Blog
Mısır’da Beklenmedik Bir Yerde Dev II. Ramses Heykeli Bulundu
Aradan geçen binyıllar, sonunda anıtı kumun altına altına gömecekti.
www.arkeofili.com
Mısır’ın en büyük hükümdarlarından birine adanmış, 2,5 metrelik, altı tonluk anıt, özgün yerinden kilometrelerce uzakta ortaya çıkarıldı.

C: Egyptian Ministry of Tourism and Antiquities
Yaklaşık 3.300 yıl önce eski Mısırlı zanaatkârlar, Gize’nin yaklaşık 850 kilometre güneyinde yer alan Asvan kentinde büyük bir granit levha üzerinde çalışıyordu. Bunaltıcı sıcak, yorgun bedenlerinden ter dökerken, işçiler taşı ocaktan özenle çıkardı ve sonrasında onu büyük, görkemli bir heykele dönüştürdü. Proje, MÖ 1.279’dan MÖ 1.213’e kadar Mısır’ı yöneten güçlü bir firavun olan II. Ramses tarafından ısmarlanmıştı.
Aradan geçen binyıllar, sonunda anıtı kumun altına altına gömecekti. Ama bu yılın başlarında araştırmacılar, bu devasa figürü, yerleştirildiği yerden yüzlerce kilometre uzaktaki Tel Fara’un arkeolojik alanında (“Firavun Tepesi” anlamına geliyor) yeniden keşfetti.
Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’nda Mısırbilimci Hesham Hussein, “Heykelin kraliyet yüzünün belirmeye başladığı an, hepimiz için inanılmaz heyecan vericiydi” diyor. “Mısır tarihinin en büyük krallarından biriyle bağlantılı bir heykelin önünde durmak gerçekten unutulmazdı.”
Altı ton ağırlığındaki ve neredeyse iki buçuk metre yüksekliğe erişen heykel, ocaktan çıkarıldığına, taşındığına, ardından uzun ve bilinçli bir yeniden kullanım zincirinin parçası olarak yeniden taşındığına dair kanıtlar taşıyor. Bu durum, eski Mısır’ın dört bir yanındaki önemli ve taşınabilir anıtların çoğu zaman gizli kalan tarihini gözler önüne seriyor.
Hussein, “Bu ölçekteki anıtları taşımak, son derece organize işçi ekipleri ve dikkatli bir mühendislik gerektiriyordu” diyor. “Bu heykel, eski Mısır’da kraliyet anıtlarının yüzyıllar boyunca nasıl yeniden kullanıldığına, yeniden bağlamlandırıldığına ve korunduğuna dair daha geniş anlayışımıza katkıda bulunuyor.”
Keşif, Mısır makamları tarafından Nisan ayında duyuruldu.
Anıtları taşımak
Peki bu çarpıcı heykel, bu uzun yolculuğu nasıl yaptı?
Hussein, “Heykelin hikâyesi büyük olasılıkla Asvan’da başladı” diyor. II. Ramses döneminde dikilen birçok anıt gibi, bu heykel de Asvan’daki yüksek kaliteli granit ocaklarından kesilmiş, ardından kızak ya da tekneyle Nil boyunca 800 kilometreden fazla kuzeye, II. Ramses’in ileride Mısır’ın başkenti yapacağı kent olan Pi-Ramesses’e taşınmış olmalı.
Pi-Ramesses, o dönemde Nil deltasının en doğudaki kolunun üzerinde yer alıyor ve bu da onu, stratejik biçimde rakip Hitit İmparatorluğu ile düşman sınırların yakınına konumlandırıyordu. II. Ramses, gücünü ve tanrısallığını sergilemek için kentin dört bir yanına pek çok heykel dikti. Ramses, kendisinden önce ya da sonra gelen herhangi bir firavundan daha fazla anıt yaptırmasıyla biliniyor.

C: Egyptian Ministry of Tourism and Antiquities
Yeni keşfedilen anıt, oldukça aşınmış ve tabanı ile bacakları eksik olsa da, II. Ramses’i geleneksel kraliyet başlığı ve eteğiyle, iki figürün daha yanında durur şekilde görünüyor.
Keşifte yer almayan, California Üniversitesi’nin Mısırbilimcilerinden Luiza Silva, “II. Ramses’in, kendisini iki tanrının yanında betimleyen, triad heykeli denen çok sayıda heykeli vardı” diyor. “Bu heykellerde II. Ramses, tanrılarla aynı boyutta gösteriliyor. Bu da onların benzer bir statüde olduğunu düşündürüyor.”
Silva, heykelde II. Ramses’in, geleneksel olarak kel ve takma sakallı betimlenen tanrı Ptah ile birlikte gösterildiğini ekliyor. Ama üç figürlü heykel Pi-Ramesses’te kalmayacaktı. Yaklaşık MÖ 1.060’ta, kenti ayakta tutan Nil kolu kurumaya başladı ve bu da kentin kalabalık nüfusunu giderek daha az taşıyabilir hale gelmesine yol açtı. Sonraki firavunlar Mısır’ın başkentini başka yere taşıyacak, çoğu da II. Ramses’in heykellerini yanında götürecekti.
II. Ramses’i yeniden kullanmak
Heykelleri, mezarları ve dikilitaşları yeniden kullanmak, özellikle yüksek kaliteli ocakların kıt olduğu Nil deltasında, eski Mısır’da yaygın bir uygulamaydı. Ustalıkla oyulmuş bir yapıtı yeniden kullanmak, yenisini ocaktan çıkarıp taşımaktan hem daha kolay hem de daha ucuzdu. Bu yüzden firavunlar, ihtiyaçlarına uydurmak için eski anıtları düzenli olarak yeniden işleve sokuyordu. II. Ramses geniş çapta güçlü ve başarılı bir lider olarak görüldüğü için, onunla ilişkili nesneleri yeniden kullanmak özellikle yaygındı.
Yeni heykel, Pi-Ramesses’in 24 kilometre kuzeyindeki antik Imet kentinde (bugünkü Tel Fara’un) gün yüzüne çıkarıldı. Bu da kentin yöneticilerinin bu devasa anıtı daha önceki yerinden sürükleyerek getirdiğini düşündürüyor. Heykel bir tapınak kompleksinin içinde keşfedildi ve bu da ayrıcalıklı bir dini kullanıma işaret ediyor.
Silva, “Mısır’daki tapınaklar modern kiliseler gibi değildi” diyor. Bunlar çoğu zaman “son derece seçkin mekânlardı.”
Imet, Pi-Ramesses terk edildikten sonra kurulan bir başka başkentti.
Hussein, “Kent, Aşağı Mısır’ın başlıca koruyucu tanrılarından biri olan kobra tanrıça Wadjet’e tapınmayla yakından ilişkiliydi” diyor. “Son kazılar, konut mahalleleri, tahıl ambarları, tören yolları ve kendine özgü çok katlı ‘kule evler’ ortaya çıkardı. Bunlar kentin bir zamanlar yoğun nüfuslu ve müreffeh bir yer olduğunu gösteriyor.”
Keşif, Imet’teki yerel yöneticilerin, II. Ramses’in imgesini sahiplenerek itibarlarını sağlamlaştırmaya çalıştığını düşündürüyor. Bu, Hussein’in deyişiyle “kraliyet meşruiyetini pekiştiriyor ve yerel tapınakları daha eski krallık geleneklerinin prestijine bağlıyordu.”
Heykeli taşımak için yüzlerce işçinin onu ahşap kızakların üzerine alması, ardından kumu ıslatıp santim santim yeni evine sürüklemesi gerekiyordu. Silva, bunun izleyenler için “heyecan verici bir gösteri” olacağını söylüyor. Yakın zamanda gün yüzüne çıkarılan II. Ramses heykeli gibi anıtların, müze camekânlarının ardında sergilenen durağan, değişmez sanat eserlerinin ötesinde, geçmişi canlandırmaya yardımcı olduğunu ekliyor.
Silva, “Geçmişte bu heykeller yaşayan manzaraların bir parçasıydı. Çoğu zaman taşınıyor, yeniden kullanılıyor ve yeniden oyuluyordu” diyor. “Onları bu şekilde düşünmek, dinamizmlerinin bir kısmını anlamamıza yardımcı olabilir.”
National Geographic. 7 Temmuz 2026.


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >