Hayvan Dişi Sanılan Nesne 6.500 Yıllık İnsan Dişi Kolye Çıktı
Hayvan Dişi Sanılan Nesne 6.500 Yıllık İnsan Dişi Kolye Çıktı
Paylaş
www.arkeofili.com
Sırbistan’da yıllarca müze rafında hayvan dişi sanılan nesnenin, 6.500 yıllık bir insan dişi kolye olduğu ortaya çıktı.

Jablanica’da bulunan, muhtemelen takı olarak kullanılmış bir insan dişi kalıntısı. C: N. Marković
6.500 yıldan uzun süre önce biri, bir insan dişine özenle bir delik açtı, onu bir ipe geçirdi ve büyük olasılıkla kolye olarak kullandı. Sırbistan’daki Vinça kültürüne ait Jablanica alanındaki yüzey araştırmaları sırasında bulunan insan dişi, arkeolog Nemanja Marković ile meslektaşı Ana Maričić daha yakından bakana dek başlangıçta bir hayvan dişi boncuğu olarak yanlış tanımlanmıştı.
Araştırmacılar artık bunun aslında bir boncuk olmadığını, çoktan ölmüş birinin kalıntılarından alınmış bir takı parçası olduğunu ve Neolitik orta Balkanlar’da bugüne dek bildirilen, güvenilir biçimde belgelenmiş tek insan dişi süs eşyası olduğunu düşünüyor.
Belgrad’daki Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeolog Marković, ilk tepkisinin şaşkınlıktan ziyade merak olduğunu belirtiyor. Bir insan köpek dişinin biçimini fark ettiğinde ise, sıradan bir diş boncuğu yerine daha sıra dışı bir şeye baktıklarının açık hale geldiğini söylüyor.
Yanlış tanımlanmış bir boncuk
Yayımlanan yeni bir çalışmada tanımlanan diş, Belgrad’ın hemen güneyindeki Neolitik Jablanica köyünde bulundu.
Jablanica, Avrupa’nın en büyük tarihöncesi toplumlarından biri olan Vinça kültürünün bir parçasıydı. Alanın 1800’lerin sonunda keşfedilmesinden bu yana, sayısız çömlek, figürin ve özenle işlenmiş kemik alet ortaya çıkardı.
23 milimetreyle bir santimetrenin biraz altında ölçülen küçücük bir nesne olan diş, bir tarlada bulundu. Yıllar süren tarımsal faaliyet zarar vermiş ve dişin tacı ikiye ayrılmıştı. Parçalar toplanıp Mladenovac Müzesi’ne götürüldü. Eser burada bir boncuğun kalıntısı olarak etiketlendi ve neredeyse yirmi yıl boyunca bir rafta bırakıldı.
Diş bir bağlamdan yoksun olduğu için, Marković ve Maričić, ölen kişinin kaç yaşında olduğunu ve dişin ne zaman yapıldığını belirlemek için biraz dedektiflik yapmak zorunda kaldı. Bunu saptamak için, aralarında görsel inceleme, mikroskopi ve röntgen analizinin de bulunduğu çeşitli kanıt kümelerini birleştirdiler.
Dişin çiğneme yüzeyindeki aşınma, dişin orta yaşlı bir yetişkinden geldiğini düşündürürken, diş kökünün pürüzsüz, hasarsız yüzeyi, dişin sahibi hâlâ hayattayken sökülmediğine işaret ediyordu. Aksine, diş her kime aitse o kişi çoktan ölmüş, büyük olasılıkla geriye iskeletleşmiş kalıntılardan başka bir şey kalmamıştı.
Dişin ne zaman yapıldığını anlamaya çalışmak daha zordu. Bunun için araştırmacılar, Jablanica’da bulunan bir başka takı parçasına, güvenilir biçimde yaklaşık MÖ 4.700’e tarihlenen bir deniz kabuğu bileziğe baktı. İki nesnedeki matkap izlerini karşılaştırarak, herhangi bir benzerliğin iki süs eşyasının da aynı teknikle yapıldığını gösterip göstermediğini belirlemeye çalıştılar.
Marković’e göre, bir yüzey buluntusu için “kesin bir tarih mümkün olmasa da”, her kanıt kümesi aynı döneme işaret ediyordu.
Beceri, nadirlik ve ikinci bir bakış
Ancak Marković’i en çok etkileyen şey, işin içindeki deneyimli yetenekti. Marković, mikroskop altında dikkate değer bir hassasiyet görebildiğini; bunun, doğaçlama bir nesne değil, üretilmesi önemli bir beceri gerektiren ve uzun bir süre boyunca takılmış bir nesne olduğunun kanıtı olduğunu açıklıyor.
Çalışmaya göre Jablanica’da her türden süs eşyası nadir. Bugüne dek yalnızca iki parça daha bulundu: bir deniz kabuğu bilezik parçası ve bir başka deniz kabuğu kolye. Bu arka plana karşı, bir insan dişi kolye dikkate değer bir buluntu.
Benzer insan dişi kolyeler Avrupa genelinde nadir, ancak zaman zaman ortaya çıkıyorlar. Neolitik orta Balkanlar’da ise bunlardan hiçbiri kesin biçimde kanıtlanmış değil.
Bu kolye yalnızca, biri eski müze raflarına geri dönüp bakacak kadar meraklı olduğu için bulundu. Marković, bu keşfin başka araştırmacıları da daha eski koleksiyonlarının bir kısmına ikinci bir kez bakmaya yönlendirmesini umuyor. Belki de tıpkı bunun gibi, başka dikkate değer buluntular da yanlış tanımlanmış halde duruyor olabilir.
Marković, daha genel olarak bu buluntunun, tarihöncesinde insan kalıntılarının yalnızca gömülmediğini, aynı zamanda özenle anlamlı kişisel nesnelere dönüştürülebildiğini de hatırlattığını belirtiyor. Ona göre bu durum, Vinça toplumunda ve ötesinde kimliğe, belleğe ve yaşayanlar ile ölüler arasındaki karmaşık ilişkilere dair yeni bakış açıları sunuyor.
Makale: Marković, N., & Maričić, A. (2026). International Journal of Osteoarchaeology.