Arşiv

Çocuk Kitaplarımız

Sare

Strabon

Blog

Haz18

Yazılıkaya'nın aynı zamanda Evren'i sembolize ettiği keşfedildi

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  EvrenGizemHitit Kaya TapınağıHititlerKozmosSembolizmYazılıkaya

3,200 Yıllık Arkeolojik Gizemin Sırrı Çözülüyor.

 

Çorum'daki Yazılıkaya'nın bugün hâlâ kusursuz çalışan 3 bin yıllık dev bir zaman makinesi olduğunu ortaya çıkaran ekip, Hitit Açık Hava Tapınağının iki odasındaki rölyeflerin aynı zamanda evreni sembolize ettiğini keşfetti. Rölyeflerde yeraltı dünyası, yeryüzü ve gökyüzü sembolleri deşifre edildi.

3,200 Yıllık Arkeolojik Gizemin Sırrı Çözülüyor

Günümüzden yaklaşık 3200 yıl önce Çorum'un Boğazkale ilçesindeki Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı'na taş ustaları tanrıların, hayvanların ve mitolojik varlıkların doksandan fazla rölyefini ustalıkla oydular. Kireçtaşı Kayalara oyulan sembollerin neler anlattığını çözmek için arkeologlar yıllardır çaba sarf ettiler.

Yazılıkaya'nın bir güneş saati ve açıkhava takvimi olduğu ortaya çıkmıştı

19 Haziran 2019'da Journal of Skyscape Archaeology (Gökyüzü Arkeolojisi Dergisi) dergisinde Hitit Dininin Göksel Yönleri: Kaya Sığınağı Yazılıkaya'nın Araştırılması (Celestial Aspects of Hittite Religion: An Investigation of the Rock Sanctuary Yazılıkaya) başlığıyla yayınlanan makaleyle imza atan, Luvi Araştırmaları Vakfı (Luwian Studies) başkanı Jeoarkeolog Dr. Eberhard Zangger ile Basel Üniversitesi Mısırbilim Anabilim Dalı öğretim üyesi arkeoastronomi uzmanı Dr. Rita Gautschy, tapınağın hâlâ kusursuz çalışan 3 bin yıllık dev bir zaman makinesi olduğunu savunarak, "Açıkhava Tapınağını önemli astronomik tarihleri şaşmaz doğrulukla gösteren bir açık hava takvimi ve saati gibi kullanmışlar. Ve aynı takvim bugün bile şaşmaksızın çalışıyor" dediler. 

Hititlerin Yazılıkaya Anıtı Evreni Sembolize ediyor

 


 

2 yıl sonra yine Journal of Skyscape Archaeology dergisinde konuyla alakalı yeni bir makale yayınlandı. Hitit Dininin Göksel Yönleri, 2. Bölüm: Yazılıkaya'daki Kozmik Sembolizm (Celestial Aspects of Hittite Religion, Part 2: Cosmic Symbolism at Yazılıkaya) başlıklı makalede Eberhard Zangger, Serkan Demirel, E. C. Krupp, Rita Gautschy imzaları bulunuyor. Makaleye göre; tapınağın iki odasındaki rölyefler evreni sembolize etmekte:  Kozmosun durağan kademeleri (örneğin yeryüzü, gökyüzü, yeraltı dünyası) ve yenilenmenin, yeniden doğuşun döngüsel süreçleri (örneğin gündüz/gece, yaz/kış) bu temsile dâhil.

Hitit Kaya Tapınağı Yazılıkaya UNESCO kültür mirası alanıdır ve aynı zamanda arkeolojinin en büyük bulmacalarından biridir. Tapınak, Hitit başkentlerinden Hattuša’nın 2 km kuzeydoğusundadır. MÖ 13. yüzyılda, çoğu tanrı olmak üzere, doksandan fazla figür Yazılıkaya’nın iki doğal kaya odasındaki duvarlara oyulmuş ve odaların önüne bir tapınak yapılmıştır. Bilim adamları tapınağın Hitit krallığı döneminde (y. MÖ 1650-1190) önemli bir ibadet yeri olarak hizmet verdiğini kabul etmektedirler.

Yazılıkaya’daki Hitit tanrılarının rölyefleri katı bir hiyerarşik düzene bağlıdır ve büyük kral IV. Tudhaliya’nın bir tasviri ile karşı karşıyadırlar. Bununla birlikte, tanrı alayının ne anlama geldiği, tapınak neredeyse iki yüz yıl önce akademisyenlerce ilk kez görüldüğünden beri bir muamma olmuştur. 1994-2005 yılları arasında Hattuša’daki kazılara başkanlık eden prehistoryen Juergen Seeher, 2011’de Yazılıkaya hakkındaki son monografisinde şunları yazmıştı: “Kaya tapınağının gerçekte hangi işlevi yerine getirdiği bugün hâlâ açık değil.” Şimdi ilk kez, İsviçreli, ABD’li ve Türk tarihçi ve gökbilimcilerden oluşan bir ekip, tapınaktaki tüm figürleri kucaklayan ve figürlerin her birine makul bir işlev atayan bir açıklama sunuyor. Bilimsel makale bugün hakemli Journal of Skyscape Archaeology dergisinde yayınlandı ve ücretsiz olarak temin edilebilir. Bilim insanlarına göre, kutsal alan Hititlerin hayal ettiği şekliyle kozmik düzenin sembolik bir temsili olabilir. Sanatsal kabartmalar bir yandan kozmosun durağan kademelerini - yeraltı dünyası, yeryüzü, gökyüzü ve yukarıdaki ulu tanrılar - diğer yandan yenilenme ve yeniden doğuşun döngüsel süreçlerini temsil etmektedir: gündüz ve gece, ayın evreleri ve mevsimler. Doksandan fazla figürün her biri bu sisteme bağlıdır.

Araştırma sırasında, Zürih Luwian Studies Vakfı Başkanı jeoarkeolog Eberhard Zangger ve Basel Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeolog ve astronom Rita Gautschy, Yazılıkaya’daki birçok figürün ayın evrelerine ve güneş yılındaki zamana işaret ettiğini fark ettiler. Araştırmacılar bu yorumu iki yıl önce bir bilimsel makalede yayınladılar. Sonraki araştırma, bir bütün olarak tapınağın sembolik anlamı üzerinde yoğunlaştı; Zangger ve Gautschy’ye ek olarak, Los Angeles’ta Griffith Gözlemevi’nin yöneticisi E. C. Krupp ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden eski çağ tarihçisi Serkan Demirel de çalışmaya katıldı.

Yeni yorum bilim adamlarının daha önce tanıdığı birçok bileşeni bir araya getiriyor. Tapınağın bir ay-gün takvimi işlevi görmesi; diğer simgelerin yanı sıra, kılıç tanrısı Nergal’in rölyefini içeren B Odası’nın yeraltı dünyasını simgelemesi bunlar arasındadır. Ancak, Hitit panteonunun en ulu tanrılarını kuzey gökyüzünün dolaykutupsal yıldızları ile ilişkilendirme fikri tümüyle yenidir. Tüm yıl boyunca görülebilen, göksel eksen yakınındaki bu takımyıldızlar birçok erken kültürün kozmolojisinde ve dininde özel bir rol oynamıştı. Yazılıkaya’da başka şeylerin yanı sıra, ulu tanrıların tanrı alayındaki konumları – kuzeyde ve diğer tüm tanrıların üzerinde – böyle bir yorumu akla getirmektedir.

Araştırmacılar şöyle yazıyor: “Bu nedenle, kozmolojik bütünlüğü içinde tapınağın, kozmik düzeni tam olarak ifade etmek üzere astronomik bilgilerin sergilendiği bir yer olması daha muhtemel görünmektedir. Kutsal alanın her iki büyük odası, her şeyden önce, belirli izleyicilerin tanık olduğu önemli törensel faaliyetler için bir sahne olarak kullanılan ritüel mekânlarıydı. Tanrılar, büyük ölçekte özenle resmedilmişti. Burada söz konusu olan sadece hesaplama değil, sahnelemedir.”

İŞTE SÖZ KONUSU MAKALE

Hitit Dininin Göksel Yönleri 2. Bölüm: Yazılıkaya'daki Kozmik Sembolizm

Özet: Mısır, Mezopotamya ve Avrupa’daki Tunç Çağı toplumlarında sistematik astronomik gözlem ve göksel bilgilerin kültür üzerindeki etkilerine dair çok sayıda kanıt vardır. Gökyüzü olaylarına duyulan ilginin, Hitit belgeleri, Hitit mimarisi ve sanatında da yansımaları bulun- maktadır. İç Anadolu’daki Hitit başkenti Ḫattuša yakınındaki Yazılıkaya açık hava tapınağında, 64 tanrının rölyefleri tapınağın ana odasındaki kayaya oyulmuştur. Bu rölyefleri günleri, sinodik ayları ve güneş yıllarını gösterecek şekilde gruplandırmak mümkündür. Burada, Yazılıkaya kutsal alanın tümünün kozmosun sembolik bir görüntüsünü temsil ettiğini öne sürüyoruz. Kozmosun durağan kademeleri (örneğin yeryüzü, gökyüzü, yeraltı dünyası) ve yenilenmenin, yeniden doğuşun döngüsel süreçleri (örneğin gündüz/gece, yaz/kış) bu temsile dâhildir. Tapınağın her yerinde durağan kademeler ve göksel döngüsellikler vurgulanmaktadır – tapınaktaki her bir rölyef bu sistemle ilgilidir. Merkez paneli, A Odası’nın en kuzey ucundaki ulu tanrılar ile birlikte, kuzey yıldızlarına, dolaykutupsal âleme ve dünyanın eksenine bir referans olarak yorumluyoruz. B Odası’nın ise yeraltı dünyasını simgelediği görülmektedir.

Makalenin Yazarları: 

Eberhard Zangger: Başkan, Luwian Studies, Zurich, İsviçre [email protected]

E. C. Krupp:  Direktör, Griffith Gözlemevi, Los Angeles, ABD [email protected]

Serkan Demirel:  Arkeoloji Bölümü, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon, Türkiyey [email protected]

Rita Gautschy: Eskiçağ Uygarlıkları Bölümü, Basel Üniversitesi, İsviçre [email protected]

 

www.arkeolojikhaber.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için