5.300 Yıllık Kurganda Üzüm Büyüklüğünde Böbrek Taşı Bulundu

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

2.000 Yıllık Kelt Kadını Son Yolculuğuna Yemekle Uğurlanmış
Nil Deltasında Uydu Radarıyla 2.600 Yıllık Dev Yapı Bulundu

Nil Deltasında Uydu Radarıyla 2.600 Yıllık Dev Yapı Bulundu

Nil Deltasında Uydu Radarıyla 2.600 Yıllık Dev Yapı Bulundu

www.arkeofili.com

Mısır’daki Buto’da uydu radarı ve elektrik özdirenç taramaları, temeline kum serilmiş 2.600 yıllık dev bir kerpiç yapıyı ortaya çıkardı.

Mısır’daki Buto arkeolojik yerleşiminin konum haritası (Google Earth görüntüsü).

Uydu radarı ve yeraltı elektrik taramaları, antik Mısır’ın en kutsal kentlerinden biri olan Buto’da 2.600 yıllık bir yapıyı ortaya çıkardı. Asıl sürpriz ise duvarlar değil, onların altındaki şeydi.

Mısır’daki araştırmacılar, yerin altını uydularla inceleyerek bir futbol sahası büyüklüğünde, 2.600 yıllık gizli bir yapı buldu. Ancak yapının altında buldukları şey, yapının kendisi kadar dikkat çekici olabilir.

İncelenen alan, Nil Deltası’nın kuzeybatısında, katman katman bir tarihi barındıran geniş bir höyük olan Buto (bugünkü Tell el-Fara’in). Antik Mısırlılar için burası Aşağı Mısır’ın kobra tanrıçası Vadjet’in kutsal yurduydu ve firavunlar dönemi Mısır’ının dinsel açıdan en önemli kentlerinden biriydi.

Arkeologlar onlarca yıldır alanın üst katmanlarını kazıyor ve Makedon kökenli Ptolemaios hanedanı (MÖ 305-30) ile Roma dönemine (MÖ 30-MS 395) ait kalıntılar buluyor. Ancak alanın daha derindeki ve daha eski katmanları, özellikle de yeraltı su seviyesinin altında, suya doymuş delta kilinin içinde yer alan Kom C adlı höyük ulaşılamaz kalmıştı. Kom C yüzeyde görünür bir höyük olarak yükseliyor ancak önceki kazılar yeraltı suyuna ulaşmadan önce yalnızca Ptolemaios ve Roma katmanlarına inebilmişti.

Araştırmacılar şimdi bu esrarengiz yeraltı katmanlarını incelemek için uydu görüntüleri de dahil olmak üzere alana müdahale etmeyen araçlara başvurdu.

Ekip önce Avrupa Uzay Ajansı’nın Sentinel-1 uydusundan yararlandı. Bu uydu, yörüngeden mikrodalga atımları göndererek ve bunların nasıl geri yansıdığını ölçerek radar görüntüleri üretebiliyor. Geri dönen sinyaller, yüzeydeki nem, yükseklik ve yansıtıcılıktaki ince farklılıkları ortaya koyarak yerin altına gömülü yapılara işaret edebiliyor. Ekip bu radar görüntülerini inceledikten sonra Kom C’nin altına gömülü, 128 metre uzunluğunda ve 62 metre genişliğinde büyük, oval biçimli bir anomali tespit etti.

Ekip, alana zarar vermeden daha fazla bilgi edinmek için yaklaşık 5.400 metrekarelik bir alanda 15 paralel hat boyunca elektrik özdirenç tomografisi (ERT) uyguladı. Bu teknik, topraktan elektrik akımı geçirip akımın nasıl ilerlediğini ölçerek ve arkeologların okuyabileceği bir harita oluşturarak yeraltındaki yapıyı ortaya çıkarıyor.

 

Kom C’deki kazı alanından çıkarılan, Saite dönemine ait yapıdan kalma küçük figürinler ve işlenmiş taş parçaları gibi çeşitli eserler.

Elde edilen tablo katmanlıydı. Ekip yüzey ile 3 metre derinlik arasında, yerinden oynamış kerpiçler, çanak çömlek parçaları ve kırık kireçtaşları gibi dağınık Ptolemaios ve Roma dönemi molozları buldu; bunlar alanda yüzyıllar boyunca süregelen iskâna ve yeniden yapılanmaya işaret ediyor. Sonraki sakinler eski yapıları yeniden kullanmak için sökmüş ve geride dağınık bir malzeme yığını bırakmıştı.

Araştırmacılar daha derinde, 3 ile 6 metre arasında, Saite dönemi olarak da bilinen 26. Hanedan’a (MÖ 688-525) ait büyük bir kerpiç yapı buldu. Ekip bu buluntuyu katmanına, kerpiçlerin kendine özgü biçimine ve çanak çömlek gibi diğer eserlere dayanarak tarihlendirebildi. Çanak çömleği üslubuna ve arkeolojik katmanına göre tarihlendirirken ilişkili organik malzemeye de karbon-14 tarihlendirmesi uyguladı. Acta Geophysica dergisinde yayımlanan çalışmada ekip, büyük yapının bir mezar, rahiplere ait bir konut ya da dinsel bir tapınak olabileceğini yazdı.

Bunun da altında, 6 ile 7 metre derinlikte beklenmedik bir şekilde kalın ve temiz bir kum tabakası ortaya çıktı. Ekibin çalışmada yazdığına göre bu kum, keşif içindeki keşif niteliğinde.

Nil Deltası’nın kili, üzerine yapı inşa etmek için son derece riskli bir zemin olarak biliniyor. Kil nemi emip şişiyor, kurudukça da büzülüp kayıyor. Bu da üzerinde duran ağır her şey için ağır ilerleyen bir tehdit oluşturuyor. Görünüşe göre Saite dönemi inşaatçıları bunun farkındaydı. Yapının temellerini atmadan önce altına temiz kumdan bir yastık serdiler. Bu kum, binanın ağırlığını yayacak, yeraltı suyunun akıp gitmesini sağlayacak ve kilin kaymasını önleyecekti. Bu, günümüzdeki yük dağıtıcı temellerin arkasındaki mantığın aynısı. Ancak burada 2.500 yıldan uzun süre önce uygulanmış.

Çalışmanın ortak yazarı, Mısır Ulusal Uzaktan Algılama ve Uzay Bilimleri Kurumu’nda doçent araştırmacı olan Abdelaziz Elfadaly, uydu radarını derin ERT profilleriyle birleştirerek bu devasa Saite dönemi yapısının yalnızca duvarlarını haritalamakla kalmadıklarını, yeraltı katmanlarını da analiz edebildiklerini söylüyor. Elfadaly’ye göre kerpiç duvarların altında kayda değer, temiz bir kum temel tabakasının tespit edilmesi, bu ağır yapıların Buto’nun yüksek yeraltı su seviyesine ve kayan killi toprağına nasıl dayanabildiğini açıklıyor.

Elfadaly’ye göre kum tabakası aslında bir bariyer işlevi görüyor. Yeraltı suyunun kılcal hareketle yukarı doğru kerpiçe sızmasını, dolayısıyla kerpici yumuşatıp çözmesini engelliyor. Kum ayrıca suyun temelin önünde birikmek yerine yanlara doğru akıp gitmesini de sağlıyor.

Yaklaşık 6 ila 7 metre derinliğinde, 10’a 10 metrelik bir kazı açması, bu kum tabakası üzerinde duran kalın kerpiç duvarların varlığını doğruladı ve yakınlarda alanın kutsal işlevine işaret eden bir dizi nesne ortaya çıkardı. Elfadaly’ye göre bu buluntular arasında, öbür dünyada ölüye hizmet etmeleri için genellikle mezarlara yerleştirilen küçük hizmetkâr heykelcikleri olan ushabti figürinleri ve oyulmuş kanallarında hayvan kanıyla uyumlu kurumuş kalıntılar bulunan, burada sunu ritüelleri yapıldığına işaret eden kireçtaşından bir sunak bulunuyordu. Çalışmada daha nadir bir buluntuya da dikkat çekiliyor: bilgelik tanrısı Thoth ile ilişkilendirilen türden, fayanstan bir babun figürini.

Saite dönemi bir kültürel canlanma dönemiydi. Kuşaklar boyunca süren Asur ve Libya egemenliğinin ardından Mısırlı firavunlar tahtı yeniden ele geçirdi ve özellikle güç merkezleri olan Nil Deltası’nda Mısır’ın dinsel peyzajını yeniden canlandırmak için büyük kaynaklar ayırdı. Aşağı Mısır kimliğiyle derin bağları olan Buto, bunun için doğal bir odak noktasıydı. Saite kralları yakındaki delta kenti Saite’den hüküm sürüyordu. Bu nedenle Buto’yu yeniden canlandırmak hem köklerini hem de tahttaki haklarını pekiştiriyordu.

Ekip, ileride daha derin katmanlara ulaşmak için daha geniş aralıklı elektrik özdirenç taramaları kullanarak ve antik bitkileri inceleyen ve jeolojik özelliklerin zaman içinde nasıl değiştiğini anlayan uzmanlarla birlikte alana yeniden dönmeyi planlıyor. Bu da bu duvarlar ilk kez örüldüğünde Buto çevresindeki peyzajın neye benzediğini yeniden kurgulamaya yardımcı olabilir.


Live Science. 2 Kasım 2026.

Makale: Abouarab, M.A.R., Elfadaly, A., Elbehery, W. et al. (2026). Acta Geophys. 74, 112.

 

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya