Almanya’da Bir Tarlada 934 Roma Gümüş Sikkesi Bulundu

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Buzul Çağı Ustaları Mamut Dişi Desenlerini Sanatlarına Eklemiş
Tuna Nehri’nde Bir Orduyu Donatabilecek Demir Çubuklar Bulundu

Tuna Nehri’nde Bir Orduyu Donatabilecek Demir Çubuklar Bulundu

Tuna Nehri’nde Bir Orduyu Donatabilecek Demir Çubuklar Bulundu

www.arkeofili.com

Avusturya’da Tuna Nehri’nden çakıl çıkaran işçiler, MÖ 3. ila 2. yüzyılda bir orduyu silahlandırabilecek en az 500 demir çubuk buldu.

Arkeologlar, Tuna Nehri’ndeki antik bir batıktan çıkarılan 500 demir külçeyi inceledi. C: Peter Trebsche

Yaklaşık 2.200 yıl önce, en az 500 demir çubuk taşıyan bir tekne Tuna Nehri’nde battı. Bu koleksiyon, bugünkü Yukarı Avusturya’da, yüzyıllar boyunca nehir yatağında gizli kaldı. Ta ki bir inşaat ekibi onu kazara gün yüzüne çıkarana dek.

Şimdi arkeologlar, bu buluntunun, Avrupa’daki tek seferde yapılmış en büyük demir çubuk keşfini temsil ettiğini söylüyor. Bu “paslı koleksiyonu”, Antiquity dergisinde yayımlanan bir makalede anlatıyorlar.

Demir çubukların modern serüveni 2019’a uzanıyor. O sırada, Tuna’nın kıyısındaki Deinham köyü yakınlarında çakıl çıkaran işçiler, ekskavatörlerinin paslı, iki ucu sivri birkaç demir nesne çıkardığını fark etti. Bu nesnelerin önemli olabileceğini düşündüler ve Avusturya Federal Anıtlar Ofisi’ni bilgilendirdiler.

Çalışmanın başyazarı, Innsbruck Üniversitesi’nde arkeolog olan Peter Trebsche, Avrupa’nın tarihöncesi demir çubuklarına ait en büyük toplu buluntusunun hurdacılara gitmemiş olmasının, küçük bir mucizeden başka bir şey olmadığını söylüyor.

İlk bildirimin ardından arkeologlar Deinham’a gitti ve ek demir nesneler bulmaya çalışmak için ekibin çakıl yığınlarını titizlikle elle taradı. Sonunda ellerinde, birlikte en az 500 çubuğa denk gelen 193 eksiksiz demir çubuk ve yüzlerce parça vardı.

Demir çubuklar, ilk olarak çakıl kazısı yapan işçiler tarafından keşfedildi. C: Heinz Gruber, Bundesdenkmalamt

Çubuklar, bir ucu sivri, bir ucu düz olacak biçimde “söğüt yaprağına benzer” biçimdeydi. Eksiksiz çubuklar ortalama 30 santimetreden biraz kısa ve yaklaşık 2 kilogram ağırlığında. Ekibin tahminine göre, buluntunun tamamı en az 1.000 kilogram ağırlığındaydı.

Trebsche, büyük bir güçlüğün, demir çubukların çoğunun hâlâ, çıkaramadıkları çakıl ve kumla kaplı olması olduğunu söylüyor. Trebsche, neyse ki tüm çubukların yaklaşık üçte birinin, çakıl tesisindeki kırıcı tarafından çoktan “temizlenmiş” olduğunu belirtiyor.

Arkeologlar, demir çubukların bitmiş ürünler olmadığından kuşkulanıyor. Bunun yerine, sonunda başka nesnelere dövülecek olan, kabaca biçimlendirilmiş, yarı işlenmiş nesneler olduklarına inanıyorlar. Araştırmacılar, 1.000 kilogramlık hesaplarına dayanarak, bu demirin, kabaca 500 kılıç ya da 8.000’e varan demir çivi yapmaya yeteceğini söylüyor.

Trebsche, üretim sırasındaki malzeme kayıplarını hesaba katsak bile, Deinham’dan gelen demirin, büyük bir savaşçı grubunu silahlarla donatmaya yeteceğini belirtiyor.

Demir çubukların bazıları çakıl ve kumla kaplı. C: P. Trebsche et al.. 2026.

Koleksiyon, geç Demir Çağı’nda, MÖ 3. ya da 2. yüzyıla tarihleniyor. Ancak araştırmacılar bunun ötesinde pek bir şey bilmiyor. İnşaat ekibinin ekskavatörü, buluntunun özgün bağlamını tahrip etti ve en başta Tuna’ya nasıl geldiğine dair olası ipuçlarını sildi.

Demir çubukların bulunduğu yerin yakınında bir tekneye dair hiçbir iz yok. Ancak araştırmacılar makalede, buluntunun büyüklüğü ve konumu göz önüne alındığında, demir çubukların nehirde taşınıyor olmasının ve bir gemi enkazında yitirilmiş olması gerektiğinin “yüksek olasılıkla” doğru olduğunu yazıyor.

O dönemde malların tekneyle taşınması standart bir uygulamaydı. Ancak araştırmacılar, tek bir işlem için bu kadar büyük miktarda demirin alışılmadık olduğunu söylüyor. Araştırmacılar, çubukları alması gereken kişinin, karşılığında altın, gümüş, köle emeği, sığır, at, askerlik hizmeti ya da bir çeyiz gibi çok değerli bir şey sunmuş olması gerektiğini yazıyor.

Ödemenin biçimi ne olursa olsun, Trebsche, bu buluntunun, Tuna bölgesinde MÖ 3. ve 2. yüzyılda ulaşılan “artan demir üretim kapasitelerini” gözler önüne serdiğini söylüyor.

Demir çubukların nerede dövüldüğü de, nereye gittiği de belirsiz. Araştırmacılar, nehrin dibine battıklarında akış aşağı yönde ilerlediklerinden kuşkulanıyor. Bu da Burgenland’dakiler de dahil olmak üzere, daha doğudaki demir üretim bölgelerini eliyor. Bunun yerine, çubuklar büyük olasılıkla Bavyera’da bir yerde yapılmış olmalıydı. Arkeologlar burada daha önce, oppidumların (Avrupa Demir Çağı’nın büyük, surlarla çevrili kentleri) yakınında demir üretim alanları keşfetmişti.

Araştırmacılar makalede, çubuklardaki element izlerini analiz ederek, onları yapmakta kullanılan ham metalin nereden geldiğini daha kesin biçimde belirlemeyi umduklarını yazıyor.


Smithsonian Magazine. 22 Eylül 2026.

Makale: Trebsche, P., & Berranger, M. (2026).

 

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya