Blog

Mar1

Roma İmparatorluğu’nda Ölen Bebekler için de Yas Tutuluyordu

Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  Antik RomaBebekİngiltereÖlü GömmeSıvı AlçıYas



Roma İmparatorluğu’nda Ölen Bebekler için de Yas Tutuluyordu

Araştırmacılar, ölülerin üzerine sıvı alçı dökülmesini içeren özel Roma dönemi ölü gömme ritüelinin, sanıldığı gibi sadece seçkin yetişkinlerle sınırlı olmadığını keşfettiler.

 

Begüm Bozoğlu - www.arlkeofili.com

 

York’ta bulunan çocuk mezarları, antik Roma’da bebeklerin ardından yas tutulmadığına dair yerleşik hukuki anlatıları sorguluyor.

Roma dönemine ait bir sıvı alçı mezarın 3B taraması: Kefene sarılmış bir bebek, iki yetişkinin bacakları arasına yerleştirilmiş. C: Seeing the Dead Project/York Üniversitesi ve York Müzeler Vakfı

Tarihsel kayıtlar Roma dünyasında bebek ölümlerinin ardından yas tutulmadığını söylese de, York’taki benzersiz alçı mezarlar üzerine yapılan yeni araştırmalar, Romalı ebeveynlerin yas tuttuğunu ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, ölülerin üzerine sıvı alçı dökülmesini içeren özel Roma dönemi ölü gömme ritüelinin, sanıldığı gibi sadece seçkin yetişkinlerle sınırlı olmadığını keşfettiler. Bulgular, bu zahmetli ve masraflı uygulamanın henüz bir aylık bebekler de dahil olmak üzere çocuklar için de gerçekleştirildiğini gösteriyor.

York Üniversitesi ve York Müzeler Vakfı’nın iş birliğiyle yürütülen “Seeing the Dead” (Ölüleri Görmek) projesi kapsamında paylaşılan bulgular, Roma dönemi hukuk metinleriyle açıkça çelişiyor. Antik yasal kaynaklar, 12 aydan küçük bebekler için hiçbir şekilde yas tutulmaması gerektiğini yazsa da, kuzey İngiltere’nin York (Eboracum) şehrindeki nadir sıvı alçı gömütleri arasında bulunan çocuk kalıntıları bu kuralın pratikte aşıldığını kanıtlıyor.

Sıvı alçı gömüleri uzun süredir arkeologların kafasını karıştıran bir muamma. Bu uygulama; ölen kişinin taş veya kurşun bir lahit içerisine yerleştirilmesini, ardından üzerine sıvı haldeki kalsiyum sülfatın (alçı taşı) dökülmesini içeriyordu. Alçı benzeri bu madde beden üzerinde sertleşerek, zamanla yok olan soyluluk göstergesi kıyafetlerin negatif kalıplarını kusursuz bir şekilde koruyordu. Yeni veriler, bu seçkin muamelenin antik toplumun en genç üyelerinden bile esirgenmediğini gösteriyor.


York’ta bulunan bir bebek gömütüne ait sıvı alçı kalıp; yüzeyde pembemsi-mor boya izleri ve altın iplikler görülüyor. C: Seeing the Dead Project/York Üniversitesi ve York Müzeler Vakfı

York Üniversitesi’nden Roma arkeoloğu Maureen Carroll, bebek ölüm oranının %30’lara ulaştığı bir dönemde, bebeklerin Roma toplumunun en savunmasız kesimi olduğunu vurguluyor. Carroll, tarihsel kayıtların bebek ölümlerinin yaygınlığı nedeniyle bir yaş altındaki kayıplar için yas tutulmaması gerektiğini yazdığını, ancak bu kısıtlamaların yalnızca “kamuya açık” törenleri kapsadığını saptadı.

Carroll’a göre, bu yasal kısıtlamaların, geride kalan ailenin özelde hissettiği ve ifade ettiği keder veya kayıp duygusu üzerinde hiçbir etkisi yoktu.

Carroll’ın incelediği 70’ten fazla sıvı alçı gömütü arasında en az yedisinin çocuklara, üçünün ise henüz 4 aylık bile olmayan bebeklere ait olması dikkat çekici. Genellikle yetişkin seçkinler üzerinde uygulanan bu zahmetli ritüelin aksine, Roma dünyasında bebekler çoğunlukla amfora adı verilen büyük testilere, seramik kiremitlerden yapılan kutulara veya mütevazı ahşap tabutlara gömülürdü.

Roma Britanyası’nın sosyal yapısına ışık tutan en dikkat çekici buluntulardan biri, 1892 yılında York Demiryolu inşası sırasında tesadüfen keşfedildi. Henüz bir-iki aylık olduğu tahmin edilen bir bebek, kurşun bir lahde yerleştirilip üzerine sıvı alçı dökülmeden önce; mor boyalı, altın iplikler ve püsküllerle bezeli yünlü bir pelerine sarılmıştı.

Bebeğin kemiklerinden günümüze hiçbir şey kalmamış olsa da, sertleşen alçı tabakası üzerinde parlak mor ve altın rengi pelerinin bıraktığı izler hâlâ seçilebiliyor. York Üniversitesi’nden tekstil arkeolojisi uzmanı Sarah Hitchens, bunun şimdiye kadar keşfedilen, boyalı kumaş izleri taşıyan tek sıvı alçı gömütü olduğunu vurguluyor.


Sıvı alçı tabakası üzerinde seçilebilen tekstil kalıntıları ve mor boya izleri. C: Seeing the Dead Project/York Üniversitesi ve York Müzeler Vakfı

Hitchens’a göre, muhtemelen yün gibi hayvansal liflerden dokunan bu mor tekstil, bebeğin bedenini saran bir defin kefeniydi. Proje ekibindeki kimyagerler, Roma Britanyası’ndaki mezar uygulamalarının detaylarını çözmek için sertleşmiş alçı tabakasını kapsamlı bir analize tabi tutuyor.

Carroll, sıvı alçı kalıplarını; tütsü veya mastika gibi aromatik maddelerin, yani kurutulmuş ağaç özü ve reçinelerin varlığı açısından test ettiklerini belirtiyor. Ayrıca, kumaştaki mor boyanın antik dünyada oldukça kıymetli olan ve deniz salyangozlarından (murex) elde edilen doğal kırmızı-mor pigmentten gelip gelmediği araştırılıyor.

York’taki sıvı alçı gömütleri arasında bir diğer dikkat çekici örnek ise, iki yetişkinin bacakları arasına yerleştirilmiş halde bulunan yaklaşık dört aylık bir bebek. Carroll, bu üç birey arasındaki biyolojik bağ henüz kesinleşmemiş olsa da, “yaşamda ve ölümde birbirleriyle ne kadar yakından ilişkili olduklarının aşikâr olduğunu” ifade ediyor.

Bir başka vakada ise 7 ila 9 yaşlarında bir kız çocuğunun; altın, gümüş, bakır, oltu taşı, cam ve mercan takılarla bezenmiş görkemli mezarı karşımıza çıkıyor. Ayak ucunda iki çift çizme ve bir çift sandalet bulunan çocuğun tabutunda ise muhtemelen evcil bir tavuğa ait kemikler yer alıyor.

Carroll, kefen altındaki silueti 3B taramalarla incelenen kız çocuğunun narin yapısının, ölümünden önce uzun süreli bir hastalık çekmiş olabileceğine işaret ettiğini ekliyor. York’ta gün yüzüne çıkarılan bu bebek ve çocuk gömüleri, dönemin yaşlı erkekleri tarafından kaleme alınan Roma hukuk metinlerinin, Roma Britanyası’ndaki gerçek hayatı tam olarak yansıtmadığını kanıtlıyor.

Hukuk metinleri bebekler için yas tutulmaması gerektiğini söylese de, arkeolojik buluntular bu kuralların duygusal gerçeklerle nasıl sarsıldığını gösteriyor.

Carroll’a göre bunların hepsi, bebeklerin yüksek ölüm oranları nedeniyle önemsenmediği yönündeki eski inancın aksine, bu kadar küçük yaştaki çocuklara ne kadar değer verildiğini ve özenle bakıldığını kesinlikle kanıtlıyor.


Live Science. 26 Şubat 2026.

 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için