Neandertaller İlk Keşfedildiğinde Nasıl Açıklandı?
Neandertaller İlk Keşfedildiğinde Nasıl Açıklandı?
Paylaş
www.arkeofili.com
19. yüzyılda Neandertal iskeletleri ilk bulunduğunda, mağara ayısından hasta bir Kazak’a dek çılgın açıklamalar öne sürüldü.

Cebelitarıklı bu Neandertal, keşfedilen ilklerden biriydi. C: Wikimedia Commons
Homo neanderthalensis terimi, resmi olarak 1864’te İrlandalı jeolog William King tarafından ortaya atıldı. Ama bilim topluluğu, soyu tükenmiş bir insan türü fikrini kabul etmekte biraz zorlandı. Bir kuram olarak evrimin henüz emekleme çağında olduğu bir dönemde, birçok kişi ilk Neandertal iskeletlerinin keşfine alternatif açıklamalar aradı. Bunlardan bazıları gerçekten gülünç.
Nitekim ilk birkaç Neandertal buluntusu tümüyle gözden kaçtı. Çünkü insanlar bunların önemini fark edemedi. Bunların en erkeni 1829’da Belçika’da gün yüzüne çıkarıldı. Ancak genç bir çocuğa ait olan bu kafatasının resmi olarak arkaik bir hominin olarak sınıflandırılması 1936’yı buldu.
İkinci bir örnek 1848’de Cebelitarık’ta keşfedildi. Ancak insanların bu tuhaf kemikleri açıklamaya çalışması, ancak sekiz yıl sonra Almanya’nın Neander Vadisi’nde bir başka Neandertal ortaya çıktığında başladı.
Bu yöndeki ilk girişim, Neander örneğini bulan taş ocağı işçileri tarafından yapıldı. İskeletin bir mağara ayısına ait olduğunu varsayan işçiler, kemikleri taş ocağının zeminine attı. Kemiklerin çoğu burada kayboldu ya da hasar gördü.
Nihayet yerel bir okul öğretmeni olan Johann Carl Fuhlrott, günümüze ulaşan parçaları incelemeye geldiğinde, bu yaratığın aslında; Keltlerden ve Germenlerden önceki günlerde, kuzey Avrupa’da “yabani ırkların” dolaştığı dönemde var olmuş eski bir insan olduğunu öne sürdü. Bu anlatının bazı bölümleri kaba ve modası geçmiş görünse de, Fuhlrott’un fikri aslında çağının hayli ötesindeydi. Çünkü bunu, Charles Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayımlamasından iki yıl önce ortaya attı.
İnsan evrimi için kavramsal çerçeveyi sağlayan, işte bu etkili kitaptı. Ancak Neander keşfi sırasında, türlerin kademeli mutasyonlar ve değişimler yoluyla ortaya çıktığı fikri tümüyle duyulmamış bir şeydi.
Dolayısıyla, birçok bilim insanının Neandertal İnsanı fikrine karşı çıkması şaşırtıcı değil. Bunların en ilginçlerinden biri, Alman anatomist August Franz Josef Karl Mayer’di. Mayer, iskeletin aslında, 1814’te Ruslar tarafından memleketinden sürüldükten sonra ölmek için mağaraya sürünerek girmiş bir “Moğol Kazağı”na ait olduğunda ısrar ediyordu.
Mayer’e göre, yaratığın çarpık bacaklı duruşu, at sırtında geçen bir yaşamın sonucuydu. Kafatasının tuhaf biçimi ise çeşitli hastalıklarla açıklanabilirdi. Bu fikir, “Darwin’in Buldoğu” lakaplı İngiliz biyolog Thomas Huxley tarafından kesin biçimde reddedilse de, görünüşe göre başkaları Mayer’in tarafındaydı.
Örneğin, etkili Alman patolog Rudolf Virchow, Neander Vadisi’nden gelen örneğin; kemikleri, aralarında raşitizm ve osteoartrit de bulunan bir dizi hastalık nedeniyle çarpılmış, zavallı bir Homo sapiens’ten başka bir şey olmadığını öne sürdü.
Dolayısıyla, King’in 1864’te örneği Homo neanderthalensis’e atadığı sırada, tartışma Avrupa anatomi çevrelerinde önemli bir yarılmaya yol açmıştı. Ancak King’in fikri, yavaş ama emin adımlarla meslektaşlarınca benimsendi ve Homo cinsinin diğer üyelerinin sınıflandırılmasının yolunu açtı.
IFL Science. 18 Eylül 2026.