Daskyleion Antik Kenti’nde arkeologlar 2600 yıllık kömürleşmiş tohumlar buldu

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Etrüskler Bazı Heykelleri Kasıtlı Olarak Karartmış Olabilir
Büyük Zimbabve’de Bulunan Çin Seramikleri Geniş Ağı Gösteriyor

Büyük Zimbabve’de Bulunan Çin Seramikleri Geniş Ağı Gösteriyor

www.arkeofili.com

Büyük Zimbabve’de bulunan yeşil Çin seramikleri, bu Orta Çağ Afrika krallığının Doğu Asya’ya uzanan bağlantılarını gösteriyor.

Büyük Zimbabve’deki Aşağı Vadi yerleşkelerinde bulunan, Çin yapımı mavi-beyaz porselenlerden biri. C: Chirikure, S. (2014).

Bir Orta Çağ Afrika krallığında kazı yapan arkeologlar, doğu Çin’den gelen çanak çömlek buldu. Bu da kıtalar arası bağlantılara işaret ediyor.

Orta Çağ kenti Büyük Zimbabve’de kazı yapan arkeologlar, yeşim yeşili Çin çanak çömleğine ait parçalar keşfetti. Bu da esrarengiz imparatorluğun 1.000 yılı aşkın süre önce Doğu Asya ile uzak mesafeli bağlantıları olduğunu düşündürüyor.

Bugünkü Zimbabve’nin güneydoğu kesiminde yer alan Büyük Zimbabve, yaklaşık MS 1.000 civarında güneydoğu Afrika’da ortaya çıkan antik bir imparatorluğun başkentiydi. Halkı yazılı bir tarih bırakmadığı için bu sömürge öncesi imparatorluk hakkında pek az şey biliniyor. Ancak yeni arkeolojik kazılar, gelişkin metal işçiliği ve ritüel taş oymalarıyla tanınan bu yüzyıllar öncesine ait uygarlığın devasa ölçeğine ışık tutuyor.

Yeni bir PBS belgeseli “Secrets of the Dead: Africa’s Golden City”de (Ölülerin Sırları: Afrika’nın Altın Kenti) belgeselciler, üzerinde az çalışılmış bu uygarlığın kökenlerine, ritüel ve ticari faaliyetlerine ve 500 yılın ardından neden ortadan kaybolduğuna dair sorulara yanıt aramak için bir arkeolog ekibini araziden laboratuvara kadar takip etti.

Alandaki yeni kazıları yöneten Oxford Üniversitesi’nden arkeolog Shadreck Chirikure belgeselde, büyürken Büyük Zimbabve simgeleriyle çevrili olduğunu anlatıyor. Chirikure’ye göre Büyük Zimbabve’yi kimin inşa ettiği konusunda çok büyük bir tartışma olduğunu fakat üniversitede arkeoloji okumaya başladığında fark etmeye başladı.

Alan ilk kez 19. yüzyılın sonlarında kazıldı ve kısa sürede İngiliz sömürgeciler tarafından fildişi, metal ve altın eserleri için yağmalandı. Belgesele göre bu sömürgeciler Büyük Zimbabve’yi Afrikalıların inşa etmediğinde ısrar ediyor, bunun yerine kökeni Akdeniz’e dayanan bir halk olan Fenikelilere ait olduğunu iddia ediyordu. Bu yanlış iddiayı da tüm eserleri İngiltere’ye götürmeyi meşrulaştırmak için kullandılar. Bugün Büyük Zimbabve’ye ait pek çok eser Oxford Üniversitesi’ndeki Pitt Rivers Müzesi’nin koleksiyonunda bulunuyor.

 

Büyük Zimbabve’den, beyaz üzerine mavi desenli Ming hanedanı porseleni. C: Chirikure, Shadreck, et al. 2027.

Ancak kazılar, Büyük Zimbabve’nin 11. yüzyıldan en az 15. yüzyıla kadar gelişen ve dış dünyayla son derece bağlantılı bir Afrika krallığı olduğunu gösteriyor. Krallık, nüfusun kurak ve aşırı tarım yapılmış toprakların besleyemeyeceği kadar artmış olabileceği 15. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü. Arkeologlar Büyük Zimbabve’de, deniz yoluyla Güneydoğu Asya, Hindistan ve Orta Doğu’dan gelmiş cam eserler de bulmuştu.

Chirikure, Hindistan ya da Sri Lanka’dan Büyük Zimbabve’ye olan mesafenin en az 8.000 kilometre olduğunu söylüyor. Tüccarlar Hint Okyanusu’nda muson döngülerinin yarattığı rüzgârlardan yararlanarak yol alıyordu.

Chirikure’ye göre özellikle Sri Lanka ve güney Afrika gibi yerlerdeki toplulukları karşılaştırarak ticaret ve değiş tokuşu biraz daha iyi anlamaya çalışmanın zamanı geldi. Chirikure, insanları ayıranın su olduğunu, ama insanları birbirine bağlayanın da yine su olduğunu vurguluyor.

Belgeselden yapılan bu özel kesitte Chirikure ve Oxford Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan arkeolog Muchen Zhou, Büyük Zimbabve’deki tepe yamacından çıkarılan yeşim yeşili bir çanak çömlek parçasını inceliyor. Parçadaki parlak cila, kabın son derece yüksek bir sıcaklıkta pişirildiğini düşündürüyor. Bu, o erken dönemde yalnızca Çin’de gerçekleştirilebilmiş bir teknolojik başarıydı. Longquan seladonu olarak adlandırılan bu çanak çömlek türü, MS 950 civarından itibaren doğu Çin’de üretiliyordu.

Chirikure’ye göre bu seramiklere Büyük Zimbabve’nin her yerinde rastlanıyor fakat az miktarda. Chirikure, bunun Çin seramiklerinin nadir olduğu anlamına geldiğini, belki de seçkinler tarafından kullanıldığını ve oldukça önemli ya da çok değerli egzotik eşyalar olduğunu söylüyor.

Chirikure’ye göre Büyük Zimbabve’de uzak mesafeli ticarete dair başka kanıtlar da bulundu. Bunlar arasında yaklaşık 2.000 kilometre uzaklıktaki bugünkü Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden gelen metal nesneler de bulunuyor. Büyük Zimbabve halkı ayrıca 500 kilometreden daha uzaktaki bugünkü Güney Afrika’dan bakır ve kalay temin ediyordu. Sığır kemikleri üzerinde yapılan kimyasal analizler de hayvanların bir kısmının 140 kilometrelik bir alanda alınıp satıldığını gösterdi.

Chirikure bir sonraki projesinde, Zimbabve’nin en büyük yerli grubu olan Şona halkı ve Zimbabveliler için büyük anlam taşıyan sabuntaşı gibi yerel kaynakları araştırmayı umuyor.

Chirikure, sabuntaşından yapılmış kuşların Büyük Zimbabve’nin önemli bir parçası olduğunu, ancak sabuntaşının nereden temin edildiğini kimsenin gerçekten bilmediğini söylüyor.

Arkeolojik alanda bulunan ve sabuntaşından oyulmuş bir dizi kuştan esinlenerek tasarlanan Zimbabve Kuşu, ülkenin ulusal amblemi ve ülke bayrağında belirgin bir şekilde yer alıyor.

Chirikure, Büyük Zimbabve’nin çevresinde birkaç sabuntaşı yüzleği bulunduğunu belirtiyor. Chirikure’ye göre bir sonraki arazi çalışmasında yapmak istediği şeylerden biri, oraya gidip sabuntaşının jeolojik kaynaklarını bulmaya çalışmak.


Live Science. 14 Ekim 2026.

 

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya