Kelt Kadınları Gerçekten Savaşıyor muydu?
www.arkeofili.com Keltler eski dünyada savaşçı olarak büyük saygı görüyordu ama tüm savaşçılar erkek miydi, yoksa Kelt kadınları da savaşta çarpışıyor muydu?
Paylaş
Keltler eski dünyada savaşçı olarak büyük saygı görüyordu ama tüm savaşçılar erkek miydi, yoksa Kelt kadınları da savaşta çarpışıyor muydu?

Keltler Avrupa’da gelişti ve azılı savaşçılar olarak bir ün kazandı. MÖ 390 dolaylarında Roma’yı yağmaladılar ve on yıllar sonra, imparatorluğunu genişletirken Büyük İskender tarafından kabul edildiler.
Öyleyse arkeologların Kelt mezarlarında çok sayıda silah bulması şaşırtıcı değil. Ancak on yıllar içinde bu silahların bazıları kadın mezarlarında bulundu. Bu da kadınların bu silahları kullanmış olabileceğini düşündürüyor. Dahası, yakın zamanlı genetik çalışmalar, seçkin Keltlerin gücü ana soy hattı üzerinden miras aldığını öne sürüyor.
(İlgili: Kelt Erkekleri, Evlerinden Ayrılarak Eşlerinin Ailelerine Katılıyordu)
Keltler, bugünkü İspanya’dan Türkiye’ye dek Avrupa’nın dört bir yanında yaşadı. Benzer bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı ve eski topraklarının her yerinde kadın gücüne dair ipuçları bulundu, eski metinlerde de bunlara işaret edildi. Bu da ilginç bir soruyu gündeme getiriyor: Keltlerde savaşta çarpışan kadınlar var mıydı?
Görüşler farklılaşıyor ama bazı uzmanlar, belki düzenli olarak olmasa da, Kelt kadınlarının savaşta çarpışmış olabileceğini düşünüyor. Bir sorun şu ki, yaklaşık 2.000 yıl önce Britanya Adaları’nda yaşayanların gerçekten Kelt olup olmadığı konusunda araştırmacılar arasında süregelen bir tartışma var.
Genetik ipuçları
Kelt kadın savaşçılarına ilişkin soruyu yanıtlamakla doğrudan ilgili olmasa da, yakın zamanlı birkaç genetik çalışma, seçkin Kelt kadınlarının güçlü roller üstlendiğini buldu. Nature Human Behaviour dergisinde yayımlanan, Almanya’daki çeşitli Kelt mezarlarındaki Antik DNA’yı inceleyen 2024 tarihli bir çalışma, gücün anasoylu biçimde miras alındığını buldu. Demir Çağı İngiltere’sinden mezarları inceleyen 2025 tarihli bir çalışma ise erkeklerin, yerel ve güçlü kadın soy hatlarına evlilikle katıldığını ortaya koydu.
Bu durum, Kelt kadınlarının Avrupa’daki birçok kadın emsalinden daha fazla güce sahip olduğuna dair metinsel kanıtları destekliyor. Pepperdine Üniversitesi’nde beşeri bilimler profesörü olan Philip Freeman, “War, Women and Druids: Eyewitness Reports and Early Accounts of the Celts” (University of Texas Press, 2002) adlı kitabında, “Keltlerin kadınları genel olarak Yunan ve Roma dünyasındaki emsallerinden daha fazla özgürlük ve fırsatın tadını çıkarıyordu” diye yazıyor. “Bir Yunan eşinin, Britanyalı kraliçe Boudicca’nın yaptığı gibi kocasına savaş alanında katıldığını, hatta bir orduya önderlik ettiğini hayal etmek güç.”
“Gözleri parlayan” kadınlar
Bir başka olası kanıt, bugünkü Fransa’da yaşamış bir Kelt grubu olan Galyalılara ilişkin, özellikle renkli bir alıntı.
Romalı asker ve tarihçi Ammianus Marcellinus (yaklaşık MS 330 ila 395 arasında yaşadı), “Res Gestae” (“Başarılar”) adlı kitabında şöyle yazdı: “Bir Galyalı, kavgaya kendisinden çok daha güçlü ve gözleri parlayan karısını da katarsa, bir grup yabancı bile onların tekine karşı duramaz; hele bir de kadın boynunu şişirip dişlerini gıcırdatarak, o kocaman, beyaz kollarını savurup, mancınığın burulmuş halatlarından fırlatılan atışlar gibi, tekmelerle karışık yumruklar yağdırmaya başlarsa” (çeviri: Gavin Kelly).
Bir başka deyişle, bir Galyalı eşe bulaşılmamalıydı.
Ama Edinburgh Üniversitesi’nde Latin edebiyatı ve Roma tarihi profesörü olan Gavin Kelly’ye göre, Ammianus alıntısına dikkatle yaklaşmak gerekiyor; çünkü bu, savaştan çok yumruklaşmaya işaret ediyor. Kelly, alıntıyı Kelt kadınlarının savaşta çarpıştığı anlamına gelecek biçimde ele almamamız gerektiğini söylüyor.
Mezarlardaki silahlar
Keltleri kapsamlı biçimde incelemiş olan Liverpool Üniversitesi’nden arkeoloji profesörü Rachel Pope, “Artık Avrupa genelinde, az sayıda kadının silahlarla gömüldüğüne dair iyi kanıtlarımız var” diyor. Journal of Archaeological Research dergisinde yayımlanan 2021 tarihli bir çalışmada, aralarında bazı kadınların hançerlerle gömüldüğü, doğu Fransa’daki 2.500 yıllık bir mezarlığın da bulunduğu, kadınların hançer ya da mızraklarla gömüldüğü vakalardan söz ediliyor.
En iyi kanıtların bir kısmı Britanya’dan geliyor. Pope, “Artık üç kaleden, bazı kadınların çarpışmaya katıldığına dair osteolojik kanıtlarımız var” diyor ve “kuzey Britanya’da da kadın savaşçılara dair kanıtlar bulunduğunu, buralarda kadınların savaş arabalarıyla gömüldüğünü” belirtiyor.
Britanya’nın güneybatı kıyısı açıklarındaki Scilly Adaları’nda silahlarla gömülü bir kadını incelemiş olan, Historic England’da kıdemli insan iskelet biyoloğu Simon Mays, bölgedeki kadınların büyük olasılıkla savaşa katıldığını söylüyor. Mays, “Şiddetin Demir Çağı yaşamının rutin bir parçası olduğuna dair çok az kuşku var, dolayısıyla kadınların da katılmış olması muhtemel” diyor.
Ancak University College Cork’taki İrlanda Araştırmaları Okulu’nda öğretim görevlisi olan Emmet Taylor’a göre, birinin savaşta çarpışmış olması onu bir “savaşçı” yapmaz. Taylor, “askeri kimlikler hakkında karmaşık biçimde düşünmemizin önemli olduğunu” belirtiyor. Erken Orta Çağ İrlanda’sında, kadınların savaşçı sayılabilecek toplumsal gruplara katılmasına izin verildiğine dair pek az kanıt var.
Eski Britanyalılar Kelt sayılabilir mi?
En bilinen örnek, MS 60 dolaylarında Roma İmparatorluğu’na karşı bir ayaklanmaya önderlik eden Iceni (İngiltere’de yaşayan bir halk) kraliçesi Boudica. Kendisi kuvvetlerini Romalılara karşı birkaç kez zafere taşıdı, ardından MS 61’deki Watling Street Muharebesi’nde yenildi ve bunun ardından ya hastalıktan ya da Romalılara esir düşmemek için zehir içerek öldü.
Ancak Iceni’nin ya da Britanya’daki diğer eski grupların Kelt olup olmadığı, araştırmacılar arasında bir tartışma konusu. Sheffield Üniversitesi’nde emeritus arkeoloji profesörü olan John Collis, “The Celts: Origins, Myths and Inventions” (Tempus, 2003) adlı kitabında, antik coğrafyacı Strabon’un (yaklaşık MÖ 64-MS 24 arasında yaşadı) aslında “Britanyalıları Keltlerden ayırdığını” yazıyor.
Collis’e göre, “Kelt” ve “Galyalı” gibi terimler, “Basklar gibi Hint-Avrupalı olmayan konuşurlar da dâhil olmak üzere batı Avrupa’nın tüm sakinleri için en genel biçimde kullanılması dışında, Britanya Adaları’nın sakinleri için hiçbir zaman kullanılmadı.”
Yine de Freeman’a göre, antik yazarlar Britanya’daki insanlardan Kelt diye söz etmese de, onların kültürel ve dilsel benzerliklerinden bahsediyorlar. Bu düşünce çizgisini izlersek, Boudica’yı bir Kelt olarak adlandırmak pek de abartılı değil.
Cardiff Üniversitesi’nde emeritus arkeoloji profesörü olan Miranda Aldhouse-Green, “Boudica’dan Kelt yerine Britanyalı olarak söz etmeyi” yeğlediğini söylüyor ama Boudica’nın isyanının, Britanya’daki savaşçı kadınlara dair önemli kanıtların bir parçası olduğunu belirtiyor.
Aldhouse-Green, “Britanya’da savaşçı kadınlara dair, Demir Çağı savaş arabası mezarları biçiminde arkeolojik kanıtlar var” diyor. Örneğin, Yorkshire’daki Brigantes halkından, kendisini Roma’yla ittifaka sokup bölgedeki Roma karşıtı gruplara karşı savaşan Cartimandua’nın öyküsüne dikkat çekiyor.
Aldhouse-Green, “Yani evet, kadınlar özellikle Britanya’da savaşlarda çarpıştı” diyor. Ama Avrupa kıtasında kadınların savaşta çarpıştığına dair “daha az kanıt” bulunduğunu belirtiyor.
Britanya’da kadınların savaşa katıldığına dair kanıtlar çok güçlü. Pope, “Metinlerde, bir ordu toplayıp üç kenti yerle bir eden Boudica var; ayrıca antik yazar Tacitus, kadınların çarpışmaya komuta etmesinin sıra dışı olmadığını bize söylüyor.”
Live Science. 2 Ağustos 2026.