Japonya’daki İnsanlar 7.300 Yıl Önce Neredeyse Yok Oluyormuş
Japonya’daki İnsanlar 7.300 Yıl Önce Neredeyse Yok Oluyormuş
Paylaş
www.arkeofili.com
7.300 yıl önce gerçekleşen bir volkanik patlama, Japonya’daki avcı-toplayıcı insanları neredeyse yok ediyormuş.

“Felaket tabakası” olarak adlandırılan tabaka, Japonya’nın batısındaki arkeolojik alanlarda görülebilir. C: Crema et al. 2026.
Japonya’nın Kyushu Adası’ndaki tarihöncesi topluluklar, 7.300 yıl önce deniz altındaki Kikai volkanının patlamasıyla Holosen döneminin en büyük volkanik patlamalarından birini yaşadı. Arkeologlar bugüne kadar bu felaketin bölgedeki avcı-toplayıcı nüfusu yok ettiğini varsayıyordu. Ancak yeni bir araştırma durumun böyle olmayabileceğini düşündürüyor.
Kyushu’nun yaklaşık 30 kilometre güneyinde, Doğu Çin Denizi’nin altında bulunan volkan, deniz üzerinde ve ada boyunca hızla yayılarak dokunduğu her şeyi yakıp kül eden bir dizi kavurucu piroklastik akıntı saldı. Kikai-Akahoya (K-Ah) patlaması olarak bilinen bu yıkıcı olay, devasa tsunamiler, güçlü depremler ve kalın volkanik kül birikintileri de dahil olmak üzere bir dizi ek etkiyi tetikledi.
Ancak Kyushu genelinden elde edilen arkeolojik verileri analiz eden yeni bir çalışmanın yazarları, adadaki Jōmon avcı-toplayıcı nüfusun felakette yok olmadığını öne sürüyor. Bunun yerine hayatta kalanlar adanın güneyinden kuzeyine taşındı ve kültürleri patlamanın ardından burada gelişip yayılmaya devam etti.
Araştırmacılara göre demografik model, en azından güney ve orta Kyushu için K-Ah patlamasının bir “Jōmon Kıyameti”ni tetiklediği görüşüyle kısmen örtüşüyor. Araştırmacılar bu bölgelerin büyük hasar gördüğünü, nüfusun büyük ölçüde azaldığını ve birçok bölgede kültürel sürekliliğin uzun süre kesintiye uğradığını yazıyor.
Yazarlar örnek olarak Numerikawa’daki bir arkeolojik alanı gösteriyor. Burada patlamadan önceki tortu katmanlarından bol miktarda çanak çömlek ele geçti. Bu katmanların üzerini bir volkanik enkaz tabakası örttü ve bu tabakanın üzerinde hiç çanak çömlek bulunmuyor. Bu da bu alanda kimsenin felaketten sağ kurtulamadığını düşündürüyor.
Ancak araştırmacılar, yarık taş küpelerin K-Ah’dan önce güney Kyushu’da görüldüğüne, olayın hemen ardından ise daha kuzeyde ortaya çıkmaya başlayıp burada sayılarının hızla arttığına da dikkat çekiyor. Bu da deniz altındaki volkanın yakınında yaşayan bazı insanların hayatta kaldığını ve adanın kuzeyine taşındığını düşündürüyor.
Çalışmanın yazarlarına göre demografik modellemeleri, patlamanın ardından kuzey kıyı Kyushu’da nüfus artışının sürdüğünü doğruluyor. Yazarlar bu nüfus eğiliminin, güney Kyushu’yu terk edip kuzeye taşınan mültecilerle güçlenmiş olabileceğini belirtiyor.
Adanın kuzeyine giderek daha fazla insan geldikçe yeni toplumsal ağlar ve kültürel dinamikler oluştu ve bu da Sobata geleneği olarak bilinen yeni bir çanak çömlek kompleksinin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı.
Aynı dönemde büyüyen kuzey nüfusu deniz avcılığı uygulamalarını da genişletmeye başladı. K-Ah’dan kısa bir süre sonra kuzey Kyushu ve yakınındaki adalarda taş zıpkınlar ortaya çıktı.
Araştırmacılar tüm bu kanıtları bir arada değerlendirerek Kyushu’daki Jōmon toplumlarının ne tamamen “çöktüğü” ne de basitçe “hayatta kaldığı” sonucuna varıyor. Araştırmacılara göre bunun yerine patlama, adanın güneyinde yüksek ölüm ve terk oranlarına, kuzeyinde ise kayda değer bir nüfus artışına yol açan bir dizi demografik sonucu ve tepkiyi tetikledi.
IFL Science. 16 Ekim 2026.
Makale: Enrico R. Crema et al. (2026).