Blog
Neolitik Anıta Gömülen Bir Adamın Yaşayan Akrabaları Bulundu
Gömüt yeri olan Dolmen de Menga, mezar amacıyla kullanılmış büyük bir megalitik anıt. MÖ 4. binyılda, Neolitik dönemde inşa edildi.
www.arkeofili.com
İspanya’da Neolitik dönem anıtına gömülen bir Orta Çağ adamının genetik kökeni çözüldü fakat dini inancı hâlâ gizemini koruyor.

Neolitik Çağ anıtının inşasından binlerce yıl sonra, Orta Çağ’a ait mezarlardan birinden çıkarılan bir kafatası. C: Juan Moreno, courtesy of research group ATLAS, University of Sevilla
Orta Çağ İspanyası’nda iki adam, binlerce yıl önce inşa edilmiş tarihöncesi taş bir anıta defnedildi. Bu gömütlerin yeni bir analizi, söz konusu kişilerin soyu hakkında ipuçları ortaya koydu ama bazı sorular yanıtsız kaldı. Bunlardan biri de hangi dini inancı benimsedikleri.
Örneğin yeni genetik analize göre adamlardan biri, yalnızca Avrupa toplulukları değil, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşayan insanlarla da akraba. Üstelik bugün hâlâ hayatta olan iki kişiyle genetik bağı bulunuyor.
Gömüt yeri olan Dolmen de Menga, mezar amacıyla kullanılmış büyük bir megalitik anıt. MÖ 4. binyılda, Neolitik dönemde inşa edildi. Dolmenin varlığı her zaman biliniyordu ve en azından 19. yüzyıldan bu yana arkeolojik araştırmaların konusu oldu.
2005 yılında arkeologlar, dolmenin giriş holünde beklenmedik biçimde iki ek gömüt keşfetti: biri yaklaşık MS 8. ya da 9. yüzyıla, diğeri ise 10. ya da 11. yüzyıla tarihleniyor.

Menga Dolmeni’nin iç kısmından bir bölüm. İki mezar, anıtın avlusunda (girişin yakınında) bulundu. C: Miguel Ángel Blanco de la Rubia, courtesy of research group ATLAS, University of Sevilla
Kalıntıların analizi, 10. ya da 11. yüzyıla ait gömütün öldüğünde 45 yaşın üzerinde olan bir erkeğe ait olduğunu ortaya koydu. DNA testleri, adamın Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu kökenlerini harmanlayan karma bir soya sahip olduğunu gösterdi. Adamın Y-kromozomu soyunun, İber Yarımadası’nda en azından Kalkolitik Çağ’dan (MÖ 3.200 ila 2.200) bu yana varlığı bilinen bir soyla örtüştüğü saptandı.
Araştırmacılar, bireyin mitokondriyal DNA’sı aracılığıyla anne tarafından soyunu incelediklerinde, bunun Erken Neolitik’ten bu yana İber Yarımadası’nda bilinen, fakat günümüz kuzeybatı Afrikası’nda da görülen bir Avrupa soyuyla eşleştiğini buldu. Hatta bu Orta Çağ adamı, genetik veri tabanındaki iki modern Afrikalı bireyle; biri Fas’ta, diğeri Cezayir’de yaşayan kişilerle belirli bir mutasyonu paylaşıyor.
Araştırmacılar, İspanya’da gömülü bir Orta Çağ adamında Kuzey Afrika genlerine rastlanmasının şaşırtıcı olmadığını belirterek, Güney İber Yarımadası’nda Kuzey Afrika soyunun en azından 3. ve 4. yüzyıldan itibaren “yaygın” olduğuna dikkat çekiyor. Araştırmacılara göre bu durum “büyük olasılıkla Yunan, Fenike ve Kartaca ticaretinin ve ardından Roma İmparatorluğu’nun körüklediği, Akdeniz boyunca gerçekleşen düzenli nüfus hareketleriyle bağlantılı.”
Bu Orta Çağ adamlarının Dolmen de Menga’ya gömüldüğü 8. ile 11. yüzyıllar arasında güney İspanya, İber Yarımadası’ndaki bir Müslüman krallık olan Endülüs’ün parçasıydı. Ekip, bu krallık bünyesinde İslam, Hıristiyanlık, Yahudilik ve paganizm dahil pek çok farklı dinin yaşatıldığını belirtiyor.

İspanya’daki Neolitik Çağ dolmeninden bir mezar. Anıtta gömülü olan kişilerin ona saygı duymuş ve İslami ve pagan uygulamalarının bir karışımını takip etmiş olmaları muhtemel. C: Juan Moreno, courtesy of research group ATLAS, University of Sevilla
Araştırmacılar çalışmada şu ifadelere yer veriyor: “MS 711’de İslam döneminin başlamasıyla birlikte, siyasi gelişmeler ve ortak kültürel pratikler sayesinde Kuzey Afrika ile temaslar muhtemelen daha da yoğunlaştı.”
8. ya da 9. yüzyıla ait gömütün de 45 yaşın üzerinde bir erkeğe ait olduğu anlaşılıyor. Ancak DNA’sı analiz yapılamayacak kadar parçalanmış durumdaydı. Araştırmacılar, “kemiklerin bir kısmına köklerin girmiş olduğunu” belirtiyor.
Dini Bir Sır
Her iki birey de mezar eşyası bulunmayan yalın çukurlara gömülmüştü. Ekip, “Başları sağ yanlarına yatırılmış, güneybatıya; yüzleri ise Mekke yönüne, güneydoğuya dönük biçimde, anıtın simetri eksenine paralel olarak defnedilmişlerdi” diyor.
Araştırmacılar, “gömütlerin Menga megalitik anıtının simetri eksenine göre görünür sembolik hizalanmasının, bölgedeki İslam mezarlıklarıyla çeliştiğini” vurguluyor. Çalışmanın ortak yazarı, Tarih Öncesi ve Arkeoloji Bölümü’nden Profesör Leonardo García Sanjuán, başların dolmenin kendisiyle aynı yönde konumlanmasının diğer gömütlerden farklı olduğunu belirtiyor.
Bu durum, söz konusu iki kişinin hangi dine inandığı sorusunu yanıtsız bırakıyor.

İspanya’daki tarihöncesi anıtta bulunan Orta Çağ mezarını gösteren bir fotoğraf. C: Juan Moreno, courtesy of research group ATLAS, University of Sevilla
García Sanjuán, “Her iki bireyin de kendi zamanlarında son derece eski olan bir anıtın girişine, başları anıtın içine bakacak şekilde gömülmüş olması, bu iki adamın dolmene saygı duyduğuna işaret ediyor olabilir. Tüm bu veriler bir arada düşünüldüğünde, dünya görüşlerinin İslam ve pagan inançlarının bir karışımından oluşmuş olabileceğini düşündürüyor” diyor.
Çalışmaya dahil olmayan arkeoloji profesörü Leonor Rocha, bulguyu “özellikle korunmuş kemiklerin varlığı ve DNA analizi nedeniyle son derece ilginç” bulduğunu belirtiyor. Rocha, güney Portekiz’deki Alentejo bölgesinde de insanların Orta Çağ’da tarihöncesi megalitik anıtları gömüt amacıyla yeniden kullandığına dair kanıtlar bulunduğunu ama orada hiçbir kemik ele geçirilemediğini vurguluyor.
Rocha, “Alentejo bölgesinde o döneme ait bazı yeniden kullanım kanıtlarımız var; ne var ki korunmuş kemik yok” diyor.
Live Science. 7 Nisan 2026.
Makale: Silva, M., Sanjuán, L. G., Fichera, A., Oteo-García, G., Foody, M. G. B., Rodríguez, L. E. F., … & Richards, M. B. (2026).


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >