Adramytteion’da Roma Dönemine Ait Görkemli Villa Ortaya Çıkarıldı

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Polonya’da 17. Yüzyıla Ait Bir Kadın ‘Vampir’ Mezarı
Antik Dönem Yaya Trafiğinin İzini Sürmek Mümkün mü?

Antik Dönem Yaya Trafiğinin İzini Sürmek Mümkün mü?

Antik Dönem Yaya Trafiğinin İzini Sürmek Mümkün mü?

www.arkeofili.com

 

Yapılan bir çalışma, antik kentlerdeki taş döşemelerin aşınma izlerini okuyarak geçmişteki yaya ve araç trafiğini ölçmeyi amaçlıyor.

Efes Antik Kenti.

Antik kentlerde gezerken çoğumuzun dikkatini sütunlar, tapınaklar ya da görkemli tiyatrolar çeker. Oysa bazen en önemli arkeolojik veriler, farkına bile varmadan üzerinde yürüdüğümüz taş döşemelerde saklı olabilir.

Leiden Üniversitesi Arkeoloji Fakültesi’nde Dr. Murat Dirican tarafından yürütülen Taşların Tanıklığı: Antik Trafik Analizinde Yeni Bir Yöntem (Testimony of Stones: A New Method in Ancient Traffic Analysis – TAS) adlı araştırma projesi, antik kentlerdeki taş döşemeler ve kapı eşikleri üzerinde oluşan aşınmaları inceleyerek geçmişte insanların ve araçların nasıl hareket ettiğini ortaya çıkarmayı amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin Marie Skłodowska-Curie Doktora Sonrası Araştırma Programı tarafından desteklenen proje, arkeolojiyi kaya mekaniği, triboloji, deneysel arkeoloji ve bilgisayar modellemesiyle buluşturuyor.

Arkeologlar uzun zamandır antik kentlerde hangi yolların kullanıldığını mimari düzenlemelerden, yazıtlardan veya buluntuların dağılımından yorumlayabiliyor. Ancak bu alanların ne kadar yoğun kullanıldığı bugüne kadar doğrudan ölçülemiyordu. TAS projesi bu boşluğu doldurmayı hedefliyor.

Araştırmanın temel varsayımı oldukça basit: Bir taşın üzerinden geçen her insan ya da araç, yüzeyde çok küçük miktarda aşınmaya neden oluyor. Tek bir adımın etkisi ihmal edilebilir düzeyde olsa da, yüzlerce yıl boyunca tekrarlanan milyonlarca adım sonunda taş üzerinde ölçülebilir izler bırakıyor. Araştırmacılar bu aşınmaları laboratuvar deneyleri ve bilgisayar modelleriyle ilişkilendirerek geçmişteki hareket yoğunluğunu yeniden hesaplamaya çalışıyor.

 

Kerkenes.

Bu amaçla taşların fiziksel özellikleri ultrasonik ölçümleri, Schmidt çekici testleri ve standart aşınma deneyleriyle belirleniyor. Ardından deneysel arkeoloji çalışmaları ve etmen tabanlı bilgisayar modelleri kullanılarak farklı trafik senaryoları oluşturuluyor. Sanal ortamda elde edilen aşınma desenleri gerçek arkeolojik yüzeylerle karşılaştırılıyor.

Proje iki farklı Anadolu kentinde yürütülüyor. Bunlardan biri Demir Çağı’na ait Kerkenes, diğeri ise Helenistik ve Roma dönemlerinin en önemli liman kentlerinden Efes. Farklı dönemleri ve farklı yapı malzemelerini temsil eden bu iki örnek, yöntemin değişik koşullarda test edilmesini sağlıyor.

Araştırmanın sonuçları yalnızca geçmişi anlamaya katkı sunmayacak. Günümüzde milyonlarca ziyaretçinin gezdiği ören yerlerinde modern kullanımın taş yüzeyler üzerindeki etkileri de daha iyi anlaşılabilecek. Böylece gelecekte ziyaretçi yönetimi ve koruma uygulamaları bilimsel verilere dayalı olarak planlanabilecek.

 

Efes Antik Kenti.

Belki de bu araştırmanın en önemli katkısı, taş döşemelere bakış açımızı değiştirmesi. Bugüne kadar çoğunlukla mimari bir unsur olarak değerlendirilen bu taşlar, artık geçmiş toplumların gündelik yaşamını kaydeden sessiz arşivler olarak görülmeye başlanıyor. Her aşınmış eşik ve her çukurlaşmış basamak, binlerce yıl önce oradan geçen insanların bıraktığı izleri günümüze taşıyor.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya