Mağarada Teotihuacan Yazısına Dair Kanıtlar Bulundu

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Aşağı Pınar Açık Hava Müzesi
Şili’de 13.000 Yıllık Hayvan Kemiklerinde Kasaplık İzleri Bulundu

Şili’de 13.000 Yıllık Hayvan Kemiklerinde Kasaplık İzleri Bulundu

Şili’de 13.000 Yıllık Hayvan Kemiklerinde Kasaplık İzleri Bulundu

www.arkeofili.com

Şili’deki antik Tagua Tagua Gölü’nde bulunan 13.000 yıllık gomfoter kemikleri, taş aletlerle işlendiğini gösteren kesik izleri taşıyor.

Yerinde (in situ) korunmuş bir gomfoter kemik parçasının kazı ve temizlik sürecinden bir detay. C: “First Human Steps in South America” Project Team.

Arkeologlar, Şili’nin orta kesimindeki antik Tagua Tagua Gölü’nde yoğun bir gomfoter kalıntısı topluluğu ortaya çıkardı. Kemiklerin birçoğu taş aletlerle bağlantılı kesik izleri taşırken, yakınlarda başka aletler ve taş yongalar da bulundu.

Yeni buluntular 13.000 ile 12.000 yıl öncesine tarihleniyor. Buluntuların korunma durumu ve alışılmadık yoğunluğu, bu topluluğu Güney Amerika’da bilinen benzer kayıtların hiçbirine benzemeyen bir yere koyuyor.

IPHES-CERCA önderliğindeki uluslararası bir ekip, son kazıyı 31 Ağustos ile 13 Eylül arasında gerçekleştirdi. Çalışma, ilk kez 2025’te açılan yeni bir alandaki araştırmaların devamı niteliğindeydi.

Gomfoterler, günümüz filleriyle akraba olan soyu tükenmiş hortumlulardı. Kalıntıları, Güney Amerika’nın iskânının ilk aşamalarında erken insan gruplarının büyük hayvanları nasıl kullandığını incelemek için özellikle yararlı.

Kazı alanında, sınırlı bir alana sıkışmış çok sayıda gomfoter kemiği bulunuyor. Bazıları taş aletlerle yapılmış belirgin kesikler taşıyor. Bu izler, insanların alanda hayvan leşlerini işlediğine dair doğrudan kanıt sunuyor.

Eski Tagua Tagua Gölü’nün çevresinde yaşamış olan soyu tükenmiş memelilerin çeşitliliği. C: Mauricio Álvarez

Kemiklerin arasında taş aletler ve alet üretiminden kalan artıklar da bulundu. Bunların kemiklerle olan yakın mekânsal ilişkisi, araştırmacılara leşlerin çevresinde yürütülen faaliyetlere dair ayrıntılı bir kayıt sunuyor.

Ekip, önceki çalışmalardan kalan iki sondaj çukurunun çevresinde yeni plan kareleri açarak kazıyı genişletti. Bu yaklaşım, araştırmacıların kalıntıların dağılımını haritalamasına ve tortu içindeki konumlarını incelemesine yardımcı oldu.

Arazi çalışması yatay kazıya ve üç boyutlu kayda odaklandı. Büyük kemikler özenle açığa çıkarıldı ve yerinde kaydedildi. Küçük kemik parçalarını, taş parçalarını ve diğer kalıntıları ele geçirmek için tortular da elendi.

Kazının yüksek çözünürlüklü mekânsal modellerini oluşturmak için fotoğraflar ve fotogrametri kullanılacak. Bu modeller, araştırmacıların kemiklerin, aletlerin ve diğer buluntuların nasıl bir düzen içinde bulunduğunu incelemesine yardımcı olacak.

Tagua Tagua havzası, Güney Amerika’daki erken insan faaliyetine dair önemli kanıtlar sunmuştu. Taguatagua 1 ve Taguatagua 2 olarak bilinen önceki alanlar, Pleistosen’in sonlarına doğru soyu tükenmiş hayvanlarla bağlantılı insan faaliyetleri içeriyordu.

Taguatagua 3’te yapılan daha yeni çalışmalar ise antik gölün kıyısında insan iskânına dair kanıtlar ortaya koydu. Buluntular arasında hayvan kalıntıları, taş aletler, ocaklar, kırmızı pigment, yumurta kabuğu ve kömürleşmiş bitki kalıntıları bulunuyor.

Antik göl ayrıca çok çeşitli hayvanlara da ev sahipliği yapıyordu. Fauna kaydı, Hippidion ve Equus cinslerinden soyu tükenmiş Amerika atlarını ve soyu tükenmiş geyik türü Antifer ultra’yı içeriyor.

Carlos Tornero, yeni kazı alanında belgelenen gomfoter kalıntılarının yanında, saha çalışması sırasında. C: “First Human Steps in South America” Project Team.

Gölün çevresinde balıklar, su kuşları, kemirgenler ve amfibiler de yaşıyordu. Amfibiler arasında Calyptocephalella cinsinden dev Şili kurbağası da vardı.

Büyük ve küçük hayvanlardan oluşan bu karışım, zengin bir göl kıyısı ortamına işaret ediyor. Bu tür kaynaklar, erken avcı-toplayıcı gruplarına birden fazla besin ve hammadde kaynağı sağlamış olmalı.

Bazı hayvan kalıntılarındaki kesik izleri ve yanık belirtileri, insanların farklı türleri kullandığını gösteriyor. Bununla birlikte bazı balık ve amfibi kalıntıları tortulara doğal süreçlerle karışmış olabilir.

2023 ve 2024’te yapılan yüzey araştırmaları ve sondaj kazıları, bilinen arkeolojik alanı genişletti. Araştırmacılar antik göl kıyısı boyunca yaklaşık 160 metre uzunluğunda bir alan tespit etti.

Alanın avcı-toplayıcı gruplarını defalarca kendine çektiği anlaşılıyor. 2025 ve 2026 kazıları, gomfoter kalıntılarının ve taş aletlerin yoğun olarak bulunduğu bir kesime odaklandı.

Yeni buluntu topluluğu, Güney Amerika’nın iskânı açısından kilit bir döneme denk geliyor. Aynı zamanda kıtadaki büyük memeli faunasının büyük bölümünün hayatta kaldığı son evrelere tarihleniyor.

Araştırmacılar şimdi insanların büyük otçulların işlenmesini nasıl organize ettiğini belirlemeyi amaçlıyor. Ayrıca kullanılan aletleri tanımlamak ve karasal ve suda yaşayan kaynakların nasıl bir arada kullanıldığını anlamak istiyorlar.

Araştırmacılar şimdi kemikler ve tortu örnekleri üzerinde ayrıntılı çalışmalara başlıyor. Bu çalışmalar alanın tarihlendirmesini netleştirecek, hayvanların işlenmesinden kaynaklanan değişiklikleri tanımlayacak ve tortunun nasıl oluştuğunu yeniden kurgulayacak.


Institut Català de Paleoecologia Humana. 24 Eylül 2026.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya