Sonraki gönderi

Yüksek Mimar Ertuğrul Aladağ'ın Muğla tarihi ve mimari mirasına katkısı ödüllendirildi
Hayır, Ağrı Dağı’nda Nuh’un Gemisi Bulunmuş Değil

Hayır, Ağrı Dağı’nda Nuh’un Gemisi Bulunmuş Değil

Hayır, Ağrı Dağı’nda Nuh’un Gemisi Bulunmuş Değil

www.arkeofili.com

Ağrı Dağı yakınlarındaki gemi biçimli Durupınar Oluşumu’nda yeni bir arama daha yapıldı. Ancak jeologlara göre bu, Nuh’un Gemisi değil.

164 metre uzunluğundaki Durupınar alanı. C: Wikimedia Commons

İnsanlar çok eski çağlardan beri Nuh’un Gemisi’nin kalıntılarını arıyor ancak kayda değer bir başarı elde edebilmiş değiller. Yine de bu durum, bir grup araştırmacının geçtiğimiz yaz bölgeye gidip yeni bir arama çalışması başlatmasına engel olmadı. Ancak bu çalışmadan kutsal kitaplara dair yeni bir kanıt ya da bilimsel açıdan heyecan verici bir bulgu çıkmasını beklemeyin.

Çalışmalarının odak noktası, Nuh’un Gemisi avcılarının eski ve defalarca çürütülmüş favori bir iddiası: Türkiye’de, Ağrı Dağı yakınlarında bulunan ve ilginç bir şekilde gemi şeklini andıran bir sırt. Yani Durupınar Oluşumu.

Nuh’un Gemisi neden bir dağın tepesinde olsun?

Tarihöncesi bir gemi enkazı arayan bir arkeologsanız, ilk hedefinizin bir dağ tepesi olmasını beklemeyebilirsiniz. Ancak bu alanın, Nuh’un Gemisi’ni arayan seferlerin neden bu denli düzenli bir odağı hâline geldiğine dair İncil’e dayalı bir mantık var.

Yaratılış’taki tufan miti; insanlar pervasızca şiddete ve kötülüğe saplandıktan sonra, insanlığı yok etmek için felaket getiren bir tufanı salıveren, öfkeli bir Tanrı’nın öyküsünü anlatıyor. Muhtemelen Tanrı, Nuh adlı bir adama devasa bir gemi inşa etmesini ve bunu ailesini ve Dünya’daki her canlı hayvanı korumak için kullanmasını buyuruyor. Şaşırtıcı biçimde, hepsi bir şekilde gemiye sığıyor.

Gerçekten de oldukça ilgi çekici bir gelişmeyle, felaket getiren bir tufan ve yalnız bir kahramanın benzer bir öyküsü, pek çok antik kültürde karşımıza çıkıyor. Ancak bu, başka bir zamanın konusu.

Yaratılış 8:4’te, tufan dindikten sonra “geminin Ararat dağlarında durduğu” belirtiliyor. Orta Çağ’dan bu yana bilginler, bu ifadenin, Türkiye ve Ermenistan’ındaki Urartu’ya işaret edip etmediğini sorguladı.

İşte böylece, Türkiye’deki resmi adı Ağrı Dağı olan sıradağ, “Ararat Dağı” olarak bilinir hâle geldi.

Aslında Durupınar Oluşumu, Büyük Ağrı Dağı zirvesinin yaklaşık 29 kilometre güneyinde yer alıyor ve Tendürek Dağı’nın bir parçası. Oval biçimli sırtının, devasa bir geminin pruvasına benzediği söyleniyor.

2026 yılındaki yeni incelemeler

Doğu Akdeniz’in bu kesimi, Orta Çağ’dan bu yana Nuh’un Gemisi aramalarını cezbetti. Ancak çeşitli çabalar, yaklaşık son 100 yılda daha koordine hâle geldi. Bu süre boyunca onlarca araştırma seferi Türkiye’nin tepelerinde gerçekleştirildi.

Haziran 2026’da, Durupınar alanında yeni bir inceleme; Türkiye’deki Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Profesör Cenker Atila önderliğinde, aralarında birkaç farklı ülkeden 25 bilim insanının da bulunduğu bir ekiple yürütüldü.

Bu, Türk araştırmacılar ile Noah’s Ark Scan olarak bilinen bir Kaliforniya kolektifi arasında süregelen bir iş birliğinin parçası. Bu kolektif, alana ilişkin daha yakın tarihli incelemelerin başlıca kaynağı oldu ve herhangi bir kazı yerine müdahalesiz taramayı önceledi.

Aynı grup ayrıca, alanda bir tur işletmesi de yürütüyor. Biletler ise 3.600 dolar gibi yüksek bir fiyata satılıyor. Yani…

11 Eylül’de tamamlanan bu yeni çalışma, grubun daha önce birlikte üzerinde çalıştığı türden işlerin bir devamı niteliğinde. Nitekim projeyi anlatan bir sayfa, ekibin “ayrıntılı 2 boyutlu ve 3 boyutlu modeller” üreteceğini ve “yüksek hassasiyetli yüzey altı radar taramaları” yapacağını özetliyor. Aynı sayfa, incelemenin sonuçlarının 2027’de kamuoyuyla paylaşılacağını anlatıyor.

O bulgularda yeni ya da ilgi çekici bir şey olup olmayacağı görülecek. Ancak olasılıklar açıkça onların lehine değil.

Yaygın bir jeolojik yapı

Gemi hipotezinin 1970’lerdeki doğuşundan bu yana, neredeyse tüm diplomalı jeologların ve arkeologların ortak görüşü, en hafif deyişle derin bir kuşkuculuk oldu.

1996’da, California State University Northridge’den jeologlar, Durupınar Oluşumu üzerine, adı kendini anlatan bir çalışma yayımladı: “Türkiye’deki Sahte ‘Nuh’un Gemisi’ Yaygın Bir Jeolojik Yapı Çıktı.”

Araştırmacılar bu çalışmada, oluşumun; yalnızca belli belirsiz tekne biçimli olduğu için Nuh’un Gemisi’yle karıştırılmış “yaygın bir jeolojik yapı” olduğu sonucuna varıyor. Onlara göre bunun sıra dışı görünümü basitçe aşınmış volkanik mineraller, çamurun yukarı doğru yükselmesi ve heyelanlarla açıklanabilir.

İlginç biçimde, çalışmanın yazarlarından David Fasold, başlangıçta yapının bir teknenin kalıntısı olabileceği fikrine inanıyordu. Ancak 1990’larda alanı ziyaret ettikten sonra, bunun bir aldatmaca olduğuna ikna oldu ve öykünün “tarihteki en uzun süredir devam eden aldatmaca” olduğunu söylediği aktarılıyor.

Yaratılış öyküsünün birebir tarih olduğuna inanan yaratılışçı Hıristiyan gruplar bile, Büyük Ağrı Dağı çevresindeki modern araştırmalara yoğun kuşkuyla yaklaştı.


IFL Science. 25 Eylül 2026.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya