Bu 45.000 Yıllık Kaya Kristali Alet Ne Anlatıyor?

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Mağara duvarlarının DNA'ları binlerce yıl korunabildiği anlaşıldı.
Konya’da Luvice Mühür ve Altın Muska Bulundu

Konya’da Luvice Mühür ve Altın Muska Bulundu

Konya’daki Türkmen Karahöyük kazısında bulunan 3.500 yıllık Luvice mühür ve Roma döneminden bir çocuğa ait altın muska bulundu.

www.arkeofili.com

Konya’daki Türkmen Karahöyük kazısında bulunan 3.500 yıllık Luvice mühür ve Roma döneminden bir çocuğa ait altın muska bulundu.

Konya’daki Türkmen Karahöyük kazılarında, yaklaşık 3.500 yıllık Luvice hiyeroglif yazılı bir mühür ile Roma dönemine ait bir çocuğun taşıdığı altın bir Hıristiyan muskası gün yüzüne çıkarıldı. Buluntular, höyüğün hem Tunç Çağı’nda önemli bir yönetim merkezi olduğunu hem de yüzyıllar boyunca sürekli bir yerleşim gördüğünü gösteriyor.

Konya’nın Çumra ilçesindeki Türkmen Karahöyük’te yürütülen kazıların üçüncü sezonunda, birbirinden binlerce yıl uzak iki dönemi aydınlatan buluntulara ulaşıldı. Altı yıl süren yüzey araştırmalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle başlatılan kazılar, Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Michele Rüzgar Massa ile Chicago Üniversitesi’nden Doç. Dr. James Osborne’un eş başkanlığında, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hüseyin Erpehlivan’ın yardımcılığında sürüyor.

Bilkent, Chicago, New York ve Pavia üniversiteleri ile Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ve Konya Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği kazıda bu yıl höyüğün beş farklı noktasında çalışıldı. Ekipte 13 ülkeden yaklaşık 60 araştırmacının yer aldığı, sahada toplam 150 kişilik bir ekibin görev yaptığı belirtildi.

(İlgili: Konya’daki Türkmen Karahöyük’te Mühürler, Zarlar ve Kalem!)

Türkmen Karahöyük, aslında birkaç yıldır Anadolu arkeolojisinin en dikkat çeken alanlarından biri. Höyük, 2019’da yine aynı araştırma ekibinin bölgede bulduğu Luvice hiyeroglif yazılı bir stelle uluslararası gündeme gelmişti. Kral Hartapu adına yazılmış bu stel, höyüğün Demir Çağı’nda büyük bir krallığın başkenti olabileceğini düşündürmüş ve bölgenin bilinmeyen bir siyasi gücün merkezi olduğuna işaret etmişti.

Bu yılki buluntular ise höyüğün önemini daha da geriye, Tunç Çağı’na taşıyor. Kazı eş başkanı Doç. Dr. Massa’ya göre alan, çok daha erken bir dönemde de önemli bir idari merkezdi.

Kurunti-ziti’nin mührü

Kazılarda Luvice hiyeroglif yazılı bir taş mühür, iki bakır mühür ve bir kil mühür baskısı bulundu. Luvice, Tunç Çağı Anadolu’sunda Hititlerle birlikte yaygın olarak konuşulan, Anadolu hiyeroglifleriyle yazılan bir dildi. Bu tür mühürlerde çoğunlukla sahibinin adı ve unvanı yer alıyordu.

Massa, taş mühürdeki yazının bir isim ve unvan içerdiğini belirterek, “Bu kişi çok yüksek bir rolde değil, ama yine de bürokrasiye ve devlete ait bir hiyerarşi görüyoruz. Buranın milattan önce 1.500 ila 1.400 civarında büyük bir idare merkezi olduğunu söyleyebiliriz” diyor.

Taş mühürde “Kurunti-ziti” adı yer alıyor. Massa’ya göre bu ad, Hitit dünyasında önemli bir yere sahip olan Kurunta adlı tanrıyla bağlantılı. Kurunta (Runtiya), Luvi ve Hitit inancında geyikle özdeşleşen, koruyucu bir tanrıydı; adı hem kişi adlarında hem de kraliyet çevresinde sıkça karşımıza çıkıyor. Kil mühür baskısında ise farklı bir isim bulunuyor. Massa, bunların bölgede görev yapan idari personelin belgeleri mühürlemek için kullandığı mühürler olduğunu, yani höyükteki örgütlü bir devlet bürokrasisinin izlerini yansıttığını belirtiyor.

Bir çocuğun altın muskası

Höyüğün çok daha geç bir katmanından ise bambaşka bir buluntu çıktı: MS 4. ya da 5. yüzyıla ait bir Hıristiyan muskası. Massa, muskanın küçük bir çocuğa ait olduğunu belirterek, “Bakır kutu içinde çok ince, 0,1 milimetrelik altın levha üzerinde büyük ihtimalle İncil’den bir pasaj yazılı. Yani nazar boncuğu gibi düşünebiliriz” diyor.

Bu tür nesneler, Geç Antik Çağ’da Akdeniz dünyasında koruyucu amaçla taşınan muskaların (filakteri) tipik bir örneği: ince bir altın ya da gümüş levhaya kutsal bir metin yazılıyor, levha rulo yapılarak küçük bir kutuya konuyor ve boyna asılıyordu. Massa, bu tür muskaların çok yaygın olmadığını, bilinen benzer örneklerden birinin Almanya’da bulunduğunu söylüyor.

Tek döneme değil, katmanlara odaklanan bir kazı

Kazı başkan yardımcısı Doç. Dr. Hüseyin Erpehlivan, Türkmen Karahöyük’ün Anadolu arkeolojisi açısından önemli bir konumda olduğunu söylüyor. Konya’nın, Anadolu’nun tam ortasında, kültürlerin kesiştiği bir bölgede yer aldığını belirten Erpehlivan, “Türkmen Karahöyük ise tek bir döneme odaklanan bir kazı değil. Geç Helenistik dönemden başlayarak Demir Çağı, Tunç Çağı ve daha eski dönemlere kadar uzanan çok katmanlı bir yerleşimi araştırıyoruz” diyor.

Nitekim bu sezonun buluntuları da bu durumu destekliyor. Aynı höyükten, arasında yaklaşık iki bin yıl bulunan iki nesne, höyüğün binlerce yıl boyunca yerleşim gördüğünü gösteriyor. Buluntulardan biri Tunç Çağı’nın devlet bürokrasisine, diğeri ise Geç Antik Çağ’ın gündelik inanç dünyasına dair bilgi veriyor.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya