekler Bulundu)

Uzmanlar, oldukça yırtıcı olan cehennem karıncası türünün, diğer birçok erken karınca türü ile birlikte, 65 milyon yıl önce ekolojik değişimlerin yaşandığı Kretase-Paleojen dönemdeki yok oluş sırasında tükendiğini düşünüyor.

“Bir davranışı, özellikle de avlanmayı, fosilleşmiş olarak görmek son derece nadir görülür. Paleontologlar olarak elimizdeki bulgulardan yola çıkıp, eski adaptasyonların işlevleri hakkında tahminde bulunuyoruz. Fakat direkt olarak soyu tükenmiş bir yırtıcıyı, avını yakalamış halde görmek paha biçilemez,” diyor çalışmanın baş yazarı Phillip Barden.

Barden, “Bu fosilleşmiş avlanma, cehennem karıncanın ağız kısımlarının nasıl çalıştığına dair hipotezimizi doğruluyor… Avını bu şekilde yakalamasının tek yolu; ağız kısımlarının, günümüzde yaşayan diğer tüm karıncalardan ve neredeyse bütün böceklerden aksi bir yönde, yukarı ve aşağı hareket etmesidir.”

Barden, sözlerine şu önemli açıklamaları da ekliyor, “Soyu tükenmiş olan bu hayvanların yaklaşık yüz yıl kadar önce keşfedilen ilk cehennem karıncasından beri, günümüzdeki karıncalardan neden bu kadar farklı olduğu bir gizem… Bu fosil, ‘deneysel evrim’ dediğimiz şeyin arkasındaki işleyişi ortaya koymaktadır. Fosil kayıtlarında, bu tür çok sayıda deney görmemize rağmen, çoğu zaman onlara giden evrimsel yolun net bir resmine sahip olamadık.”

Cehennem karıncaları ve modern akrabalarının filogenik listesi ve kafa biçimlerinin yapısal özellikleri C: NJIT

Cehennem Karıncalarının Çeşitliliği ve ‘Boynuzlarını’ Kullanmaları

Barden’in ekibi, bugüne kadar tanımlanan 16 cehennem karıncası türünde gözlemlenen zengin çene ve boynuz çeşitliliğini, av yakalamaya yönelik geliştirilen adaptasyonlarla açıklıyor.

Görünüşe göre Ceratomyrmex gibi herhangi bir silahı olmayan canlı grupları, uzun boynuzlarını, avlarını dıştan kavramak maksadıyla kullandı, bununla birlikte 2017 yılında yine Barden ve meslektaşları tarafından keşfedilen Linguamyrmex vladi (Kazıklı Voyvoda) gibi diğer cehennem karıncaları boynuzlarını, böceklerin iç sıvıları (Hemolenf) ile beslenmek için potansiyel bir özellik olarak kullanıyorlardı. (Muhtemelen Linguamyrmex vladi’ye ait boynuzlar, metal benzeri sert minerallerle desteklenmişti.) 

Barden, en eski cehennem karıncası türünün atalarının, ilk başta ağız kısımlarını dikey yönde hareket ettirme kabiliyetlerine sahip olduklarını ve artık soyu tükenmiş olan bu türün, benzersiz bir şekilde ağız kısımları ve kafalarının işlevsel olarak bütünleştiğini söylüyor.

Barden, “Entegrasyon, evrimsel biyolojide güçlü bir şekil alma kabiliyetidir… Anatomik iki parça, ilk kez birlikte çalışıp, yine birlikte uyum içinde gelişmeye başladıklarında yeni evrimsel yollar açılır… Cehennem karıncalarının ağız hareketindeki bu yeniliğin sonuçları ise dikkat çekicidir. Bazı cehennem karıncası türleri tırtıklı dişlerle kaplı boynuzlara sahiptir. Linguamyrmex vladi gibi iç sıvılarla beslenen diğer türler ise boynuzlarını, kendilerine zarar vermemek için metal benzeri minerallerle güçlendirdikleri düşünülüyor. Bununla birlikte hiçbir modern karınca türünde boynuz bulunmaz.” şeklinde açıklıyor.

Araştırmacılar daha fazlasını keşfetmek için, Ceratomyrmex‘in ve diğer birkaç cehennem karıncası türünün baş ve ağız kısmı morfolojisini, (kafa, boynuz ve çene boyutları gibi) benzer yaşayan ve nesli tükenmiş karınca türlerinin fosilleriyle karşılaştırdılar. Bununla birlikte ekip hem Kretase hem de modern döneme ait karıncalar arasındaki evrimsel ilişkileri ortaya çıkartmak için filogenetik bir analiz yaptı. Ekibin analizleri; cehennem karıncalarının, modern karınca türünün evrimsel süreci düşünüldüğünde, türün en eski atalarından biri olduğunu ve birbirlerinin en yakın akrabaları olduklarını doğruladı. Bununla birlikte, özelleşmiş av yakalama davranışlarının bir sonucu olan kafa ve çene yapısı arasındaki ilişki, yaşayan akrabalarına kıyasla cehennem karıncalarını benzersiz kılar. Ayrıca analizlerden çıkan bir diğer sonuç ise, uzun boynuzların cehennem karıncalarında iki kez evrimleşmesi oldu.

Barden’in laboratuvarı, bulunan fosil sonucunda, uzun süredir kayıp olan bu avcı karınca sınıfının nasıl avlandığı ve yaklaşık 20 milyon yıldır nasıl başarıya ulaştığına dair sorulara karşı sağlam cevaplar aldılar. Fakat günümüzdeki modern karıncaların, bugün ‘her yerde bulunan böcekler’ haline gelmişken, cehennem karıncalarının yok olmasına neden olan şeyin ne olduğu hakkındaki sorular ise gizemini devam ettiriyor.

Barden’in ekibi yok oluşun grupların farklı farklı nasıl etkilendiğiyle ilgili daha fazla bilgi edinmek için yeni fosil katmanlarındaki türleri tanımlamaya çalışıyor.

Barden, “Şimdiye kadar yaşamış tüm türlerin %99’undan fazlası yok oldu. Gezegenimiz altıncı kitlesel yok oluş olayını yaşarken, soyu tükenmiş türleri ve onlar tükenirken bazı türlerin varlığını sürdürmesine neyin olanak sağladığını anlamaya çalışmak çok önemlidir,” diyor ve sözlerine şu şekilde devam ediyor:

“Bence fosilleşmiş böcekler, karıncalar kadar bize tanıdık olan ve her yerde bulunan bir canlının bile neslinin tükenebileceğini hatırlatıyor.”


New Jersey Institute of Technology. 6 Ağustos 2020. 

Makale: Barden, P., Perrichot, V., & Wang, B. (2020). Specialized Predation Drives Aberrant Morphological Integration and Diversity in the Earliest Ants. Current Biology.

 
Yazar:  
 
www.arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için