Demir Çağı Bebeklerinde de Düz Kafa Sendromu Görülüyormuş
Demir Çağı Bebeklerinde de Düz Kafa Sendromu Görülüyormuş
Paylaş
www.arkeofili.com
İtalya’daki Matelica’da bulunan yaklaşık 3.000 yıllık Picen kafatasları, düz kafa sendromunun modern bir rahatsızlık olmadığını gösteriyor.

İtalya, Matelica’dan (MÖ 9. yüzyılın ortaları – 8. yüzyıl) Erken Demir Çağı’na ait düzleşmiş kafatasları. C: Beck De Lotto et al. 2026
Yaklaşık 3.000 yıl önce, İtalya’nın orta kesiminde Picen halkından onlarca kişi, sanki uyuyormuş gibi yan yatırılıp cenin pozisyonunda toprağa verildi. Bu ebedi uykuları binlerce yıl sonra bozulduğunda araştırmacılar, bugün birçok ebeveynin ve doktorun kaygılandığı tuhaf biçimde tanıdık bir örüntü fark etti: Bu insanların birçoğunun başında bebekken düz bir bölge oluşmuştu.
Deformasyonel plagiosefali ya da daha yaygın adıyla düz kafa sendromu olarak bilinen bu şekil bozukluğu, bir bebeğin başına uzun süre baskı uygulanması sonucu kemiğin düzleşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu şekilde düzleşmiş kafatasları genellikle, ani bebek ölümü riskini azaltmak için ebeveynlere bebeklerini sırtüstü yatırmalarını öğütleyen 1990’lardaki “Sırtüstü Uyut” (Back to Sleep) kampanyasına bağlanıyor.
Ancak bu kafatasları MÖ 9. ve 8. yüzyıllara tarihleniyor. Bu da onları İtalya’da bilinen en erken vakalar yapıyor ve düz kafa sendromunun binlerce yıldır bebeklerin başını şekillendirdiğini düşündürüyor.
Yeni çalışmanın başyazarı Michael Allen Beck De Lotto, eski bireylerde plagiosefali görülmesinin bunun yalnızca modern bir rahatsızlık olmadığını gösterdiğini belirtiyor. Beck De Lotto’ya göre bu durum kaygı verici olmaktan çok, rahatsızlığı biyoarkeolojik açıdan özellikle ilgi çekici kılıyor.
Diğerlerine Benzemeyen Kafatasları
Çalışmanın yazarlarına göre bir bebeğin kafatası yumuşak ve esnek. Bu durum, doğum kanalından sıkışarak geçebilmesini ve doğumdan sonra hızla büyüyen beyinle birlikte genişleyebilmesini sağlıyor. Bunun bedeli ise aynı yumuşak ve esnek başın, sırtüstü yatmak ya da araba koltuğuna bağlanmak gibi basit eylemlerle yeniden şekillenmeye ve düzleşmeye yatkın olması. Bu durum, 7 ila 12 haftalık günümüz bebeklerinin yüzde 47’sine kadarında görülüyor.
Düz kafa sendromunun geçmişte ne kadar yaygın olduğunu söylemek ise daha zor. Beck De Lotto, kafataslarının nadiren eksiksiz korunduğunu belirtiyor ve toprağın ağırlığı ile nem gibi gömülme sonrası hasarların da başın şeklini değiştirebileceğini, bunun da bu rahatsızlığı güvenle tanımayı zorlaştırdığını açıklıyor.
Beck De Lotto birkaç yıl önce ticari bir kazıda çalışırken, her biri düzleşmiş birkaç kafatası fark etmişti. O sırada konuyu daha ayrıntılı incelemeye vakti olmasa da bu tür kafataslarını aklının bir köşesinde tutmuştu. Ardından doktora çalışması sırasında yeni bir fırsat doğdu.
Çalışmaya göre Matelica’daki iki mezarlıkta 1990’lardan bu yana yapılan kazılarda, kafatası korunmuş ya da restore edilmiş 26 birey ortaya çıkarıldı ve bunların yüzde 42’sinin başı anormal biçimliydi. Yedisi erkek, dördü kadın olan bu bireylerin her birinin başı, çoğunlukla sağ tarafta yoğunlaşan bir düzleşme gösteriyordu; bu da günümüz doktorlarının bebeklerde gördüğü örüntüyle genel olarak örtüşüyor.
Ancak başta düz bir bölge bulunması tek başına pek bir şey kanıtlamıyor. Bu yüzden araştırmacılar diğer açıklamaları elemeye koyuldu. Binlerce yıllık toprak basıncı bir kafatasının şeklini bozabiliyor fakat Matelica’da gömülü bireylerin hepsi sağ yanlarına yatırılmışken düzleşme her iki tarafta da görülüyordu.
Toprağın ağırlığı da kafataslarını çarpıtmış olamazdı, çünkü kırık parçalar birbirine düzgün biçimde oturuyordu. Bu da başlarını düzleştiren etkenin bebeklik döneminde gerçekleşmiş olması gerektiğini düşündürüyor.
Dünyanın dört bir yanındaki kültürler, bebeklerinin başını uzun ve koni benzeri biçimlere sokan ya da önden arkaya düzleştiren baş bağlama uygulamaları yapıyor. Ancak bu uygulamalar kemik üzerinde çukurcuklar ve kafatasının arkasında bir çöküntü gibi izler bırakabiliyor. Çalışmaya göre Picen mezarlarında bu ayrıntılar görülmüyor ve daha önce Demir Çağı İtalya’sında baş bağlama uygulaması belgelenmedi.
Bu arada BT taramaları, kafatası plakalarının erken kaynaşmasına yol açan nadir ama olası bir doğum kusurunu da eledi. Geriye olası neden olarak yalnızca düz kafa sendromu kaldı. Birkaç ek ipucu da bu tanıyı destekledi: Bazı bireylerdeki asimetrik boyun omurları ve köprücük kemikleri, düz kafa sendromuyla birlikte sık görülen ve “eğri boyun” (tortikolis) olarak adlandırılan rahatsızlığın olası belirtileri olabilir.
Demir Çağı İtalya’sının Bebekleri
Kafataslarının bazıları başın arka kısmında aşağıda düzleşmişti. Yazarlar bu açının, günümüz doktorlarının pek önermediği şekilde bebeklerin yastıkla yatırılmasından kaynaklanmış olabileceğini öne sürüyor. Picenlerden günümüze hiçbir yastık ulaşmamış olsa da daha geç döneme ait Etrüsk ya da Roma dönemi pişmiş toprak bir figürin, sıkıca kundaklanmış ve başı bir yastığa dayanmış bir bebeği gösteriyor. Araştırmacılara göre bu durum Picen bebeklerindeki benzer bir örüntüyü açıklayabilir.
Taşıma beşikleri, kundaklama ve Orta Avrupa’da aynı döneme ait alanlarda bulunanlar gibi emzikli kapların beslenmede kullanılması da, tıpkı bugün bebek arabalarının, araba koltuklarının ya da aynı pozisyonda uzun süre biberonla beslemenin yaptığı gibi, bebeğin baş hareketlerini daha da kısıtlamış olabilir.
Dikkat çekici olan, bu bireylerin yetişkin olması. Düz kafa sendromunun hafif vakalarının çoğu zamanla kendiliğinden düzeliyor ve yalnızca en ağır vakalar yetişkinliğe kadar sürüyor. Bu da Demir Çağı İtalya’sında düz kafa sendromunun daha yaygın olmuş olabileceğini, ancak bu çocuklar büyüdükçe kendiliğinden düzeldiğini düşündürüyor.
Beck De Lotto, Matelica’daki yüzde 42’lik oranın kesinlikle yüksek olduğunu, ancak emsalsiz olmadığını söylüyor ve “Sırtüstü Uyut” kampanyasından önce yapılmış bir çalışmanın bile benzer bir oran tespit ettiğine dikkat çekiyor.
Bu durumun gözden kaçmasının nedenlerinden biri, insanların 1990’lardan önce konuya pek dikkat etmemesi olabilir. Araştırmacılara göre bulgular, yalnızca sırtüstü uyumanın değil, daha fazla etkenin sorumlu olduğunu düşündürüyor. Örneklem küçük olduğu için araştırmacılar yorumlarında temkinli davranıyor. Sonuçta Picen ebeveynlerin bebeklerine nasıl baktığı ancak dolaylı olarak çıkarılabiliyor.
Beck De Lotto, bu rahatsızlığın arkeolojik buluntularda tespit edilmesinin bebeklere nasıl bakıldığına dair bilgiler sunabileceğini belirtiyor. Beck De Lotto’ya göre geçmiş toplumlarda bebek bakımı büyük ölçüde aileler ve topluluklar içinde aktarılan deneyim ve geleneklerle şekilleniyordu ve bazı uygulamalar zaman zaman kafatası şeklini etkilediğinde bile sürmüş olabilir.
Düz kafa sendromunun nasıl ortaya çıktığını anlamak, geçmiş kültürlerin bebeklerine nasıl baktığını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Makale: De Lotto, M. A. B., Zanatta, A., Zink, A., Pacciani, E., & Paladin, A. (2026). International Journal of Paleopathology, 54, 48-58.