Denisovalılara Ait İlk Bacak Kemikleri Tanımlandı!

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Hun Kurganında Anatomik Bütünlüğünü Koruyan Kadın İskeleti Bulundu
Yasadışı Mumya Ticareti, Ciddi Sağlık Riski Taşıyor

Yasadışı Mumya Ticareti, Ciddi Sağlık Riski Taşıyor

Yasadışı Mumya Ticareti, Ciddi Sağlık Riski Taşıyor

www.arkeofili.com

Çoğu zaman yasa dışı olarak gerçekleşen mumya ticareti, hem meraklıları hem de posta çalışanlarını ciddi risklere maruz bırakıyor.

Küçültülmüş kafalar olarak bilinen tsantsa’lardan bir örnek. C: Wikimedia Commons

Akademisyenler, mumyalanmış insan kalıntılarının giderek büyüyen küresel ticaretini, meraklıları ve kullandıkları posta hizmetleri için ciddi bir sağlık riski oluşturan “gerçek bir mumya laneti” olarak tanımlıyor.

El, ayak ve baş gibi yüzyıllar öncesine ait insan uzuvlarının gizlice alınıp satılmasına yönelik araştırma, uykudaki mikroorganizmalardan ve kalıntıları korumak için kullanılan toksik malzemelerden kaynaklanan endişe verici riskler ortaya koydu.

International Journal of Cultural Property dergisinde yayımlanan ve hakem denetiminden geçmiş akademik makale, akademisyenlerin deyimiyle “iç karartıcı bir tablo” çiziyor.

Makaleye göre, “yarı gizli, çoğu zaman yasa dışı” olan bu ticaret son yıllarda sosyal medya, kişisel web siteleri, e-ticaret platformları ve müzayede evleri aracılığıyla büyüdü. Ancak işin içindekiler, yaşayanların “çeşitli risklere maruz kaldığı” konusunda pek farkındalık taşımıyor gibi görünüyor.

Meta platformlarındaki, e-ticaret sitelerindeki, web mağazalarındaki ve müzayede evlerindeki 128 çevrimiçi gönderinin incelenmesi, satışa çıkarılmış ve açık biyobozunma belirtileri gösteren çok sayıda mumyalanmış kalıntı örneği ortaya koydu. Ancak satıcıların herhangi bir güvenlik yönergesi sunmadığı ve uzuvları alıcılara ulaştırmak için çoğu zaman posta hizmetini kullandığı saptandı.

Makalenin yazarlarına göre, en sık el ve ayak gibi ayrı uzuvlar, ardından da bütün halde mumyalanmış başlar saptandı. Örneklemin yarısından fazlası (yüzde 51,6) çeşitli bütünlük ve korunma durumlarındaki başlardan oluşuyordu. Bütün ya da kısmi mumyalanmış başlar, yumuşak doku ve/veya saç taşıyan kafatasları ile kuzey Peru/doğu Ekvador’daki Shuar halkının ürettiği, tsantsa olarak bilinen küçültülmüş başlar.

İster yapay ister doğal olsun, mumyalama uygulamaları çürümeyi geciktirmeyi amaçlayan karmaşık kimyasal ve fiziksel süreçler içeriyor. Dokuları korumak için zaman içinde arsenik, cıva ve kurşun gibi ağır metaller de dahil olmak üzere çeşitli toksik malzeme ve maddeler kullanıldı.

Mumyalanmış kalıntılar, yüzyıllarca süren kurumaya rağmen çok çeşitli uykudaki mikroorganizmayı barındırabiliyor. Akademisyenler, uykudaki mantar sporlarının hareket ettirildiğinde ya da rahatsız edildiğinde havaya karışabildiği ve yaşayanlar için sağlık riski oluşturduğu konusunda uyarıyor.

Makaleye göre, 1970’lerde bugünkü Polonya’daki Krakov’da bulunan Kral IV. Kazimierz’in mezarını açan 12 koruma uzmanından 10’unun ölümü, Aspergillus sporlarının solunmasına bağlandı.

Mısır’daki Krallar Vadisi’nde yer alan Tutankamon’un mezarının araştırılmasının başlıca finansörü Lord Carnarvon’un ölümüne de, sporların solunmasından kaynaklanan ağır bir aspergilloz biçiminin katkıda bulunmuş olabileceği düşünülüyor. Carnarvon’un 1923’teki ölümü, mezar açanların kötü şans, hastalık ya da ölümle lanetleneceği yönündeki, “mumya laneti” olarak da bilinen mitin kanıtı olarak gösterildi.

Araştırmada Dario Piombino-Mascali, Clara Urzì ve Damien Huffer ile birlikte çalışan, Staffordshire Üniversitesi’nde insan biyoarkeolojisi profesörü Kirsty Squires, satıcıların tehlikelerin pek farkında olmadığını söylüyor.

Squires’a göre, bazı yorumlarda satıcılar bir “mumya kokusundan” söz ediyor (bu, kalıntıların biyobozunmasına bağlanabilir). Yine de yüklenen görüntülerin bazıları, mumyalanmış kalıntıların koruyucu vitrinler içinde değil, çevredeki havaya açık biçimde, örneğin bir evin odasında bulunduğunu gösteriyor ki bu gerçekten tehlikeli olabilir.

Squires, makaleyi hazırlarken, ağır biçimde bozulmuş kalıntıların cam kapağı olmayan bir sehpanın üzerinde durduğu bazı görüntülerle karşılaştıklarını; ortamın, insan kalıntıları için gereken uygun saklama koşullarının aksine sıcaklık kontrollü görünmediğini belirtiyor.

Çalışma, tehlikede olanların yalnızca insan kalıntıları ticareti yapanlar olmadığını ortaya koyuyor. Akademisyenlere göre, mumyalanmış insan kalıntılarını taşımak için posta ve kurye şirketleri kullanıldığından, depo çalışanları, sürücüler, aktarma merkezi çalışanları ve gümrük görevlilerinin hepsi risk altında. Çünkü bu gönderilerle ilk temas ettiklerinde gerekli kişisel koruyucu ekipmanı takıyor olmaları pek olası değil.


The Guardian. 11 Ağustos 2026.

Makale: Squires, K., Piombino-Mascali, D., Urzì, C., & Huffer, D. (2026).. International Journal of Cultural Property, 33, e22.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya