Orta Çağ Hayalet Hikâyeleri: Çürüyen Etler ve Yürüyen Ölüler

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

İnkalar İnsan Kurbanlarına Koka, Mısır Birası ve Harmin Vermiş
Antik Mısır Mumyalamasında Aloe Kullanılmış

Antik Mısır Mumyalamasında Aloe Kullanılmış

Antik Mısır Mumyalamasında Aloe Kullanılmış

www.arkeofili.com

Analizler, 2.700 yıllık bir mumya başında antik Mısır mumyalamasında aloe kullanıldığına dair ilk moleküler kanıtı ortaya koydu.

Araştırmacılar, çeşitli disiplinlere ait yaklaşımları ve yöntemleri bir araya getirerek, antik Mısır mumyalama uygulamalarında aloe kullanımına dair kanıtlar keşfettiler. C: AI-modified image by Dr. Claudia Sachße, Deutsches Pharmaziemuseum Heidelberg.

Antik Mısırlılar ölüleri korumak için hangi malzemeleri kullanıyordu ve bu malzemelerin bileşimi binlerce yıl sonra hâlâ nasıl incelenebilir? Marburg Üniversitesi’nden disiplinlerarası bir ekip, bu soruları araştırmak için modern doğal ürün analizini Mısırbilim ve eczacılık tarihiyle bir araya getirdi.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan “Antik Mısır mumyalamasına dair yeni moleküler ve tarihsel kanıtlar” başlıklı çalışmalarında araştırmacılar, moleküler analizleri tarihsel yazılı kaynakların incelenmesiyle birleştirerek mumyalamada bitkisel maddelerin kullanımına dair yeni kanıtlar ortaya koyuyor. Bulgular ayrıca koleksiyon tarihi araştırmaları için de yeni olanaklar sunuyor.

Yaklaşık 2.700 Yıllık Bir Mumya Başında ve Orta Çağ Tıbbında Aloe İzleri

Antik Mısır’da mumyalama, yalnızca bedenin iç organlarının çıkarılmasını değil, çeşitli bitkisel, hayvansal ve mineral malzemelerin kullanılmasını da içeren karmaşık bir süreçti. Daha önceki kimyasal analizler, mumyalama karışımlarında kozalaklı ağaç reçineleri ve katranları, sakız ağacı reçineleri, bitkisel yağlar, hayvansal yağlar, balmumu ve bitüm tespit etmişti. Elemi ya da dammar gibi başka egzotik bitki reçinelerine dair kanıtlar da bulunmuştu.

Bu bulgulara rağmen pek çok soru yanıtsız kalmıştı: Gerçekte hangi bitki türleri kullanılıyordu? Mumyalama tarifleri farklı dönemlere, bölgelere ve beden kısımlarına göre nasıl farklılık gösteriyordu? Antik Mısır metinlerinde tanımlanan maddelerden hangileri belirli bitkisel hammaddelerle ilişkilendirilebilir? Yeni çalışma şimdi, Geç Orta Çağ’dan itibaren ilaç olarak kullanılan mumya malzemesinde daha önce tespit edilmemiş bitkisel bileşikler keşfetti.

Araştırmacılar çalışmaları için, Marburg Üniversitesi Zooloji Koleksiyonu’ndaki mumyalanmış bir kafatası da dahil olmak üzere üniversite ve müze koleksiyonlarından 24 nesneyi analiz etti. Radyokarbon tarihlendirmesi kafatasını MÖ 8. yüzyıla yerleştirdi. Bu kafatası ile ikinci bir örnek, yani Offenbach am Main’deki Löwen Eczanesi’nden gelen ve bugün Heidelberg Eczacılık Müzesi’nde bulunan, 18. yüzyıla ait tarihsel bir Mumia vera aegyptiaca ilacı üzerinde yapılan kimyasal analizler, aloe ile ilişkili birkaç bitkisel bileşiğin izlerini ortaya koydu.

Marburg Üniversitesi’nde Almanya’nın tek Eczacılık ve Tıp Tarihi Enstitüsü’nü yöneten Dr. Tanja Pommerening, bu bulgunun araştırmalar açısından iki nedenle önemli olduğunu açıklıyor: Şimdiye kadar aloe, moleküler analizle antik Mısır mumyalama malzemelerinin bir bileşeni olarak tespit edilmemişti. Aynı zamanda aloe, sonraki yüzyıllarda ilaç olarak kullanılan mumya malzemesiyle, özellikle de Orta Çağ metinlerinde ilişkilendiriliyordu.

Pommerening’e göre daha önce, antik Mısır mumyalamasına dair bilgiler kaybolduğu için bu metinlerin yazarlarının tahminde bulunduğu ve Kutsal Kitap’taki pasajlara (örneğin Yuhanna 19:39) dayandığı varsayılıyordu. Yeni bulgular ise bu ilişkinin daha derin tarihsel köklere sahip olabileceğini düşündürüyor.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Tarihsel “aloe” terimi farklı bitkisel malzemeleri ifade ediyordu. Aloe cinsine ait bitkilerin yanı sıra bu terim, güzel kokulu bir malzeme olarak kullanılan ödağacını, özellikle de Aquilaria cinsine ait ağacın odununu da ifade edebiliyordu. Tespit edilen bitkisel bileşikler ödağacına değil, Aloe cinsinden elde edilen ürünlere işaret ediyor.

Bu nedenle araştırmacılar antik Mısır yazılı kaynaklarını yeniden inceledi. Bu inceleme sırasında ꜥnḫ-jm.j terimi öne çıktı. Maddeye ve kullanımına dair bazı tanımlar, bu terimin aloeye ya da ondan elde edilen bir öze işaret ediyor olabileceğini düşündürüyor. Ancak henüz kesin bir tanımlama yapılamadı.

Aloe ile ilişkili bileşikler analiz edilen 24 nesneden yalnızca ikisinde tespit edildiği için aloenin mumyalamada genel olarak kullanıldığı sonucuna varılamıyor. Bu tür malzemelerin, örneğin döneme ya da hammaddelerin bulunabilirliğine bağlı olarak yalnızca belirli mumyalama uygulamalarında kullanılmış olması mümkün.

Moleküler İzler, Müze Nesneleri Arasındaki Olası Bağlantıları Ortaya Koyuyor

Bir başka keşif, incelenen nesnelerin geçmişiyle ilgili. Araştırmacılar hedefsiz metabolomik yöntemini kullanarak Heidelberg’deki Alman Eczacılık Müzesi’nden alınan çeşitli örneklerin kimyasal bileşimlerini karşılaştırdı. Hesaplamalı ve makine öğrenmesi destekli analiz yöntemlerinden yararlanan araştırmacılar, karakteristik moleküler örüntüleri tanımlayıp karşılaştırabildi.

Bu karşılaştırma, mumyalanmış bir baş ile ayrı olarak kataloglanmış bir toz örneği arasında çarpıcı benzerlikler ortaya koydu. Bulgular, günümüze ulaşan koleksiyon kayıtlarında böyle bir ilişki belgelenmemiş olsa da iki nesnenin başlangıçta ortak bir malzeme ya da tarihsel bağlantıya sahip olmuş olabileceğini düşündürüyor.

Bu yaklaşım, köken araştırmaları ve müze çalışmaları için yeni bakış açıları sunuyor. Tarihsel koleksiyonlar çoğu zaman kökenleri ya da özgün ilişkileri artık tam olarak belgelenmemiş nesneler barındırıyor. Kimyasal karşılaştırma yöntemleri bu tür bağlantıların geriye dönük olarak yeniden kurulmasına yardımcı olabilir.

Tarihsel İlaçları Yeniden Değerlendirmek

Çalışma ayrıca Geç Orta Çağ’da ve erken modern dönemde Avrupa’da kullanılan bir ilaç olan Mumia vera aegyptiaca’ya da odaklanıyor. Bu ilaç mumya malzemesinden ve ilişkili mumyalama maddelerinden elde ediliyor ya da hazırlanmış bir ürün olarak ticareti yapılıyordu. Bu tarihsel ürünlerin tam bileşimi şimdiye kadar yalnızca kısmen anlaşılmıştı.

Analizler, tarihsel tariflerin kimyasal bileşiminde önemli farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Ancak bunların birçoğu yaşlanmış kozalaklı ağaç reçinelerine özgü bileşikler içeriyordu. Kozalaklı ağaç reçinelerinin bazı bileşenlerinin deneysel çalışmalarda antimikrobiyal etki gösterdiği bildiriliyor.

Bu nedenle araştırma ekibi seçilen tariflerin enfeksiyonlara karşı etkisini de inceledi. Marburg’daki Wigand Tıbbi Koleksiyonu’ndan alınan bir özüt, hücre kültürü deneylerinde grip virüsünün neden olduğu hücre hasarına karşı orta düzeyde koruyucu bir etki gösterdi. Ancak izole edilen ana bileşik olan 7-oksodehidroabietik asit bu etkiyi yeniden üretmedi. Bu nedenle özütte gözlemlenen etkiden sorumlu olan belirli bileşenler hâlâ bilinmiyor.

Önemli bir nokta olarak, yazılı kaynaklar bu tarihsel ilacın baş ağrısı, öksürük, boğaz ağrısı ve baş dönmesi gibi ağır soğuk algınlığı belirtilerine karşı kullanıldığını gösterse de sonuçlar ilacın insanlarda gribe karşı etkili olduğuna dair bir kanıt sunmuyor.

Moleküler Analiz ile Tarih Araştırması Arasında Bir Diyalog

Sonuçlar, tarihsel kaynakların, filolojik metin analizinin ve modern moleküler analizin birbirini nasıl tamamlayabileceğini gösteriyor. Kimyasal bulgular, antik metinlerin yeniden analiz edilmesi ve yorumlanması için yeni ipuçları sunuyor. Bunun tersine tarihsel tanımlar, bilimsel ölçüm verilerini bağlamına oturtmaya ve incelenen malzemelerin olası kullanımlarını anlamaya yardımcı oluyor. Gelecekteki araştırmalar, mumyalama uygulamalarında başka hangi bitkisel bileşiklerin kullanıldığını ve önceki örneklerdeki aloe belirtilerinin başka örneklerde de doğrulanıp doğrulanamayacağını açıklığa kavuşturmayı amaçlıyor.

Marburg Üniversitesi Farmasötik Biyoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nden Dr. Raphael Reher, uzun vadede tarihsel yazılı kaynakları, arkeolojik nesneleri ve modern doğal ürün analizini birleştiren bir araştırma yaklaşımı oluşturmayı amaçladıklarını açıklıyor. Reher’e göre amaçları yalnızca antik ilaçların ve mumyalama malzemelerinin kimyasal bileşimini analiz etmek değil, aynı zamanda bunların üretimini, kullanımını, tarihsel aktarımını ve kültürel bağlamını daha derinlemesine anlamak.


Marburg University. 1 Kasım 2026.

Makale: T. Berger, A. Naimi, K. Hardes, C. Sachße, R. Gericke, M. Marner, F. Mühlemeyer, T. Pommerening, & R. Reher. 2026. Proc. Natl. Acad. Sci. U.S.A. 123 (45.,

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya