Kerkük'te yıkılma tehlikesi içeren Gök Kümbet'in imdadına TİKA yetişecek

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Göbeklitepe’de Konut Olabilecek Dörtgen Yapılar Bulundu
Lahana Yetiştirmek için Emekli Olan Roma İmparatoruyla Tanışın

Lahana Yetiştirmek için Emekli Olan Roma İmparatoruyla Tanışın

Lahana Yetiştirmek için Emekli Olan Roma İmparatoruyla Tanışın

www.arkeofili.com

Roma imparatoru Diocletianus, 20 yıllık iktidarını gönüllü bıraktı ve MS 305’te tahttan çekilip memleketinde lahana yetiştirmeye başladı.

Diocletianus. C: The J. Paul Getty Museum

Roma imparatorlarından çok azı doğal yollarla öldü. Çoğu suikaste uğradı, bazıları savaşta öldü, hatta biri yıldırım çarpmasıyla can verdi. Kimi imparatorlar tehlikeyi sezip Roma’yı tümüyle terk etti. Ama yalnızca biri iktidarını bırakıp emekli oldu.

MS 3. yüzyılın sonu ile 4. yüzyılın başında 20 yıl boyunca hüküm süren Diocletianus, lahana yetiştirmek için memleketine döndü.

Tehlikeli bir iş

Son derece militarist ve rekabetçi bir toplumda, Roma’nın yöneticilerinin zaman zaman şiddet dolu sonlara ulaşması belki de şaşırtıcı değil. Tuhaflıklar, askeri başarısızlıklar ve ekonomik sorunlar, müttefiklerinin onları terk etmesine yol açıyordu.

Caligula (MS 37-41), Domitianus (MS 81-96) ve tek başına imparator olduğu dönem MS 211-217 arasını kapsayan Caracalla, muhafızlarının kurduğu komplolarla öldürüldü.

Severus Alexander (MS 222-235) ve Gallienus (MS 253-268), üst düzey askeri komutanlar tarafından öldürüldü.

Bazı imparatorlar, yabancı düşmanların elinde vakitsiz ölümle buluştu. III. Gordianus (MS 238-244) Perslere karşı savaşta öldü. Decius (MS 249-251) ve Valens (MS 364-378) ise Gotlara (Roma topraklarına sık sık akınlar düzenleyen bir Germen halkı) karşı savaşırken can verdi.

Sıra dışı örnekler arasında, bildirildiğine göre yıldırım çarpan Carus (MS 282-283), vebadan ölen II. Claudius (MS 268-270) ve kendi canına kıyan Nero (MS 54-68) yer alıyor.

İmparator Tiberius (MS 14-37), suikaste uğramaktan korktuğu için MS 26’da Roma’dan ayrılmaya karar verdi. İmparatorluğu, 11 yıl sonra ölümüne dek Napoli yakınlarındaki Capri Adası’ndan yönetti. Yaşadığı yer olan Villa Jovis’in kalıntıları bugün hâlâ görülebiliyor.

Bazı imparatorlar ise görev başında yaşa bağlı hastalıklardan öldü; MS 337’de Constantinus ve MS 180’de Marcus Aurelius bunlar arasında. İkisi de 60 yaşlarındaydı, ki bu bugün çok yaşlı gibi görünmese de antik çağda ileri bir yaştı.

Dolayısıyla Diocletianus MS 305 yılının Mayıs ayında tahttan çekilip emekli olacağını duyurduğunda, bu son derece alışılmadık bir gelişmeydi.

Tetrarşinin yükselişi

Diocletianus, bugünkü Hırvatistan’daki Dalmaçya eyaletindendi. Mütevazı bir kökenden geliyordu ve Roma ordusunda kademe kademe yükseldi. 3. yüzyıl imparatorlarının birçoğu benzer kökenlerden geliyordu. Roma’nın bu dönemde karşılaştığı çok sayıda kriz, deneyimli askerlerin imparator olmasını sağladı.

Diocletianus, MS 284 yılının Kasım ayında imparator olmadan önce bir dizi üst düzey askeri görevde bulundu. Önemli bir sınır eyaleti olan Moesia’da (bugünkü Sırbistan ve Bulgaristan) orduya komuta etti. Kısa süre hüküm süren imparator Numerianus öldürüldüğünde, onun muhafız birliğinin komutanıydı; kısa süre sonra da onun yerine imparator oldu.

Diocletianus, geleneksel olarak bir reformcu olarak görülür. Önemli idari, ekonomik ve askeri değişiklikler yaptı. Bu reformlar, kendisinden önceki 3. yüzyıl imparatorlarının karşılaştığı pek çok soruna çözüm bulmaya çalıştı.

İmparator olarak Diocletianus, imparatorluğun yönetimini dört imparator arasında bölen ve tetrarşi olarak bilinen bir sistem getirdi. İkisi kıdemli (Augustuslar), ikisi ise kıdemsizdi (Caesarlar). Bu sistem, iç isyan olasılığını sınırlıyor ve yabancı düşmanlarla savaşmayı kolaylaştırıyordu.

Bilim insanları artık Diocletianus’un o kadar da yenilikçi olmadığını düşünüyor. Daha önce sanılandan çok, kendinden öncekilerin geliştirdiği reformlardan yararlanmış olabilir.

Ama iktidarda olduğu 20 yıl boyunca açıkça çok meşguldü. Bu nedenle MS 305’te, yaklaşık 60 yaşındayken istifasını verip emekli olmaya karar verdi.

 

Hırvatistan’ın Split şehrinde bulunan Diocletian Sarayı’nı bugün hala ziyaret edebilirsiniz. C: Zhivko Dimitrov/Unsplash

Hastalık mı, ilahi ceza mı?

Çoğu antik hikâyede olduğu gibi, mesele muhtemelen o kadar basit değildi.

Tetrarşinin ideolojisi aynı zamanda yenilenmeyle de ilgiliydi. Diğer kıdemli Augustus olan Maximianus, Diocletianus’la aynı anda tahttan çekildi. İki kıdemsiz yönetici, Galerius ve I. Constantius, kıdemli yöneticiler oldu ve iki yeni kıdemsiz yönetici göreve alındı. Bu yönetim, İkinci Tetrarşi olarak bilinir hale geldi.

Diocletianus, tahttan çekilmeden önce uzun süren bir hastalık da geçirmişti. MS 304’ün başında hastalanmış ve aylarca kamuoyu önüne çıkmamıştı. MS 303-304’te Hıristiyanlara yönelik korkunç zulümden sorumlu imparatorlardan biri olduğu için, bu durum kimileri tarafından ilahi bir ceza olarak görüldü.

Diocletianus, Dalmaçya’daki memleketi Salona’nın yakınında, Spalatum’daki (bugünkü Hırvatistan’da Split) gösterişli bir saraya çekildi. Sarayın geniş kalıntıları bugün hâlâ ziyaret edilebiliyor.

İşte kendisi o meşhur lahanalarını burada yetiştirdi.

Kaosun yerine lahanayı seçmek

Daha sonraki bir tarihsel anlatı, Diocletianus’un siyasi bir çıkmazı çözmesi için emeklilikten dönmesinin istendiğini öne sürüyor. İkinci Tetrarşi hızla kaosa sürüklenmişti. Ancak Diocletianus bunu hiç istemedi ve bildirildiğine göre şöyle yanıt verdi:

“Salona’da kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz lahanaları bir görebilseydiniz, iktidara dönmeyi asla baştan çıkartıcı bulmazdınız.”

Diocletianus, yıllarca süren reformların ve her an var olan suikast olasılığının ardından sakin yaşamı sevmeye başlamıştı. Lahana yetiştirmek için emekli olmak çok daha cazipti.

Üstelik antik Roma’da lahana bir mucize besin olarak görülüyordu. Sağlığa yararları birçok kişi tarafından biliniyordu ve lahana kullanan antik tarifler bugün hâlâ mevcut.

Diocletianus, emekliliği seçmesiyle Roma imparatorluk tarihinde benzersizdi. MS 313’te, 70 yaşına yaklaşırken, son yıllarını huzur içinde geçirmiş olarak ölecekti.

Zamanın dolduğunu bilmek, bugün bile liderler için önemli bir sınav olmayı sürdürüyor. Çoğu için iktidarın cazibesi, hayatın basit hazlarına kıyasla hâlâ fazla baştan çıkarıcı.


The Conversation. Peter Edwell. 9 Nisan 2026.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya