Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

Ara24

Siper Humması, Romalılar ve Napolyon’un Askerlerinde Yaygındı

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AteşBirinci Dünya SavaşıHastalıkHummaSalgın

Siper Humması, Romalılar ve Napolyon’un Askerlerinde Yaygındı

Uzun zamandır 1. Dünya Savaşı ile ilişkilendirilen hastalık, yeni bir çalışmaya göre en az 2.000 yıl öncesine uzanıyor.
 

Siper humması 1. Dünya Savaşı sırasında ön plana çıktı, ama yeni bir araştırmaya göre bu hastalık 20. Yüzyıldan çok daha önce de vardı.

 

1. Dünya Savaşı sırasında, gripten siper hummasına, menenjitten zatürreye kadar pek çok bulaşıcı hastalık cephe hattına yerleştirilen askerler arasında yayılıyordu. Bilim insanları, eskiden siper hummasının vücut biti yoluyla taşınan ve savaş sırasında ortaya çıkan bir hastalık olduğunu düşünüyordu. Ama PLOS One dergisinde yayınlanan yeni araştırmaya göre, bu hastalık antik zamanlara dayanıyor.

“1. Dünya Savaşı, siper humması salgınının patlak vermesi için mükemmel bir ortamdı, ama bakteri her zaman mevcuttu.” diyor araştırma yazarlarından arkeolog Davide Tanasi.

Araştırmacılar, MS 1. ila 19. yüzyıllar arasında, Fransa, İtalya, Ukrayna ve Rusya’da dokuz bölgede gömülmüş 145 insan kalıntısından alınan 400 dişi incelerken, hastalığa yol açan bakteri Bartonella quintana’nın izlerini keşfetti. Defnedilenlerin DNA’sının yaklaşık olarak %20’sinde bakteri mevcuttu.

“Siper humması gibi bazı hastalıklara bir kere yakalanınca, DNA’nızda bir iz kalıyor ve bu hastalıklar DNA’nıza daha fazla bilgi bırakabiliyor.” diyor Tanasi. “Bu şu anlama geliyor; bir insan öldüğünde, bu 2000 yıl önce olsa bile, bakterinin izini sürmek mümkün oluyor.” 

Bart Funnekotter’in bildirdiği üzere, ekibin kayıt altına aldığı B. quintana’nın en eski izleri, siper hummasına yakalanarak Besançon, Fransa’da defnedilen üç kişiden geliyor ve bunlar 1. ve 4. yüzyıllar arasına tarihlendiriliyor.

Çalışma yazarları, bakteri izlerini aynı zamanda, Siraküza, Sicilya’da bulunan St. Lucia’nın yeraltı mezarlarında 3. ila 6. yüzyıllar arasında defnedilen 34 Hıristiyan Romalının dişlerinde de buldu. (2005’de Journal of Infectious Diseases’de yayınlanan bir çalışmada Fransa’daki bir arkeolojik alanda 4000 yıllık insan kalıntılarında B. quintana’nın izleri olduğu açıklandı.)
 

Araştırmacılar, antik Roma iskeletlerinde siper hummasına sebep olan bakteriyi buldu. C: University of South Florida

 

Araştırmacılar dişleri incelediğinde, 78 sivilin DNA’sında %17.9 oranında ve 67 askerin DNA’sında %20.1 oranında B. quintana kalıntısına rastladılar. Çalışmaya göre bu fark, gözle görülür ama çok da önemli olmayan bir fark.

Kritik bir şekilde, 18. ve 19. yüzyıllara ait toplu askeri mezarlardan alınan diş örneklerinin sahibi olan tüm askerler, zaman aralığının en sonuna doğru ölmüştü. (Hastalanan birliklerden bazıları 1812’de Napoleon’un Büyük Ordusu’nda savaşan askerlerden oluşuyordu.) Öte yandan, sivillerden alınan örnekler, 1. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, zaman aralığının tamamından geliyor.

Tanasi, antik Sicilyalıların pis hayat koşullarının, hastalığın yayılmasını kolaylaştırdığını söylüyor. Vücut biti, hastalığın ana taşıyıcısıydı. Hastalık, periyodik olarak beş günlük ateş, kemik ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma ve diğer tatsız semptomlara yol açıyordu.

Tahminen 380.000 – 520.000 arası İngiliz asker, 1. Dünya Savaşı sırasında siper hummasına yakalandı. İngiltere’deki Museum of Military Medicine (Askeri Tıp Müzesi) küratörü Ceri Gage’e göre, sıkışık ve hijyenik olmayan ortamlar, hastalıkların sayısını artırıyordu. 

“Askerler, yılın 9-12 ayı dize kadar gelen çamurun içinde, insan ve hayvanlarda bulunan bakterilerle çevriliydi. Vücutları, zaten uykusuzluk, ıslak ve kirli kıyafetler, bir parça meyve veya sebzenin büyük bir zevk sayıldığı kısıtlı bir beslenme nedeniyle zayıftı.”

Siper humması, Britannica Ansiklopedisi’ne göre, 2. Dünya Savaşı’nda sırasında “Doğu cephesinde Alman birliklerinde salgın halinde tekrar ortaya çıktığında” da problem yarattı.

Günümüzde, hastalık yoksul ve evsiz kesimler için bir sorun olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda, San Francisco, Seattle ve Denver’de salgınlar patlak verdi.

“Eski bulaşıcı hastalıkların geri gelme riski her zaman var.”diyor Michelle Barron, Colorado Üniversitesi Hastanesi medikal direktörü. “Çok modern ve güvenli bir toplumda yaşadığımızı varsaysak da, bu organizmalar bizden daha uzun süredir buradalar ve hayatta kalmak istiyorlar.” 

Tanasi de, “arkeolojinin yalnızca geçmişi araştırmadığını, geçmişin araştırılması yoluyla bugünü daha iyi hale getirebileceğine” vurgu yapıyor.

“Bu bakterinin geçmişteki davranışını daha iyi anladıkça, onu ele almak, zaptetmek ve yok etmek için daha iyi planlar çizebiliriz.”

 

www.arkeofili.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için