İspanya’da Neolitik Yamyamlık 1.500 Yıl Boyunca Tekrarlanmış
İspanya’da Neolitik Yamyamlık 1.500 Yıl Boyunca Tekrarlanmış
Paylaş
www.arkeofili.com
Üç mağaradan çıkan kemikler, Neolitik yamyamlığın katliamdan ritüele uzanan, 1.500 yıla yayılmış farklı olaylar olduğunu ortaya koyuyor.

Majolicas Mağarası’ndan çıkarılan yetişkin bir kafatasının elmacık kemiğindeki kesik izlerinin yakın çekim fotoğrafı. C: Antonio Rodríguez Hidalgo, IAM
Arkeologlar, Granada’daki üç mağarayı elli yıldır tarihöncesi yamyamlığın ders kitabı örnekleri olarak ele alıyordu. Ancak şimdi mağaraların içeriklerine ilişkin yeni bir inceleme, ders kitabındaki bu görüntünün fazla basit olduğunu gösteriyor.
Uluslararası bir ekip; Malalmuerzo, Carigüela ve Majolicas mağaralarından çıkan insanlara ait yaklaşık bin kemiği yeniden inceledi ve ilk kez 1970’lerde topraktan çıkarılan bu malzemeye, doğrudan radyokarbon tarihleme ile modern tafonomi analizini (bir kemiğin ölüm ile kazı arasında başına gelen her şeyin incelenmesi) uyguladı.
Yayımlanan sonuçlar, tek ve türdeş bir uygulama gibi görünen şeyin aslında yüzyıllarca arayla birbirinden ayrılmış ve çok farklı koşulların yönlendirdiği birkaç ayrı olay olduğunu gösteriyor. Bu olaylar arasında olası bir katliam, yinelenen bir ritüel gelenek ve nadir, ithal bir pigment içeren bir tören var.
Araştırmacılar, her olayı ilk kez belirli bir zaman aralığına oturtan radyokarbon tarihlerini; kesik izlerinin, kırıkların, darbelerin ve insan ısırık izlerinin mikroskobik analiziyle birleştirdi, ardından bilinçli insan eylemini leşçillerin ya da doğal çürümenin yol açtığı hasardan ayırmak için istatistiksel modeller ve makine öğrenmesi kullandı.
Çalışmanın yazarlarından Antonio Rodríguez-Hidalgo, tarihöncesi yamyamlığın onlarca yıldır tek bir davranış olarak yorumlanma eğiliminde olduğunu söylüyor. Rodríguez-Hidalgo, çalışmalarının, tek bir “Neolitik yamyamlıktan” söz etmenin mümkün olmadığını; benzer arkeolojik kanıtların ardında çok farklı toplumsal gerçekliklerin bulunabileceğini gösterdiğini belirtiyor.
Rodríguez-Hidalgo, araştırmacıların kronolojiyi, arkeolojik bağlamı ve kemiklerin kaydettiklerini birleştirerek, bu uygulamaların gerçekte ne anlama geldiğine yaklaşmaya başlayabileceğini ekliyor.

Majolicas Mağarası’ndan kesme izleri bulunan yetişkin kafatası. C: Antonio Rodríguez Hidalgo, IAM
Malalmuerzo: bir öğün değil, bir katliam
En çarpıcı bulgu Malalmuerzo’dan geliyor. MÖ 5.000 dolaylarında, yani Gize piramitlerinin inşasından yaklaşık iki bin yıl önce ve Stonehenge’in en erken evrelerinden çok önce, mağara tek ve şiddetli bir olayın gerçekleştiği yer gibi görünüyor.
Araştırmacılar burada en az 36 kişiyi temsil eden 714 kemik parçası belirledi. Kırıklar, ölüm anında ya da ona yakın bir zamanda yaşanan travmayla uyumluydu. Her yaş grubundan bireyin bulunması ise, bir ritüel uygulama süreci boyunca değil, tek bir olayda bir topluluğun çoğunun ya da tamamının öldürülüp tüketildiğini düşündürüyor.
Bu durum, tarihlemenin Neolitik’in farklı evrelerine yayılmış birkaç ayrı yamyamlık olayını, yani tek bir şiddet patlamasını değil, yinelenmeyi ortaya koyduğu Carigüela’yla keskin bir tezat oluşturuyor. Carigüela’da ayrıca çalışmanın en sıra dışı eserleri de bulundu: bilinçli olarak “kâselere” dönüştürülmüş iki kafatası, yani insan kafataslarından biçimlendirilmiş, çanağı andıran kaplar.
Bu, tarihöncesi Avrupa’nın başka yerlerinde de benzerleri görülen bir uygulama. Bunların en ünlüsü, Buzul Çağı’na ait kafatası kâselerinin bugün Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nde sergilendiği İngiltere’deki Gough’s Mağarası’nda. Yine de Carigüela örnekleri binlerce yıl daha yeni ve çok farklı bir kültürel bağlama ait.
Araştırmacılar, Granada kafatası kâselerini, dosdoğru bir kesip parçalamanın yan ürünü değil, olasılıkla ganimet almayla bağlantılı, bilinçli ve simgesel bir ölüm sonrası muamelenin kanıtı olarak görüyor.

Carigüela Mağarası’ndan (Granada) Neolitik döneme ait kase kafatası. C: Antonio Rodríguez Hidalgo, IAM
Majolicas: çatışma değil, renk
Üçüncü alan olan Majolicas, MÖ 3.800 dolaylarına tarihlenen en yeni olayı barındırıyor. Bu tarih de yine ilk Mısır piramitlerinden yüzyıllarca önce ve kabaca Mezopotamya’nın en erken kentleriyle çağdaş.
Burada kanıtlar şiddetten uzağa, ritüele doğru işaret ediyor: bazı kemikler, büyük olasılıkla zincifre ile kırmızıya boyanmıştı. Bu bir cıva-sülfür minerali; uzak mesafelerden temin edilip ticareti yapılmak zorundaydı ve İber Neolitik ile Kalkolitik Çağ gömme bağlamlarında, ölülere yönelik simgesel ya da törensel muamelenin bir işareti olarak defalarca karşımıza çıkıyor. Zincifrenin Majolicas’ta bulunması, buradaki kalıntıların açlıkla ya da düşmanlıkla hiçbir ilgisi olmayan bir tören derecesiyle ele alındığını düşündürüyor.
Avrupa’nın farklı yerlerine uzanan bir örüntü
Tek tek ele alındığında, her mağara farklı bir hikâye anlatıyor. Bir arada ise daha büyük bir şey anlatıyorlar. Ekip, bu İber olaylarının, Neolitik ve erken Tunç Çağı Avrupası’nda başka yerlerde de belgelenen üç zaman aralığı çevresinde kümelendiğini buldu: MÖ 6. binyılın sonları, MÖ 5. binyılın ortaları ve MÖ 3. binyılın sonları.
Çalışmanın başyazarı Palmira Saladié, tüm olayların ortak bir nedeni olduğunu söyleyemeyeceklerini belirtiyor. Saladié, ancak tüm Neolitik boyunca, kesintili ama yinelenen biçimde, toplumsal örgütlenmedeki, gruplar arası ilişkilerdeki ve ölüm ile şiddetle kurulan ilişkideki değişimleri yansıttığını sezdikleri bir çatışma ve/veya kalıntıları işleme senaryosunun bulunduğunu ekliyor.
Makale: Saladié, P., Rodríguez-Hidalgo, A., Marginedas, F., Solari, A., & Botella, M. C. (2026).
IPHES. 7 Eylül 2026.