Peru’daki Su Kanalında Bulunan İskelet, Kurban Edilmiş Olabilir

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

İspanya’daki Mağarada Gizemli Bir ‘Hanım’a Yazıtlar Bulundu
Niğde’de Bulunan 9.000 Yıllık İşaretli Ok Uçları Ne Anlama Geliyor?

Niğde’de Bulunan 9.000 Yıllık İşaretli Ok Uçları Ne Anlama Geliyor?

Niğde’de Bulunan 9.000 Yıllık İşaretli Ok Uçları Ne Anlama Geliyor?

www.arkeofili.com

Niğde’de yer alan Tepecik-Çiftlik’te, ne anlama geldiği bilinmeyen kazıma bezemeli 9.000 yıllık 11 adet obsidyen ok ucu bulundu.

Tepecik-Çiftlik’ten 4 numaralı kazıma bezemeli ok ucu. C: A. Vinet

Arkeologlar onlarca yıldır, Neolitik Orta Anadolu’da nadir ve gizemli kazıma bezemeli obsidyen ok uçları buluyor. Bunların her biri, yaklaşık 9.000 yıl önce camsı siyah yüzeyine kazınmış kendine özgü bir tasarım taşıyor.

Şimdi ise arkeologlar, Niğde’deki Tepecik-Çiftlik Höyük’te 11 yeni parça buldu ve böylece toplam sayı 54’e ulaştı. PLOS One dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu benzersiz ok uçlarına dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanmıyor ve bin yılı aşkın bir kullanım süresine yayılmalarına karşın, anlamlarına dair bilmece henüz çözülemedi.

Yıllarca bu konu üzerine inceleme yapan araştırmacılar için bu keşif anı heyecan vericiydi.

Çalışmanın yazarı, Aix Marseille Üniversitesi’nden Alice Vinet, çok mutlu olduklarını belirtiyor. Ona göre bu keşif tümüyle şaşırtıcı değildi, çünkü birkaç yıl önce meslektaşları Doç Dr Semre Balcı tarafından zaten kazıma bezemeli bir ok ucu bulunmuştu.

Örüntüsü olmayan bir bulmaca

Tepecik-Çiftlik Höyük Melendiz ovasında yer alıyor. İnsanlar burada, yaklaşık MÖ 7.100 ile 5.800 arasındaki Geç Neolitik boyunca yaşamıştı. Hayvancılık, çiftçilik yapmışlar ve zaman zaman avlanmışlardı. Alan, keskin kenarı ve parlak güzelliği nedeniyle dünyanın dört bir yanındaki kültürlerce değer verilen bir volkanik cam olan obsidyenin bölgedeki en büyük iki kaynağının tam ortasında konumlanıyor.

Söz konusu höyük obsidyen ok uçlarıyla dolu, ancak yakın zamana dek bilinen 740 parçanın yalnızca biri özenle kazınmış tek bir parça olarak biliniyordu.

Vinet, “Meslektaşımız Semra Balcı’nın birkaç yıl önce kazıma bezemeli bir ok ucu bulduğunu biliyorduk” diyerek, ekibin siyah yüzeylerden birinde başka bir oyma örneği bulma umuduyla her ucu incelediğini söylüyor. 2022 yılına kadar hiç başka örnek bulunamadı; Sonra birdenbire hepsi ortaya çıktı. Vinet, “Tam olarak ne aradığımızı bildikten sonra diğerlerini de tanıyabildik” diye açıklıyor.

Ancak işaretlerin amacı bilinmezliğini koruyor. Önde gelen açıklama 1980’lere, arkeolog Kathryn Ataman’ın yakındaki bir alandan gelen 31 ok ucunu incelediği döneme dayanıyor. Ataman, bunların avcı işaretleri olduğunu, yani öldürdüğü hayvana hak iddia edebilmek için bir oku imzalamanın bir yolu olduğunu öne sürmüştü.

Sorun şuydu: kazıma bezemeli ok uçları, bu teorinin anlamlı olması için fazla nadir ve fazla benzersizdi. Özellikle de çoğu obsidyen ok ucuna hiç işaret konulmadığı düşünüldüğünde.

Tepecik-Çiftlik’ten bilinen 12 adet kazıma bezemeli obsidyen ok ucu. C: Vinet and Guilbeau 2026

Bir kaza değil

İşaretlerin kazara oluşup oluşmadığını merak eden Vinet ve Kültür Bakanlığı’ndan meslektaşı Denis Guilbeau, her kazımayı mikroskop altında inceledi, ardından işaretleri kendileri yeniden oluşturmaya çalıştı.

Obsidyen, obsidyeni çizemiyor; araştırmacılar denedi ve başaramadı. Daha sert bir şeye ihtiyaçları vardı. Bu yüzden alanda bulunan minik çakmaktaşı parçalarına yöneldiler. Bu kez deneyleri işe yaradı. Ancak çakmaktaşı nadirdi, tüm taş yongaların yalnızca yüzde 1’ini oluşturuyordu. Bu da obsidyeni kazıyan kişinin, bunu yapmak için gereken malzemeyi bulmak adına özel bir çaba göstermek zorunda olduğunu düşündürüyor.

Tek bir darbe de yeterli değildi. Çalışma, çoğu parçanın, koyu ve camsı yüzeye keskin bir tezat oluşturan beyaz bir çizginin ortaya çıkmasını sağlamak için iki ya da üç kez kesildiğini ayrıntılarıyla anlatıyor. Bir ok ucunda, yapan kişi, bir çizgiyle birbirine bağlanmış üç kareden oluşan karmaşık bir tasarım yaratmak için en az 20 darbe kullanmıştı.

Yine de işaretlerin görünürde hiçbir mantığı ya da düzeni yok. Bazıları tam ortada duruyor, bazıları ise kenarda. Bazıları ok ucu daha bitirilmeden önce yapılmış, bazıları ise sonradan yapılmış. Hiçbir tasarım da bir kez olsun tekrar etmiyor ya da bilinen herhangi bir motifle örtüşmüyor.

İlginç biçimde, Kapadokya obsidyeni, güney Levant da dahil olmak üzere çok büyük mesafeler boyunca ticareti yapılan bir malzemeydi. Yine de Orta Anadolu ötesinde bir tane bile kazıma bezemeli ok ucu bulunmadı.

Kazıma bezemeli okları ayıran başka bir şey de yok. Diğer tüm ok uçlarıyla aynı boyut ve biçimdeler. Hiçbir zaman özel bağlamlarda ortaya çıkmıyorlar, mezarlarda bile bulunmuyorlar; tümüyle sıradan görünüyorlar.

Yine de çalışma, bu esrarengiz bulmacanın en azından küçük bir parçasını belirlemiş olabilir. Bazı alanlarda genel olarak benzer motifler vardı. Vinet, farklı alanlar arasında benzerliklerin ortaya çıktığını görmenin çok heyecan verici olduğunu belirtiyor. Ona göre aynı zamanda her ok ucu benzersiz; kazımaların hiçbiri birbirinin tam aynısı değil.

Şimdilik, bilmeceyi kesin biçimde çözecek kadar ipucu yok. Oklar avcı işaretleri, bezeme ya da büyüye daha yakın bir şey olabilir; hepsi mümkün ve hiçbir açıklama diğerlerini dışlamıyor.

Vinet, mezarlarla ilişkili yontma taş aletler bulmayı çok istediklerini belirtiyor. Ona göre Tepecik’te çok sayıda mezar ve çok sayıda yontma taş eser var, ancak bunlar bir arada bulunmadı.

Bir mezarda kazıma bezemeli bir ok bulmak, araştırmacıların bunları kimin, hangi amaçla yaptığını çözmeye bir adım daha yaklaşmasına yardımcı olabilir. Belki de neden hâlâ bu denli nadir ve görünürde rastgele bir olgu olarak kaldıklarını da açıklayabilir.


Makale: Vinet, A., & Guilbeau, D. (2026).

 

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya