24 July 2026
Paylaş
Capacocha adıyla bilinen İnka kurban töreninde ölen üç çocuğun incelenmesi, çocukların son birkaç ayını ve son anlarını ortaya çıkardı.
“Niño de El Plomo” veya El Plomo Çocuğu’nun bir replikası, Şili’nin Santiago kentindeki Doğa Tarihi Müzesi’nde sergileniyor. C: Wikimedia Commons
İnsan kurbanı için seçilen İnka erkek ve kız çocukları, çoğu zaman And Dağları’ndaki yüksek zirvelerin yakınında gerçekleşen ritüel ölümlerinden önce, kutsal hac yolculuklarında binlerce kilometre boyunca İnka topluluklarının arasından geçerek yürüyordu.
Çocukların mumyalarını inceleyen araştırma ayrıca ölüm biçimlerini yeniden ele alıyor ve Capacocha adıyla bilinen İnka ritüelindeki üç çocuktan hiçbirinin, bilim insanlarının daha önce düşündüğü şekilde ölmediğini buluyor.
Çalışmanın ilk yazarı Verónica Silva-Pinto, “Capacocha, dağdaki son sunu eylemiyle sınırlı değildi. Aylar önce başlayan, hareketliliği, beslenme değişikliklerini, farklı toplulukların katılımını ve kutsal ortamların yaratılmasını içeren, uzun soluklu bir ritüel süreçti” diyor.
Yeni çalışma, iki alandan gelen üç Capacocha mumyasının yeniden incelenmesine dayanıyor: 15. yüzyılda, günümüzde orta Şili’de bulunan Cerro El Plomo’nun 5.400 metrelik zirvesinin yakınında kurban edildiğinde yaklaşık 8-9 yaşında olan “Niño de El Plomo” ya da El Plomo Çocuğu; ve bundan yaklaşık 30 yıl önce, günümüzde kuzey Şili’nin Atacama Çölü’nde bulunan Cerro Esmeralda’nın tepesinin yakınında kurban edilen, biri yaklaşık 9, diğeri yaklaşık 18 yaşında iki kız çocuğu.
Uzun süre, El Plomo Çocuğu’nun yüksek zirvede hipotermiden, yani dondurucu soğuğa maruz kalmaktan öldüğü ve Cerro Esmeralda kızlarının boğularak öldürüldüğü düşünülüyordu. Ama yeni çalışma bu fikirleri reddediyor.
İnsan kurbanı
Arkeologlar El Plomo Çocuğu’nu 1954’te, iki Cerro Esmeralda kızını ise 1976’da buldu. Yeni çalışma, ilk kez modern arkeolojik teknikleri bu çocuklara uyguluyor.
Silva-Pinto, çalışmanın “daha önce araştırılmış bağlamların, yeni teknolojiler, en az düzeyde müdahaleci yöntemler ve etik bir bakış açısıyla yeniden ele alındığında önemli bilgiler vermeyi sürdürebileceğini gösterdiğini” söylüyor.
BT taramaları ve mikroskopiyle yapılan incelemeler, El Plomo Çocuğu’nun kafasındaki bir travmayla öldürüldüğünü ortaya koydu. Bu, ilk araştırmacıların fark etmediği bir yaralanmaydı. İki Cerro Esmeralda kızının ise, boyunlarındaki izler nedeniyle daha önce boğularak öldürüldüğü düşünülüyordu. Ama yeni çalışma, bu izlerin büyük olasılıkla ölümden sonra giysilerinin yol açtığını ve boğazlarındaki dil kemiklerinin, çoğu boğulma vakasında görüldüğü gibi kırılmadığını ya da yerinden oynamadığını buldu. Araştırmacılara göre kızların ölüm nedeni artık “belirsiz” olarak kabul edilmeli.
Silva-Pinto, adli incelemenin, ölümü varoluşun sonu olarak görmeyen And dünya görüşü içinde ele alınması gerektiğini söylüyor.
“Ölüm mutlaka mutlak bir son olarak değil, tanrıların, ataların ve kutsal güçlerin âlemine bir dönüşüm ya da geçiş olarak anlaşılıyordu. Kurban edilen bireyler yeni bir ritüel statü kazanıyor ve topluluklar, dağlar, tanrılar ve devlet arasında aracı hâline gelebiliyordu.”
Kutsal hac yolculuğu
Araştırmacılar, mumyalardan alınan minik saç örnekleri üzerinde izotoplara, yani çekirdeklerinde farklı sayıda nötron bulunan aynı elementin farklı biçimlerine bakarak kimyasal çalışmalar yaptı. İnsanların tükettiği besin ve sudaki izotoplar saça işliyor ve nerede yaşadıklarına ışık tutuyor. Ekip ayrıca radyokarbon tarihlemesi için kırık kemik örneklerini de inceledi.
Saçtaki izotoplar, çocukların “ekolojik olarak birbirinden farklı bölgeler” arasında uzun mesafeler kat ettiğini gösterdi. Araştırmacılar, El Plomo Çocuğu’nun son dokuz ayı boyunca, büyük olasılıkla İnka İmparatorluğu’nun kalbindeki başkent Cuzco’dan yola çıkarak 2.600 ile 2.800 kilometre arasında yol aldığını tahmin ediyor. Cerro Esmeralda kızları ise son üç aylarında büyük olasılıkla 900 ile 1.200 kilometre arasında yol aldı.
Silva-Pinto, hac yolculuklarının uzak bölgeleri, törenlerin doruğa ulaştığı yüksek dağlar ve diğer alanlarla birbirine bağladığını söylüyor. “Güzergâhlar boyunca yerel topluluklar, hacıları karşılıyor ve yiyecek ile içeceğin paylaşıldığı törenlere katılıyordu.”
Böylece güzergâhlar kutsal manzaralara dönüşüyordu ve merkezi İnka devleti, bunu topraklarına kattığı bölgelerdeki varlığını pekiştirmek için kullanıyordu.
Mumyaların radyokarbon tarihleri, hepsinin 15. yüzyılda kurban edildiğini gösterdi. Daha net olarak Cerro Esmeralda kızları yaklaşık 1450’de, El Plomo Çocuğu ise yaklaşık 1480’de kurban edilmişti. Silva-Pinto, “Kronoloji, bunların birbirinden kopuk olaylar değil, farklı zamanlarda gerçekleştirilen bir uygulama olduğunu gösteriyor” diyor.
Capacocha mumyaları üzerinde çalışan ancak bu incelemeye dahil olmayan biyoarkeolog Dagmara Socha, izotop analizinden çıkarılan sonuçların hatalı olabileceği konusunda uyarıyor. “İzotop analizleri tek başına, yolculuk sırasında izlenen olası güzergâhı yeniden kurmamıza olanak tanımıyor. Birçok durumda, gözlemlenen izotopik değişimler istatistiksel olarak anlamlı değildi ve beslenmedeki mevsimsel değişimi de yansıtıyor olabilir.”
Socha, çalışmanın “ilgi çekici ve potansiyel olarak değerli olduğunu, ancak bazı yorumların mevcut kanıtlardan güvenilir biçimde çıkarılabilecek sonuçların ötesine geçtiğini” söylüyor.
Live Science. 22 Temmuz 2026.
Makale: Verónica Silva-Pinto et al. (2026).
Kaynak: www.arkeofili.com