Ağrı’da Nuh’un Gemisi Araştırmaları Uluslararası Belgesellere Konu Oluyor

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Danimarka ile Türkiye'nın çok katmanlı kültür köprüsü ve yeni müzecilik projeleri
Aristoteles’in İskender’e Ders Verdiği Yerde Mozaikler Bulundu

Aristoteles’in İskender’e Ders Verdiği Yerde Mozaikler Bulundu

Aristoteles’in İskender’e Ders Verdiği Yerde Mozaikler Bulundu

www.arkeofili.com

Yunanistan’daki Mieza antik kentinde, Aristoteles’in Büyük İskender’e ders verdiği gymnasionda mozaik zeminli ziyafet salonları bulundu

Kompleksteki kazı alanının havadan görünümü. C: Hellenic Ministry of Culture

Kuzey Yunanistan’daki arkeologlar, geleneğe göre Aristoteles’in genç Büyük İskender’e ders verdiği yer olan antik Mieza’nın kraliyet gymnasionunda, mozaik zeminli ziyafet salonları gün yüzüne çıkardı. Araştırmacılara göre zeminlerin kalitesi, İskender’in kendi babasının sarayıyla boy ölçüşebilecek düzeyde.

Selanik’in yaklaşık 65 kilometre uzağında, ileride antik dünyayı yeniden biçimlendirecek bir genç, bir zamanlar taş sütun dizilerinin altında fizik, etik ve siyaset derslerini dinleyerek oturuyordu. O genç, Büyük İskender’di. Öğretmeni Aristoteles’ti. Sınıf ise, kuzey Yunanistan’ın Imathia bölgesindeki bugünkü Naousa kasabasının yakınında, kayaya oyulmuş anıtsal bir gymnasiondu. Neredeyse 2.400 yıl sonra, Mieza olarak bilinen bu aynı alandaki kazılar, Makedonya’nın kraliyet seçkinlerinin nasıl eğitildiğine dair resmi netleştiren bir yapboza parçalar eklemeyi sürdürüyor.

Yunanistan Kültür Bakanlığı ile Naousa Belediyesi arasındaki bir anlaşma kapsamında, Angeliki Kottaridi önderliğinde yürütülen bu yılki kazı; kompleksin doğu tarafına, yani palaestranın (güreş ve fiziksel antrenman alanı), “öğretim evi” anlamına gelen Didaskaleion’a bağlandığı bölgeye odaklandı. Arkeologlar sınıfların kendilerini de işte burada buldu. Burada, bir öğretmenin durmuş olacağı noktaya hâlâ dönük duran taş sıralar vardı.

Ama en çok dikkat çeken buluntu sınıflar değil, onların hemen yanında yer alan şeydi. 160 metrekareden büyük, iki androna, yani Yunan dünyasının yalnızca erkeklere özgü ziyafet salonlarına açılan merkezi bir giriş holü çevresinde inşa edilmiş üç odalı bir yapı. Her iki odanın da mozaik zeminleri hâlâ sağlam duruyor. Bir zamanlar uzanmak için sedirleri taşıyan yükseltilmiş platformlar ise, her salonun bunlardan on tanesini alabildiğini, yani aynı anda en az yirmi konuğun uzanabildiğini gösteriyor.

Başka bir deyişle: İskender’in yanında ders gören geleceğin generalleri ve danışmanları, yalnızca Aristotelesçi mantığı özümsemiyordu. Aynı zamanda, kraliyet sarayında uygulananla aynı görkemle sempozyumlar, yani resmi içki ve yemek ziyafetleri düzenlemeyi ve bunlara katılmayı da öğreniyorlardı.

Bu düzeydeki işçilik rastlantısal değil. Yunanistan Kültür Bakanlığı, Didaskaleion’un zeminlerinin ve işçiliğinin, bugünkü Vergina’da bulunan Aigai Kraliyet Sarayı’nınkilere yakından benzediğini belirtti. Bu saray, İskender’in babası II. Philip’in konutuydu, 16 yıl süren ve 20 milyon avroluk bir restorasyonun ardından 2024’te yeniden ziyarete açıldı ve klasik Yunanistan’ın günümüze ulaşan en büyük yapısı olarak kabul ediliyor.

Bu karşılaştırma yalnızca bir iltifat değil. Arkeologlar için bu, Mieza gymnasionunun sıradan bir okul olmadığını, tam da Makedonya krallarının sarayıyla aynı standartta, büyük olasılıkla aynı zanaatkârlarca yapılmış bir yapı olduğunu düşündürüyor.

Kuzey revaktaki mozaik tabanı temizleyen arkeologlar. C: Hellenic Ministry of Culture

Kalemler, kutsal zeytinyağı ve iki yıllık kazı

Bu yılki çalışmanın geri kalanı, yapının başlangıçta nasıl göründüğünü yeniden kurmaya yardımcı olan parçalar ekledi. Bir İyon friz bölümü, İyon başlıklı bir yarım sütun ve dikkat çekici biçimde, palaestranın peristilinden bir Dor arşitravının köşe parçası. Araştırmacılar bu son parçayı, kompleksin o bölümünün mimari olarak nasıl düzenlendiğini anlamak açısından önemli görüyor.

Kazı yapılan alanda çanak çömlekler, sikkeler ve çeşitli mimari parçalar ortaya çıktı.

Mieza gymnasionunun yeni bir keşif olmadığını hatırlatmakta yarar var. Sistematik kazılar 2024’te başladı ve 2025 yazına gelindiğinde çoktan bazı bilgiler vermişti. Burada, raştırmacıların, Aristoteles’in kendi öğrencilerinin mum tablet alıştırmalarıyla ilişkilendirdiği dört bronz yazı kalemi (stylus) ortaya çıkarıldı.

O daha erken evre ayrıca; Atina Akropolü’nde ödül olarak verilen kutsal zeytinyağı için kullanılan kaplar olan Panathenaia amforalarının parçalarını da ortaya çıkardı. Bu da Mieza’daki soylu Makedon gençlerinin, Yunan dünyasının en prestijli, en pahalı ürünlerinden birini tükettiğini düşündürüyor. Alandan ortaya çıkan en çarpıcı mimari öğe ise, öğrencilerin yağmurdan ve güneşten korunarak antrenman yaptığı ve koştuğu, neredeyse 200 metre uzunluğunda, iki katlı, üstü örtülü sütunlu bir galeri olan ksistos.

Kuzey kanadındaki kazı çalışmasının detayı. C: Hellenic Ministry of Culture

Efsane, tarih ve açık bir soru

Kanıtların sınırları konusunda açık olmakta yarar var. Mieza ile Aristoteles’in İskender’e verdiği gerçek dersler arasındaki bağ, olaylardan sonra yazılan edebi kaynaklara dayanıyor. Bunların başında da, İskender’in Yaşamı adlı yapıtında filozofun derslerini, sadece gymnasionun içine değil, yakınlardaki bir Nympheler Kutsal Alanı’na da yerleştiren Plutarkhos var.

Bu yapıyı, yalnızca aynı dönemde inşa edilmiş bir eğitim kompleksi olarak değil de, o eğitimin gerçekleştiği yer olarak belirlemek, örtüşen ipuçlarıyla desteklenen bir hipotez olmayı sürdürüyor. Tarihleme, ölçek, inşa kalitesi ve alanın Pella’daki Makedonya sarayına yakınlığı bu ipuçları arasında. Yani bu belgelenmiş bir kesinlik değil.

Tartışmasız olan şey ise, gymnasionun sonunda bir gymnasion olarak işlev görmeyi bıraktığı. Arkeologlar, Romalıların, yapıları MÖ 148’deki İkinci Pydna Muharebesi’nin ardından sistematik biçimde söktüğünü bildiriyor. Bu, Romalı general Quintus Caecilius Metellus’un, taht iddiacısı Andriskos’un isyanını bastırdığı ve Makedonya’nın bağımsız bir krallık olarak varlığına son vererek onu bir Roma eyaletine dönüştürdüğü muharebeydi.

Bu bilinçli yıkıma karşın, özgün duvar sıvasının ve antik zeminin büyük bölümü; yıkıntı molozu katmanlarının ve büyük bir yangının altına gömülü olarak günümüze ulaştı. Bugünün arkeologlarının, yirmi bir yüzyıl sonra bunları neredeyse sağlam biçimde kurtarmasına olanak tanıyan da tam olarak buydu.

Mieza Didaskaleionu’ndaki çalışmalar henüz başlangıç aşamasında sayılır. Araştırmacılar, gelecekteki kazı sezonlarının; palaestranın, sınıfların ve ziyafet salonlarının birlikte nasıl işlediğini aydınlatmasını ve bununla birlikte, hiçbir antik kaynağın hiçbir zaman kesin olarak yanıtlamadığı bir soruyu kurcalamayı sürdürmesini bekliyor: bu heybetli taş kompleksinin tam olarak hangi köşesi, İskender adındaki bir çocuğun etik, siyaset ve sonunda fethedeceği dünya hakkında birinin konuştuğunu duyduğu odaydı?


Hellenic Ministry of Culture. 3 Eylül 2026.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya