Parthenon’un Optik Yanılsamaları Bir Efsane mi?
Parthenon’un Optik Yanılsamaları Bir Efsane mi?
Paylaş
www.arkeofili.com
Bir matematikçi, Parthenon’un görsel yanılsamaları gidermek için kasıtlı eğrilerle inşa edildiği yönündeki 2.000 yıllık efsaneyi sorguluyor.

Parthenon mimarisi hakkında birçok efsane var. C: Wikimedia Commons
Bir matematikçi, Parthenon’un nasıl inşa edildiğine dair mimari efsaneleri çürüterek, “insanlık tarihinin en eski ve en kalıcı efsanelerinden birini” inceledi ve sorguladı.
MÖ 447 ile 432 arasında inşa edilen Parthenon, antik dünyanın en etkileyici yapılarından biri olmayı sürdürüyor. Atina’ya tepeden bakan yapı, başlangıçta kentin tanrıçası Athena Parthenos’a adanmış bir tapınak olarak inşa edilmişti.
Ancak zaman içinde Parthenon; cami, kilise, hazine ve barut deposu da dahil olmak üzere çeşitli işlevlerde kullanıldı. Barut deposu olması, Eylül 1687’de Venedik kuvvetlerinin saldırması ve depoyu havaya uçurmasıyla büyük hasara yol açan talihsiz bir karardı. Tüm bunlara karşın, Parthenon binlerce yıl sonra bugün hâlâ kentin üzerinde dimdik ayakta.
Antik Mısırlıların piramitlerinde olduğu gibi, onun çevresinde de söylentilerin ve efsanelerin oluşması belki de şaşırtıcı değil.
Parthenon söz konusu olduğunda, sözünü edebileceğimiz doğru dürüst uzaylı komplosu pek yok, ama Parthenon’un ardındaki mimarların tasarımlarında özellikle zekice davrandığını öne süren birçok efsane var.
Şimdi ise matematikçi Alain Goriely, yeni bir çalışmada bu 2.000 yıllık efsaneleri çürüttü.
Eski efsaneler
Yapının çevresinde, onun bir tür optik yanılsama olarak inşa edildiğini öne süren çeşitli mimari efsaneler var. Bu fikirler o kadar çok yinelendi ki, yüzyıllar içinde, gerçekten doğru olup olmadığını kimse pek de araştırmadan kabul gören doğrulara dönüştü.
Ta ki Goriely ortaya çıkana dek. Goriely, yalnızca bu efsanelerin doğruluğunu araştırmakla kalmadı, şaşırtıcı biçimde efsanelerin antik kaynaklarına dek geri gitti.
Goriely, Parthenon’un optik yanılsamalarına ilişkin fikirlerin, aslında yapının kendisi kadar eski bir geçmişe (aşağı yukarı dört yüzyıl farkla) uzandığını buldu. Anlaşılan tüm bunlar, onlar hakkında ilk kez MS 1. yüzyılda yazan Romalı Vitruvius’a dayanıyor.
Ama Vitruvius, “Yunan mimarisinin birçok yönünü yanlış anlamasıyla ün salmıştı” diye yazıyor Goriely.
Goriely, “Antik çağdan günümüze ulaşan tek eksiksiz mimari inceleme olan De architectura’da (MÖ 1. yüzyıl), Vitruvius, stylobatlardaki hafif eğrilikler (1. efsane), sütun entasisi (2. efsane), daha büyük köşe sütunları (3. efsane) ve ölçek düzeltmeleri (4. efsane) gibi bazı ince ayarların, görsel yanılsamaları, özellikle de sarkma, uzun yatay çizgilerdeki içbükeylik ya da boyut değişimi görünümünü gidermek için yapıldığını belirtiyor” diye yazıyor.
Vitruvius’un yazıları yeniden keşfedildi ve büyük ölçüde doğrular olarak aktarıldı. Neredeyse 2.000 yıl sonra bile, Parthenon’a ilişkin bu “gerçekler”; yapının tarihine dair kitaplardan, mevcut kuşak yapay zeka sohbet botlarına dek her yerde karşımıza çıkıyor.
Ama elimizde, olayların bu sürümünün doğru olduğuna dair pek de kanıt yok.
Eğri stylobatlar ve şişkin sütunlar
Efsanelere göre, Parthenon’un mimarları Iktinos ve Kallikrates, mekânı güzelleştirmek için bir dizi optik yanılsamadan yararlandı.
Bunlar arasında; doğru açıdan bakıldığında yapının düz çizgisinin ortadan sarkmıyormuş gibi görünmesini sağlayacak eğri öğelerin kullanılması vardı. Bu arada, köşe sütunlarının daha kalın olduğu; bunun da, onları diğerlerinden daha ince gösterecek bir ışık yanılsamasını dengelediği söyleniyordu.
Bir başka söylenti, yapıyı çevreleyen ikonik sütunlarla ilgili. Turizm sitesi Greece Is, sütunlar hakkında, “Sütunların kendileri dikey eksenleri boyunca düz değil, ortalarında şişkinleşir” diyor. “‘Entasis’ adı verilen bu olgu, düz kenarlı sütunların göze ortalarında daha inceymiş ve bir beli varmış gibi görünmesine yol açan bir başka optik etkiyi gidermeyi amaçlıyordu.”
Parthenon efsanelerini çürütmek
Goriely, tüm bu olası yanılsamaları incelediğinde, varlıklarına dair pek az kanıt buldu. Örneğin, sütunlar ortada yalnızca yaklaşık 18 milimetre şişkinleşiyor. Bu, izleyicilerin çoğu mesafede algılayamayacağı kadar küçük bir fark.
Goriely, “Dahası, algılandığında bile göze bir düzeltme olarak değil, bir şişkinlik olarak kaydediliyor” diye ekliyor.
Goriely, “Daha basit, alternatif bir açıklama şu: İnşaatçılar eğri sütunları, onları düz olanlardan daha hoş buldukları için kullanmış olabilir” diyor.
Kısacası, Parthenon’a başka optik yanılsamaları gidermek için yerleştirildiği öne sürülen yanılsamaların hiçbiri, gerçekte işe yarıyor ya da yapıya bakan biri için algılanabilir görünmüyor.
Goriely, efsanelerin bu kadar uzun süre varlığını sürdürmesinin; aralarında, antik Yunanların bir bilgi zirvesi olarak romantikleştirilmesinin ve optik yanılsamaların öznel doğasının da bulunduğu birçok etkenden kaynaklandığını öne sürüyor. Neyse ki, bu kadar uzun süre benimsenmiş olsalar bile, bu tür efsanelerin çözümü, sınanabilir olmaları.
Goriely, “Bireysel farklılıklar geniş olsa da, yanılsamalar laboratuvarlarda ya da yerinde dikkatle ölçülebilir ve kuramsal olarak tahmin edilebilir” diye yazıyor.
Goriely, “Optik düzeltmeler kuramının savunucuları, Vitruvius’un düzyazısına değil, deneysel psikologlara başvurmalı. Bir etkinin var olduğuna inanıyorlarsa, o zaman bunun usulüne uygun biçimde belgelenmesi ve yeniden üretilmesi gerekiyor. Tennessee, Nashville’deki Parthenon kopyası, bu deneyleri yürütmek için iyi bir yer olurdu” diye ekliyor.
IFL Science. 16 Eylül 2026.
Makale: Alain Goriely. 2026.