XVII. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nun adresi Hierapolis

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Burdur’da İmparator Hadrianus Heykeli Bulundu
Küresel Bir Felaketten Kaçmak İçin En Güvenli Ülke Neresi?

Küresel Bir Felaketten Kaçmak İçin En Güvenli Ülke Neresi?

Küresel Bir Felaketten Kaçmak İçin En Güvenli Ülke Neresi?

www.arkeofili.com

Yeni bir çalışma, nükleer savaştan pandemiye kadar küresel felaket senaryolarına karşı en dayanıklı yerleri belirledi. Öne çıkan ülke Avustralya.

İnsanlık olarak küresel felaketlerden kaçınmak için bolca umudumuz var. C: Wikimedia Commons

Yeni bir çalışmada araştırmacılar, küresel felaket riskinden kaçmak isteyenlerin nereye gitmesi gerektiğini belirledi. Bugün insanlığın karşı karşıya olduğu risklere karşı hiçbir ülke tümüyle güvenli sayılmasa da ekip, risklerin daha düşük olduğu birkaç yer ve her şeyden kaçıp kurtulmak isteyenler için tek bir açık ara kazanan buldu.

Felaket tellallığı yapmak istemeyiz ve gereğini gerçekten yaparsak insanlığın şu anda karşı karşıya olduğu krizlerin çığ gibi büyümesini çözmek için bolca umut var. Ancak dünya şu sıralar birtakım sorunlarla boğuşuyor.

Somut olarak ekip; nükleer savaşın, Dünya’ya yakın cisimlerin, büyük ölçekli volkanik patlamaların, büyük çaplı siber saldırıların, yüksek irtifa elektromanyetik darbelerinin, jeomanyetik fırtınaların ve pandemilerin etkilerinden saklanmak için en güvenli yerin neresi olduğunu araştırmak istedi.

Bu, antibiyotik direncinin yükselişi gibi konuları neden dahil etmedikleri sorulmadan önce, ele alınması gereken birçok sorundan sadece birkaçı.

Ekip, felakete yol açabilecek senaryoları üç kategoriye ayırdı ve dünyanın çeşitli ülkelerinin her bir risk türüne karşı ne kadar dayanıklı olduğunu yanıtlamaya çalıştı.

Birincisi, nükleer kış, volkanik patlamalar veya Dünya’ya yakın cisimlerin gezegenimize çarpması nedeniyle yüzeye ulaşan güneş ışığı miktarının azaldığı ani güneş ışığı azalması senaryolarıydı.

Ekip bu senaryoda, ulusların bu tehditlere karşı dayanıklılığının, nükleer silaha sahip hiçbir devletin bulunmadığı ve daha az volkanın yer aldığı Güney Yarımküre’de arttığını öne sürüyor. Bunun yanı sıra, gıda açısından kendine yeterli olan ve daha uzun yetişme mevsimlerine sahip adalar, bu azalan güneş ışığı senaryolarında daha az risk altında.

İlgili literatürü gözden geçiren ekip, hiçbir ülkenin bu güneş ışığı azalması senaryolarına dayanacak ideal konumda olmadığını buldu. Adalar, hayatta kalmak için en iyi konumda olsalar da, genellikle endüstriyel kapasiteden yoksundular ve ticarete bağımlıydılar. Okyanuslarla çevrili olmaları ise bir asteroitin okyanusa çarpıp tsunamilere neden olduğu senaryolarda yardımcı olmuyor.

Ancak her üç senaryoda da en iyi performansı Avustralya gösterdi.

Ekip makalesinde, Avustralya’nın Güney Yarımküre’de, nükleer çatışmalardan uzakta yer aldığını (ancak riskleri artırabilecek biçimde ABD’yle müttefik olduğunu); Holosen’de volkanik patlama yaşamadığını, bir göktaşı çarpması durumunda insanların taşınabileceği geniş bir iç bölgeye sahip olduğunu (gerçi bunun büyük bölümü çöl) açıklıyor. Ekip ayrıca ülkenin büyük bir gıda üreticisi olduğunu, çeşitli iklim kuşaklarına, uzun bir yetişme mevsimine, önemli kömür ve gaz altyapısına, geniş ormanlık alanlara ve bir Pasifik kıyı şeridine sahip olduğunu belirtiyor.

Avustralya’nın ardından Arjantin, Brezilya ve Yeni Zelanda da, en azından tüm Kuzey Yarımküre’yle karşılaştırıldığında oldukça iyi performans gösterdi.

İncelenen bir sonraki alan, dev jeomanyetik fırtınalar ve siber saldırılar gibi senaryolardan kaynaklanan küresel felaket düzeyinde altyapı kaybıydı. Burada dayanıklılık, karmaşık tedarik zincirlerine bağımlı olmayan ülkelerde daha yüksek; altyapısı için dijital teknolojiye bağımlı ülkeler ise en çok zarar görenler oluyor.

Pestisit ve gübreye daha az bağımlı olan bölgeler, altyapı çöküşüyle karşı karşıya kaldıklarında daha dayanıklı. Endüstriyel gübre kullanmadığınızda endüstriyel gübre bulamamak sorun teşkil etmez. Yazarlar, küçük ölçekli çiftçilerin ve organik çiftliklerin daha iyi durumda olacağını öne sürüyor.

Yazarlar, şu anda gübre ya da pestisit gibi az miktarda tarımsal girdi kullanan bölgelerin, altyapı çöküşünün ardından bile mevcut gıda üretim düzeylerini korumasının beklendiğini belirtiyor. Onlara göre bu koşul, dünya genelindeki pek çok küçük ölçekli çiftçi tarafından, ancak daha sanayileşmiş toplumlardaki alternatif tarım biçimleri (örneğin organik tarım ya da permakültür) tarafından da karşılanıyor.

Jeomanyetik fırtına senaryolarında (yine kötü haber, Kuzey Yarımküre), hem konumumuz hem de büyük bir jeomanyetik fırtınada pek iyi durumda olmayabilecek uydulara bağımlılığımız nedeniyle en açık hedef Kuzey Yarımküre.

Ekip bu senaryolarda, iyi bir sanayi altyapısına sahip ve gıda üreticisi olan Avustralya ile Yeni Zelanda’nın en dayanıklı ülkeler olduğunu öne sürüyor. Yeni Zelanda bir gübre üreticisi; iki ülke ticarete devam ettiği sürece, bu ikili altyapı çöküşünü atlatmak için iyi konumda olabilir.

İncelenen son alan, yeni bir pandemi gibi küresel felaket düzeyinde biyolojik risk senaryolarıydı.

Şaşırtıcı olmayan biçimde, burada daha iyi performans gösteren ülkeler; daha iyi sağlık sistemlerine ve tedarik zincirlerine sahip olanlar, adalar ya da uzak bölgeler ve herkesi kapsayan sağlık sistemine sahip ülkelerdi.

İskandinavya, Kanada ve İsviçre bu nedenlerden birkaçı sayesinde iyi performans gösterdi. Gerçi araştırmacılar bu ülkelerin daha uzak (ıssız) olabileceğini not düşüyor. En iyi performansı yine Avustralya ile Yeni Zelanda gösterdi. Ancak ikisi de ticarete bağımlı olduğu için bu da kusursuz değildi.

Avustralya, kimi zaman dostu Yeni Zelanda’yla birlikte, tüm senaryolarda en iyi performansı gösterse de çıkarılacak temel ders şu: Bu tür büyük ve yıkıcı senaryolardan gerçekten güvende olan hiçbir yer yok.

Ekip, tartışma bölümünde, ticareti ve iş birliğini sürdürmenin son derece önemli olduğunu; bunun pek çok çalışmada, özellikle de gıda, yakıt, enerji gibi temel üretim sektörlerinde kendine yeterli olmayan küçük ülkeler için açıkça vurgulandığını yazıyor. Ekibe göre, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi yerler bile ilaç, yakıt ve gübre ithalatından yoksun kalırsa büyük olasılıkla zorlanabilir. Bugünün küreselleşmiş dünyasında hiçbir ülke gerçekten tek başına ayakta kalamaz.


IFL Science. 27 Ağustos 2026.

Makale: F. U. Jehn, M. Rössler, L. Kemp, et al. (2026). 

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya