Kültepe Tabletlerinde 4.000 Yıllık Bir ‘Bira Evi’ Ortaya Çıktı
Kültepe Tabletlerinde 4.000 Yıllık Bir ‘Bira Evi’ Ortaya Çıktı
Paylaş
www.arkeofili.com
Kültepe tabletlerinde geçen bir “bira evi” kaydından Hitit ritüellerine, MÖ 2. binyıl Anadolu’sunda bira kültürü inceleniyor.

Silindir mühür (solda) ve güncel baskısı (sağda). Uzun kamışlar aracılığıyla bira içen iki kişi betimlenmiş. Khafajeh, Irak (Erken Hanedan Dönemi, MÖ yaklaşık 2.600–2.350). C: University of Chicago, Institute for the Study of Ancient Cultures
Yaklaşık 4.000 yıl önce “İlia’nın oğlu” olarak anılan bir adam, bir “bira evinde” serbestçe konuşuyordu. Bu küçük ayrıntı, Anadolu’nun bilinen en eski yazılı belgeleri arasında yer alan Kültepe tabletlerinden birinde geçiyor.
Yeni araştırma, MÖ 2. binyıl Anadolu’sunda biranın nasıl üretildiğini, kimler tarafından tüketildiğini ve hangi bağlamlarda kullanıldığını yazılı belgeler, arkeolojik buluntular ve bitki kalıntılarını bir araya getirerek inceliyor.
İstanbul Üniversitesi Hititoloji Anabilim Dalından Tolga Pelvanoğlu ve Balıkesir Üniversitesi’nden Güzel Öztürk’ün kaleme aldığı çalışmaya göre bira, hem Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda hem de Hitit İmparatorluğu döneminde gündelik yaşamın, ekonominin ve dinsel uygulamaların ayrılmaz bir parçasıydı.
“Beer in Anatolia from the kārum Period to the Hittite Empire: Philological, Archaeological and Archaeobotanical Evidence” başlıklı makale, filolojik, arkeolojik ve arkeobotanik verileri birlikte değerlendirerek yaklaşık MÖ 1.950’den Hitit İmparatorluğu’nun sonuna kadar uzanan dönemde Anadolu’nun bira kültürüne dair kapsamlı bir tablo sunuyor.
Kültepe’de Ev Yapımı Bira ve Kadın Emeği
Kayseri’de yer alan Kültepe’de, antik Kaniş kentinde bulunan çivi yazılı belgeler, biranın gündelik yaşamdaki ve ekonomideki yerini açıkça ortaya koyuyor. Masraf listelerinde, borç kayıtlarında, dağıtım belgelerinde ve özel mektuplarda bira, yalnızca tüketilen bir içecek olarak değil, ölçülebilen ve ödeme aracı olarak da kullanılabilen bir ticari mal olarak geçiyor.
Kültepe metinlerinde marnuattum, mazittum ve tabalātum gibi farklı bira türlerinin yanı sıra bira ekmeği (bappirum), malt (buqlum ve narūtum) ve büyük bira testileri (kirrum) gibi ürünlerden de söz ediliyor. Belgelere göre tabalātum birasının yapımında buğday, arpa ve un kullanılıyordu.
Metinler, bira ekmeğinin ve maltın hazırlanmasında ve ev içinde bira üretiminde Asurlu kadınların etkin bir rol oynadığını gösteriyor. Kadınlar birayı süzüyor, üretimden geriye kalan tortuyu ise hayvan yemi olarak değerlendiriyordu. Belgeler, biranın cenaze ve yas törenlerinde de tüketildiğini gösteriyor.
Anadolu’da Erken Bir “Bira Evi”
Kültepe’deki belgelerden biri özellikle dikkat çekiyor. CCT 4, 7b olarak bilinen tablette, İlia’nın oğlu olarak tanımlanan bir kişinin bir “bira evinde” ya da meyhanede serbestçe konuştuğundan söz ediliyor. Yazarlara göre bu kayıt, Kaniş’te bira tüketiminin belirli bir mekânla ilişkili olabileceğini düşündürdüğü için önemli.
Ancak yazarlar temkinli olunması gerektiğinin de altını çiziyor. Metin, adamın bu şekilde konuşmasının bira ya da alkolden kaynaklandığını açıkça söylemiyor. Belge, söz konusu mekânın mimarisi, toplumsal işlevi ya da orada nelerin tüketildiği hakkında da ayrıntılı bilgi vermiyor. Bu nedenle araştırmacılar kaydı, bir bira evinin ya da içki tüketilen bir mekânın varlığına işaret eden önemli bir kanıt olarak görüyor. Araştırmacılar bunun tek başına Kaniş’te düzenli ve kurumsallaşmış bir ortak içme geleneği bulunduğunu kanıtlamadığını vurguluyor.

Kırmızı perdahlı, gaga ağızlı çömlek; kil; MÖ 1800-1600; Kültepe. C: Wikimedia Commons
Kamışlarla Ortak Kaptan İçmek
Arkeolojik buluntular ve mühür baskıları da bu dönemdeki içki kültürüne ışık tutuyor. Kazılarda ele geçen huni biçimli kaplar, süzgeçli kaplar, emzikli testiler, ucunda süzgeç bulunan bronz içme kamışları ve ritonlar, mayalanmış içeceklerin hazırlanması, süzülmesi ve sunulmasıyla ilişkilendiriliyor.
Kültepe ve Aksaray’daki Acemhöyük’te bulunan mühür baskılarında, büyük bir kabın önünde oturan iki figürün uzun kamışlarla aynı kaptan içki içtiği şölen ve adak sahneleri yer alıyor. Antik biranın tortulu ve posalı bir yapıya sahip olduğu düşünüldüğünde, bu kamışların içkiyi süzerek içmeye yaradığı anlaşılıyor.
Hititlerde Tanrılara Sunulan Kutsal İçecek
Hitit metinlerinde bira, Hititçe šieššar sözcüğüyle ve Sümerce KAŠ işaretiyle ifade ediliyor. Hitit kaynaklarında ballı ya da tatlandırılmış bira (KAŠ.LÀL), Fırtına Tanrısı’na sunulan KAŠ ḫulḫul, arpa maltından yapılan KAŠ.ŠE ve şarap ile bira karışımı ya da kaliteli bir bira olarak yorumlanan KAŠ.GEŠTIN gibi zengin bir terminoloji bulunuyor.
Hitit belgelerinde bira esas olarak dinsel ritüellerde, bayram törenlerinde, arınma ayinlerinde ve kurumsal bağlamlarda öne çıkıyor. Bira, tanrılara sunulan içki sunularında (libasyon), salgın hastalıklara karşı yapılan büyüsel ritüellerde (örneğin Ašḫella ritüelinde), prenslerin erginlenme bayramında ve kraliyet törenlerinde temel bir unsur olarak kullanılıyordu. Kayıtlara göre ölen kraliyet ailesi üyelerinin cenaze törenlerinde, ölü yakma ateşi bira, şarap ve walḫi adlı bir içkiyle söndürülüyordu.
Bira mitolojik metinlerde de önemli bir rol oynuyor. İlluyanka mitinde tanrıça İnara, ejderha İlluyanka’yı ve çocuklarını büyük kaplarda sunduğu birayla sarhoş ederek etkisiz hâle getiriyor. Telipinu ve Ḫedammu mitlerinde de bira, öfkeli tanrıları ve canavarları yatıştırmak için kullanılıyor. Hitit hekimlerinin ise bitki köklerini ve yapraklarını su, bal ya da birayla karıştırarak ilaç hazırladığı görülüyor.
Şarişşa ve Hattuşa’daki Bira Atölyeleri
Hitit metinlerindeki bilgiler, arkeolojik ve arkeobotanik bulgularla da destekleniyor. Sivas’taki Kuşaklı’da, antik Şarişşa kentinin Büyük Tapınak kompleksinde yapılan kazılarda, çok sayıda çimlendirilmiş iki sıralı arpa tanesi, bira yapımında kullanılan özel kap grupları ve bronz bir süzgeç ucu ele geçti. Araştırmacılara göre bu buluntular, alanın malt hazırlanan ve bira üretilen bir atölye olarak kullanıldığına işaret ediyor. Benzer atölyeler ve kap grupları Hitit başkenti Hattuşa’nın Yukarı Şehir’inde de tespit edildi.
Farklı Belgeler, Farklı Görünürlükler
Araştırmacılar, biranın Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda daha çok ev ekonomisi ve gündelik borç ve masraf kayıtlarında, Hitit döneminde ise resmi ritüellerde öne çıkmasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor. Ancak yazarlara göre bu durum, içki kültüründe yaşanan doğrusal bir değişimden çok, iki dönemden günümüze ulaşan belgelerin farklı amaçlarla yazılmış olmasından kaynaklanıyor: Kültepe’deki belgeler büyük ölçüde tüccarların ticari ve özel arşivlerinden gelirken, Hitit belgeleri çoğunlukla devlet ve tapınak arşivlerinden geliyor.
Makale: Pelvanoğlu, T., & Öztürk, G. (2026). Colloquium Anatolicum