Blog

May18

Mucitler, Kaşifler ve Mimarlar: Zamanlarının Öncüsü Halklar

 |  Kategori: Arkeoloji ve Sanat Haberleri  |  Yorum: 0 yorum

etiketler  AborjinKeltlerMezoamerikaOkyanusaOlmeçPuebloSonghai

Mucitler, Kaşifler ve Mimarlar: Zamanlarının Öncüsü Halklar

Dünyanın dört bir yanındaki beş farklı bölgede, kendilerinden daha ünlü kültürler kadar hayranlık uyandırıcı mirasları olan kültürler bulunuyor.

Yaren Kırdök - www.arkeofili.com

Dünya çapında beş farklı bölgede, kendilerinden daha ünlü kültürler kadar hayranlık uyandırıcı mirasları olan kültürler bulunuyor.

Kauçuk işçiliğinin mucitleri olan Mezoamerika kültürleri, fotoğraftaki Kolomb Öncesi eserde tasvir edildiği üzere bu yeniliği top oyunlarında kullanıyorlardı. Olmek Medeniyeti’nin başlamasıyla birlikte oyunlarda, birbirine karşı olan iki grup çukur bir sahada rekabet ediyordu. C: Alamy

Antik Yunan, Roma ve Mısır halklarından geriye kalan yazılı kayıtlar, muhteşem mimari eserler ve etkileyici sanat eserleri; bu insanlar hakkında fazlasıyla bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Dünyanın diğer büyük medeniyetlerinden bazılarının izleri Antik Yunan, Roma veya Mısır’ınki kadar çok ya da detaylı olmasa da, etkileri ve başarıları onlarınkinden aşağı kalmıyor.

Dünyanın dört bir yanındaki beş farklı bölgede, kendilerinden daha ünlü kültürler kadar hayranlık uyandırıcı mirasları olan kültürler bulunuyor. Kendilerine dair çok az yazılı kayıt bulunsa da, arkeolojik kalıntılar bu kültürlerin başarılarının Okyanusya’dan Amerika Kıtalarına, oradan da Afrika’ya dek yarattığı etkiyi açığa çıkarıyor.

Okyanusya’nın Öncüleri

Mısır’daki işçiler piramitleri inşa etmeden önce yetenekli denizciler Pasifik Okyanusu’nun dalgalarında ustalaşıyordu. MÖ 50.000 yılı civarında insanlar, yelkenleri olan basit teknelerle Güneydoğu Asya’dan Avustralya ve Yeni Gine kara kütlesine ve bunun yakınlarındaki adalara göç ettiler.


Mikronezya’daki Pohnpei Adası üzerindeki antik Nan Madol yerleşimi. C: Wikimedia Commons

MÖ 8000 civarında ısınan iklim nedeniyle yükselen denizler, Avustralya ve Yeni Gine’yi birbirinden ayırdı. Kısa bir süre sonra yerli Okyanusyalılar -Avustralya Aborjinleri, Papualılar ve Avustronezyalılardan oluşan bir grup-, Yeni Gine’nin kuzey kıyısı boyunca keşifler ve ticaret yapmaya başladılar.

Uskundralı (teknelerde yana yatmayı engellemek için tekneden uzatılan direklere bağlanan, gemi doğrultusuna paralel uzun yüzebilen parça) kanolar içinde açık denizlerde dolaştılar ve başarılı keşif dalgaları sayesinde Pasifik Adalarının birçoğuna yerleştiler. Bazı arkeologlar, bu insanların torunlarının Güney Amerika sahillerine kadar ulaştığını düşünüyor.


Wandjina Resimleri: Yaklaşık 40.000 yıl önce, Neandertaller hala Avrupa’da dolaşıyorken, Avustralya halkı gelişimini sürdürüyordu. Kuzeyden gelen göçmenler, yeni bölgeye iyi bir şekilde uyum sağladı ve dünya üzerinde en uzun süre devam eden kültürel tarihi geliştirdi. Bu insanlar ne metaller ya da çanak-çömlekler ne de yay, ok veya tekerlek kullandılar; tüm bunlara rağmen kültürleri mit ve sanat bakımından zengindi. İnanışlarına göre Arrernte dilinde “Alcheringa” olarak da adlandırılan, ilk ataların yaratıldığı altın çağı ifade eden ve zamansız bir alem olan “Dreamtime”dan gelen ataları; dinlenmeye geliyor ve kendilerini kayalar üzerindeki resimlere dönüştürüyordu. Wandjina olarak da bilinen ve Kuzeybatı Avustralya’nın Kimberley Bölgesi’nde bulunan bu oluşumlardan bazıları, 4.000 yıl önceden kaldıkları düşünülen dramatik kaya resimlerini içeriyor. C: Wikimedia Commons

Kuzey Avrupa’nın Demircileri

Kelt kültürü MÖ 1000 yılı civarında Orta Avrupa’daki Tuna Nehri’nin yukarısında ortaya çıktı. Keltler, birleşik bir halktan ziyade dilsel ve kültürel özellikleri Roma Öncesi Avrupa’ya yayılmış farklı halklardan oluşuyordu. Birçok tarihçi, bu halkların inançları ile -bazı versiyonları Batı Avrupa’da bugün hala konuşulan- dillerinin ortak olduğunu düşünüyor.


İrlanda’nın batı kıyısı açıklarındaki bir ada olan Skellig Michael’da yer alan bir manastır mezarlığı. C: Wikimedia Commons

Keltler tam anlamıyla bir yazı sistemi geliştirmediler fakat uğraştıkları zanaat, gelişmelerini sağladı. Orta Doğu’da ortaya çıkmış bir zanaat olan demircilik ile MÖ 750 civarında tanışmaları sayesinde Kelt toplulukları, ticaret ve savaşta üstünlük kazandı.

Kelt kültürü, -Keltlerin Roma hakimiyeti altına girmeden önce yüzyıllarca gelişme gösterdikleri yerlere-günümüz Avrupa ve Fransa’sından Kuzey İspanya ve Britanya Adalarına dek yayıldı.


Glauberg Prensi: Günümüzde Almanya’nın Hessen Eyaleti’nde konumlanan Glauberg’deki arkeolojik keşifler, Demir Çağı’na ait bu Kelt yerleşim yerinin (oppidium) Keltlere ait en önemli alanlardan biri olduğunu ortaya çıkardı. Fotoğrafta replikası görülen, kum taşından yapılmış Glauberg Kelt Prensi (Keltenfürst), ender rastlanan bir eserdi. Gerçek insan boyutlarındaki bu savaşçı heykelinin zırhlı bir tunik giydiği ve bir kılıç ile kalkan taşıdığı görülüyor. Heykel üzerindeki diğer süslemeler, tasvir edilen kişinin muhtemelen bir rahip ya da bir yönetici olduğuna dair ipuçları veriyor. C: Wikimedia Commons

Mezoamerika’nın Mucitleri

Küçük çiftçi köylerinden meydana gelen ilk karmaşık Mezoamerika uygarlığı, MÖ 1200 yılı civarında Meksika Körfezi boyunca ortaya çıktı. Bu uygarlığın Olmekler adıyla bilinen halkı, ticaret yaptı; yeşim taşı, kemik ve deniz kabuklarına biçim vererek mücevherler oluşturdu; tarihi olayları sembollere dayalı bir yazı sistemi olan piktografi ile kaydetti.


Teotihuacan, en etkileyici Mezoamerika piramitlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Şehir MS 400 civarında doruk noktasını yaşarken dünyanın en büyük şehirlerinden biriydi ve bölgesel bir ticaret merkeziydi. C: Wikimedia Commons

Olmeklerin belki de en önemli başarısı, kauçuğun icadı; “Olmek” ismi, Nahuatl dilinde “kauçuk diyarının yerlileri” anlamına gelen bir kelimeden geliyor. Arkeologlar; Olmeklerin sandaletlerinin tabanlarında, sporlarındaki toplarda ve yapıştırıcı olarak kullandıkları kauçuğu yapmak için yaşadıkları bölgedeki ağaçların öz suyunu çıkardıklarını ve bunu asmaların öz suyu ile karıştırdıklarını gösteren bir dizi eser buldular.

Olmekler Orta Meksika’daki “ana kültür”dü ve Meksika Vadisi’ndeki Teotihuacan’ın piramit inşaatçıları da dahil olmak üzere onları takiben birçok uygarlık gelişti. Toltekler 10. yüzyılda iktidara geldi ve bu da 1300’den başlayarak gelişen Azteklere ilham verdi.

Bu Amerikan kültürleri, kendilerine özgü sanat tarzları ve hükümet sistemleri geliştirdiler fakat bu karakteristik özellikler, ilk Avrupalılar yaşadıkları bölgenin sahillerine ayak bastığında altüst oldu.

Mezoamerika kültürleri, top oyunlarını fazlasıyla ciddiye alıyordu. Olmek Medeniyeti’nin başlangıcı döneminde oyunlar, 3-4 kg ağırlığındaki bir kauçuk topu çukur bir saha boyunca ellerini kullanmadan ilerletmek için vücutlarını kullanarak rekabet eden iki takımdan oluşuyordu. Bazı sanat eserlerine göre oyunu kaybeden takım idam ediliyordu. Belki de oyunların kana susamış doğası kadar dikkate değer olan bir başka faktör ise bu kültürlerin dengeli, zıplayan kauçuk toplar üretebiliyor olmasıydı. Mezoamerikalı mucitler, modern bilim insanları vulkanizasyonu (kauçuğu başka maddelerle karıştırarak sertleştirmeyi) keşfetmeden 3.000 yıl önce, lateksi gündüzsefası adlı bir bitkinin öz suyu ile karıştırmanın bir yolunu keşfetmişti. C: Wikimedia Commons

Kuzey Amerika’nın Mimarları

Amerika Yerlilerinin kültürleri, Avrupalılar kıtaya ulaşmadan önceki yüzyıllarda Kuzey Amerika’da büyüyüp gelişiyordu. Amerika’nın “Çöl Güneybatı” olarak adlandırılan bölgesi ile Mississippi Vadisi’nde yaşayan insanlar, karmaşık kültürler geliştirdiler. Mısır, fasulye, kabak ve diğer mahsullerin yetiştirilmesi, Mississippililerin avlanma ve balık tutma derdinden kurtulmalarını sağladı.


Colorado’nun Mesa Verde Ulusal Parkı’nda korunan Cliff Palace, 1200’lü yıllarda Pueblo yerlilerinin atalarının eviydi. C: Wikimedia Commons

Böylelikle yerleşik hayata geçtikten sonra devasa toprak höyükleri ile kolayca fark edilebilen Etowah (Georgia), Moundville (Alabama), Cahokia (Illinois) gibi büyüyen şehirler inşa ettiler. Günümüzde Dört Köşe olarak adlandırılan ve Utah’ın güneydoğu köşesi, Colorado’nun güneybatı köşesi, New Mexico’nun kuzeybatı köşesi ve Arizona’nın kuzeydoğu köşesinin kesişiminde yer alan bölgedeki arkeolojik alanlarda, Pueblo yerlilerinin eskiden “Anasaziler” olarak anılan ataları yüzlerce yıl boyunca uçurum kenarında incelikle işlenmiş konutlarda ve çok katlı kerpiç apartmanlarda yaşadılar.

11. yüzyıla gelindiğinde New Mexico’nun Chaco Kanyonu’ndaki Pueblo Bonito adlı büyük, çok katlı yerleşim yerinde Pueblo yerlilerinin atalarından en az 5.000 yaşıyordu. Bu simetrik büyük ev, insanların seremoniler için “kivalar” adı verilen yer altı odalarında toplandıkları bir alan etrafına dizilmiş yaklaşık 600 odadan oluşuyordu. Yapılar ve kaya resimleri güneş ışınlarını yakalamak; ekinokslar, solstisler ve diğer astronomik olayları vurgulamak üzere hizalanmıştı. Pueblo Bonito ile yakınlarındaki yapıları çevredeki yerleşimlere bir yol ağı bağlıyordu; bu, buranın güçlü bir liderlik sayesinde iyi organize olmuş bir toplumun merkezi olduğunu gösteriyordu. C: Wikimedia Commons

Batı Afrika’nın Tacirleri

Orta Çağ’da Trans-Sahra ticaret yolları, Batı Afrika’nın altın ve fil dişi zenginlikleri ile Müslüman tüccarları birbirine bağlıyordu; bu sayede birkaç güçlü ticaret krallığı ortaya çıktı. Bunların arasında, Djenné ve Timbuktu gibi ticaret merkezlerini kapsayan engin bir bölgeye hükmeden hırslı Prens Sundiata tarafından 13. yüzyılda kurulan Mali İmparatorluğu da yer alıyordu.


Djenné Ulu Camii, dünya üzerinde çamurdan inşa edilmiş en büyük yapı olma özelliğine sahip. C: Wikimedia Commons

Berberi istilacılar, 1400’lü yıllarda Timbuktu’nun yönetimini ele geçirdi fakat bu yönetim, Songhai İmparatorluğu tarafından devrildi. Bölgenin zenginliklerinin kontrolünü kazanan Songhai halkının refah düzeyi, 1591 yılında Faslı güçler tarafından alaşağı edilene dek yükselmeye devam etti.


Batı Afrika’nın zengin sanatsal geleneği; dönemin Mali toplumuna ışık tutan Djenné adlı arkeolojik alanda bulunan ve 13 ila 15. yüzyıllardan kalan etkileyici terra-cotta figürinlerde görülebiliyor. Örneğin okçular ve binicilerin figürleri bizlere Mali’nin iyi donanımlı ve yeterli oranda finanse edilmiş bir ordusu olduğunu anlatıyor. Ordu tarafından kuşatılmış bazı karakterler kafalarını bariz bir üzüntü ile saklıyor ve çiçek hastalığı benzeri bir hastalığın izlerini taşıyormuş gibi görünüyor. Fotoğraftaki dişi figür gibi diğer heykeller ise Malililerin çok çeşitli vücut süsleri kullandıklarını gösteriyor. C: Wikimedia Commons

National Geographic. 26 Nisan 2022.

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için