Sonraki gönderi

Roma Kolezyumu’ndaki Troia sergisine ilgi yoğun: Ziyaretçi sayısı 2 milyonu açtı
Dünyanın bilinen en eski planlı maden atölyesi Çayönü Tepesi'nde bulundu

Dünyanın bilinen en eski planlı maden atölyesi Çayönü Tepesi'nde bulundu

www.arkoelojikhaber.com

Diyarbakır'daki Çayönü Tepesi'nde süren  arkeoloji kazılarında,  arkeologlar, metal işçiliğinde tesadüfi buluntudan, organize üretim tesisine geçişin ilk somut ve tartışmasız kanıtını ortaya çıkardılar. 

Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü Tepesi’nde yürütülen 2026 yılı kazılarında, M.Ö. 6900-6800 yıllarına tarihlenen yaklaşık 5 metrekarelik bir madencilik işliği gün yüzüne çıkarıldı. Direk delikleri, taş döşeli çalışma zemini ve ham maddeden bitmiş ürüne uzanan buluntu çeşitliliğiyle alan, insanlık tarihinin "bilinen en eski 'planlı ve organize' maden atölyesi" olarak kayıtlara geçti.

8800 yıllık işlikte “uzmanlaşma” belgelendi

Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan yapılan aöıklamaya göre; Çayönü Tepesi'nde insanlık tarihinin en erken üretim teknolojilerine ışık tutan önemli  arkeolojik keşif gerçekleştirildi.. Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Çayönü Tepesi 2026 yılı arkeoloji kazılarında, M.Ö. 6900–6800 yıllarına tarihlenen yaklaşık 5 metrekarelik bir madencilik işliği ortaya çıkarıldı. İşlikte ham ve yarı işlenmiş malakitler, işlenmiş malakit örnekleri, bakır boncuklar ve bakır nesneler ile taş döşemeli çalışma alanı tespit edildi..Bakır ve malakit kullanımının izlerinin M.Ö. 9100'lere kadar uzandığı Öayönü'de madencilik geleneğinin yaklaşık 2 bin yıl boyunca sürdüğü ve uzmanlaşmış üretim faaliyetlerinin belirli çalışma alanlarında gerçekleştirildiği ortaya çıktı. "

*************************************

KEŞFİN ÖNEMLİ 3 NOKTASI Ham malakit + yarı işlenmiş malakit + işlenmiş malakit aynı bağlamda:  Bu, sadece malzemenin yerleşime getirildiğini değil, üretim sürecinin en azından bazı aşamalarının burada gerçekleştiğini düşündüren güçlü nokta. Bakır boncuklar ve bakır nesneler de bulundu: Dolayısıyla ortada yalnızca mineral depolama alanı değil, malzemenin işlenmesiyle ilişkili bir üretim faaliyeti söz konusu. Mekânın kendisi üretim alanı olarak okunabiliyor: Yaklaşık 5 m²'lik alan, taş döşeli çalışma yüzeyi ve çevresindeki en az altı dikme deliği, faaliyetin rastgele bir ev köşesinde değil, belirli bir mimari düzen içinde yapılmış olabileceğini gösteriyor. Dikmelerin bir örtüyü taşıdığı yorumu da doğruysa, çalışma alanının çevresel koşullardan korunacak şekilde düzenlenmiş olması ayrıca dikkat çekici.

**************************************

Malakit ve bakır buluntularının sayısı 42'ye ulaştı

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülen kazılarda madencilik işliği yerleşmenin batı kesiminde açığa çıkarıldı.

Yaklaşık 5 metrekarelik alanı kapsayan işliğin çevresinde en az 6 dikme deliği, merkezinde ise taş döşemeli çalışma alanı tespit edildi. Dikme delikleri, çalışma alanının üzerinin bir gölgelikle örtülmüş olabileceğini ve üretim mekanının bilinçli biçimde düzenlendiğini göstermesi bakımından önem taşıyor.

İşliğin merkezinde 18, işlik ve yakın çevresinde ise yaklaşık 24-25 malakit örneği bulundu. Daha geniş çalışma alanındaki malakit ve bakır buluntularının sayısı yaklaşık 42'ye ulaştı.

Buluntular arasında ham malakit parçalarının yanı sıra yarı işlenmiş ve işlenmiş malakitler, bakır boncuklar ve çeşitli bakır nesneler yer aldı.

Çayönü'nün kültürel sürekliliğine yeni veriler

2026 yılı kazıları, yerleşmenin kültürel sürekliliğine ilişkin yeni veriler de sundu. Batı alandaki çalışmalarda Çanak Çömlekli Neolitik Dönem'in erken aşamalarından Proto-Hassuna kültürüne ait nitelikli çanak çömlekler tespit edildi.

Yaklaşık M.Ö. 6800–6600 yıllarına tarihlenen buluntuların kesin kronolojisinin devam eden Karbon-14 ve diğer arkeometrik analizlerle daha ayrıntılı biçimde ortaya konulması planlanıyor.

Üretim alanının mimari olarak tanımlanabilmesi, ham madde ile farklı üretim aşamalarındaki malzemelerin aynı bağlamda ele geçmesi ve işliğin bütüncül olarak belgelenebilmesi nedeniyle keşif, 2026 yılı Çayönü Tepesi kazı sezonunun en önemli buluntularından biri olarak değerlendiriliyor.

Kültur ve Turizm Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, keşfin, "Çayönü’nde madencilik geleneğinin yaklaşık 2 bin yıl boyunca (M.Ö. 9100’lerden itibaren) sürdüğünü ve üretim faaliyetlerinin belirli, uzmanlaşmış çalışma alanlarında yapıldığını kesinleştirdiği" vurgulandı.

Keşfin Gre Filla’da bulunan obsidiyen atölyelerinden farkı

Çayönü'ndeki keşfi daha önemli kılan, metalürji tarihindeki diğer bulgularla kıyaslandığında ortaya çıkan "planlı mekan” özelliğidir.

Türkiye’nin güneydoğusundaki Gre Filla’da (M.Ö. yaklaşık 8800) cüruflu toprak ve ısıya maruz kalmış bakır izleri bulunmuştu; ancak bu, büyük olasılıkla "tesadüfi veya deneysel bir ısıtma izi" olarak değerlendiriliyordu. Ne bir çalışma zemini ne de organize bir atölye düzenine dair bulgu içermiyordu.

*******************************************

KEŞFİN GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKEN AYRINTISI

Neolitik  topluluk içinde belirli bir üretim faaliyetinin özel bir mekâna ayrılması bize işbölümü, zanaat uzmanlaşması ve üretimin örgütlenmesi hakkında ne söylüyor? Çayönü'nndeki keşfin önemi tam burada ortaya çıkıyor. Çünkü burası yalnızca “erken yerleşim” değil; insanların üretim faaliyetlerini farklı mekânlarda örgütlemeye başladıkları toplumsal dönüşümü izleyebildiğimiz yerlerden biri.

********************************************

Daha eski maden dışı atölyeler (taş / obsidiyen) 

Epipaleolitik ve erken Neolitik dönemlerde obsidiyen veya çakmaktaşı kırma/yontma atölyeleri biliniyor (örneğin Orta Anadolu’daki obsidiyen kaynaklarına yakın istasyonlar). Ancak bunlar, "metalurjiye özel tasarlanmış mimari öğeler" (direk delikleri, döşeli zemin, cevher deposu) içermiyordu.

Dolayısıyla Çayönü’ndeki işlik, metal işçiliğinde tesadüfi buluntudan, organize üretim tesisine geçişin ilk somut ve tartışmasız kanıtı olma özelliğini taşıyor. Ayrıca aynı sezonda ele geçen Proto-Hassuna çanak çömlekleri (M.Ö. 6800-6600), alandaki kültürel sürekliliğe ışık tutmaya devam ediyor.

 

Zülfikar Emin - Arkeolojikhaber.com

 

Çayönü'nde

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya