Antik Dönem Yaya Trafiğinin İzini Sürmek Mümkün mü?

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Pisidia Antiokheia’da Tanrı Men’e Adanan Hilal Stelleri
Polonya’da 17. Yüzyıla Ait Bir Kadın ‘Vampir’ Mezarı

Polonya’da 17. Yüzyıla Ait Bir Kadın ‘Vampir’ Mezarı

Polonya’da 17. Yüzyıla Ait Bir Kadın ‘Vampir’ Mezarı

www.arkeofili.com

Polonya’da boynunda orak ve ayağında asma kilitle bulunan genç kadının mezarı, 17. yüzyılın vampir korkularına dair çarpıcı ipuçları sunuyor.

75 numaralı mezar, yaklaşık 17-19 yaşlarında ölen ve 17. yüzyılın ortalarında gömülen bir kadına aitti. C: Poliński, D., et al. 2026.

2022’de, Polonya’nın Pień köyündeki bir mezarlıkta araştırmacıların yürüttüğü kazılar gizemli bir keşfe yol açtı. Arkeologların “75 No’lu Mezar” olarak adlandırdıkları buluntuda, çok sıra dışı bir biçimde gömülmüş genç bir yetişkin kadına ait 400 yıllık kalıntılar ortaya çıkarıldı.

Kadının boynunun tam üzerine, ağzı boğazına doğru bakan bir demir orak yerleştirilmiş, sol ayağının başparmağına ise üçgen biçimli bir demir asma kilit takılmıştı.

Yeni yayımlanan çalışma, kadının yaşamını, ölümünü ve bu denli tuhaf bir biçimde gömülmesinin tarihsel bağlamını yeniden kurmak için arkeolojik ve kimyasal ipuçlarını bir araya getirdi.

Kalıntıların daha yakından incelenmesi, kafatasının yakınında saf gümüşten ve altın yaldızlı telden yapılmış, lüks bir ipek başlığa ait minik metal iplikler ortaya çıkardı. Bu malzemeler 17. yüzyılda son derece pahalıydı. Bu da kadının varlıklı bir aileye mensup olduğunu düşündürüyor.

Bu üst sınıf kadın, 1600’lerin Polonya’sındaki sert gerçekleri ve batıl korkular göz önüne alındığında, büyük olasılıkla oldukça korkulan biriydi.

Mezarın içindeki toprak dağınık ve karışıktı. Bu durum, bedeni tamamen çürümeden, eklemleri hâlâ yumuşak dokuyla bir arada dururken birinin mezarını kazdığını gösteriyor. Araştırmacılar bu bozulmaları, birinin kadının sol kolunu kuzeydoğuya doğru çekmesi ve muhtemelen yeniden ayağa kalkmasını önlemek için ağzı ona doğru eğik bir orağı mezara yerleştirmesiyle ilişkilendiriyor.

Mezardaki asma kilit ve orak, yaşayanları ölülerden korumayı amaçlayan uygulamalar olan şeytan kovucu ritüellerle uyumluydu. 17. yüzyıl Lehistan-Litvanya Birliği’nde hastalık, kıtlık ve diğer talihsizlikler toplulukları yerle bir edebiliyordu. Ölüler ise suçu üzerine yıkmak için elverişli birer günah keçisine dönüşebiliyordu.

Mezarda vampirler mi var?

Zaman zaman arkeologlar, yaşayan topluluğun ölüden ne denli derin bir korku duyduğunu ele veren biçimde düzenlenmiş bir mezara rastlar. Bunlar çoğu zaman “vampir mezarları” ya da “vampir karşıtı gömütler” olarak adlandırılır. Bu tip mezarlarda ölüler, kafanın kesilmesi, beden üzerine ağır taşlar konması ya da demir kazıklar da dahil olmak üzere, vampir olarak dirilmelerini önlemeye yönelik belirli önlemlere tabi tutulmuş olur.

Orta ve Güneydoğu Avrupa’da, Orta Çağ sonrası dönemden modern zamanlara uzanan yüzlerce vampir karşıtı mezar ortaya çıktı. Ancak 75 No’lu Mezar gibi 16. ile 18. yüzyıllar arasına tarihlenen mezarlar, arkeolojik literatürde çok az ilgi görüyor.

 

Mezardaki kadının ayağına takılan asma kilit. C: Poliński, D., et al. 2026.

Bu çalışmada araştırmacılar, 17. yüzyıla ait mezara daha yakından baktı ve mezardaki bu vampir muamelesini yalnızca folklora dayanarak değil, bilimsel kanıtlar aracılığıyla anlamaya çalıştı. İşe, mezarı, iskeleti, orağı, asma kilidi ve günümüze ulaşan tekstil parçalarını titizlikle kazıp belgeleyerek başladılar.

Radyokarbon tarihleme, kadının ne zaman gömüldüğünü belirlemeye yardımcı oldu. Kemiklerinin analizi ise yaşına, cinsiyetine ve görünür hastalık ya da yaralanma izlerine dair ipuçları sundu. Ardından, kadının anasoylu atalarını, çocukluğunu geçirmiş olabileceği yeri ve ne yediğini araştırmak için DNA ve izotop testlerine yöneldiler.

Kadının hikâyesini anlamak

Analiz, kadının öldüğünde henüz 17-19 yaşlarında olduğunu ortaya koydu. Radyokarbon tarihleme ise gömülmesini yüzde 52,6 olasılıkla büyük olasılıkla 1.620 ila 1.674 arasına yerleştirdi. DNA analizi, kadının kökeni İskandinavya’ya dayanan, ancak günümüz Slav toplulukları arasında neredeyse hiç görülmeyen nadir bir anasoylu genetik soy hattına (haplogrup J1c2c1) ait olduğunu buldu. Yine de çocukluk dişlerinin izotop analizi, kadının yerel olarak, Pień’de büyüdüğünü gösterdi.

Servetine ve statüsüne karşın, karbon ve azot düzeyleri kadını mezarlıktaki, hayvansal protein tüketimi çok düşük olan yetişkinler arasına yerleştiriyor. Bu da yetersiz beslenme dönemleri yaşamış olması gerektiğini düşündürüyor. Ekip ayrıca kadının damağında ve boyun kemiklerinde belirgin bir yeşil leke buldu.

İlk akla gelen şüpheli bir sikkeydi, ancak metal bileşimi tarihsel sikkelerle örtüşmedi ve taramalar da bir sikke ortaya çıkarmadı. Bunun üzerine araştırmacılar, ölümü sırasında bakır içeren bir nesnenin ya da tıbbi bir maddenin bilinçli olarak kadının ağzının ya da burun boşluğunun derinine itilmiş olduğu kuramını öne sürdü.

Toprak testleri ve kemiklerin konumu, mezarın kadının bedeni tamamen çürümeden bilinçli olarak yeniden açıldığını gösterdi. Orağın çürümüş sapı, tarihsel olarak yaşayanları kötü ruhlardan koruyabilecek büyülü özelliklere sahip olduğuna inanılan bir malzeme olan huş ağacından yapılmıştı.

Bir başka sıra dışı bulgu ise, Pień mezarlığının hiçbir tarihsel haritada yer almaması ve içinde hiçbir Katolik haçı ya da ibadet nesnesi bulunmamasıydı. Bu da mezarlığın Protestan bağlantılarına işaret ediyor. Köyden uzakta, bir kavşağın yakınında bulunan mezarlık, büyük olasılıkla bir “sahte mezarlık”, yani toplumun korktuğu ya da dışladığı kişilerin gömüldüğü bir yer olarak hizmet görmüştü.

Bu bulgular, arkeolojinin tarih tarafından unutulmuş inançları ve toplumsal kaygıları yeniden kurma gücünün çarpıcı bir hatırlatıcısı. Yeni keşifler ve eski mezarların daha derinlemesine analiziyle arkeologlar, hikâyeleri hiçbir zaman yazıya dökülmemiş insanların yaşamlarını, inançlarını ve korkularını yeniden kurmayı sürdürebilir.


Makale: Poliński, D., Zagrodzka, M., Grzybowski, T., Borrini, M., Lynch, P. A., Cybulska, M., … & Czyżewski, Ł. (2026). Journal of Archaeological Science: Reports, 74, 105967.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya