Sonraki gönderi

2026 Ekim Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi
Pompeii’de MS 79’dan Beri Açılmamış Bir Dolap Bulundu

Pompeii’de MS 79’dan Beri Açılmamış Bir Dolap Bulundu

Pompeii’de MS 79’dan Beri Açılmamış Bir Dolap Bulundu

www.arkeofili.com

Pompeii’de MS 79’dan beri açılmamış bir dolapta, güzellik eşyaları, 38 sikke ve çocukluk muskalarından oluşan bir kolye bulundu.

Odada bulunan nesnelerden bazıları. C: Archaeological Park of Pompeii

Pompeii’deki arkeologlar, Vezüv Yanardağı’nın kenti MS 79’da gömmesinden sonra bir daha hiç açılmamış bir dolap ortaya çıkardı. Kazı verileri sayesinde ekip, mobilyayı ve içindekileri eksiksiz olarak yeniden kurgulayabildi. Dolap, antik kentin en işlek caddelerinden biri olan Via dell’Abbondanza’ya bakan ve Cornelius Maximus’un Evi olarak da bilinen IX 11, 7 numaralı evde bulunuyordu.

Nesneler bir kadının gündelik yaşamına dair bir tablo çiziyor. Kadının bakım eşyaları arasında cımbızlar ve makyaj malzemesi karıştırmak için kullanılan küçük bir havan elinin yanı sıra cam bir parfüm şişesi ve bir tütsü yakıcı bulunuyor. Tunç bir kandil, bir tür ticarete işaret eden kurşun ağırlıkların yanında duruyordu. Ağırlıklar, neredeyse tamamen çürümüş küçük ahşap bir kutuda saklanıyordu. Raflarda ayrıca tunç, cam ve seramikten tencere ve tavalar da vardı. Çam kozalağı pullarıyla bezenmiş zarif küçük bir kupa ise sıradan bir mutfak eşyasından fazlası gibi görünüyor.

 

Crepundia (çocukluk dönemine ait tılsımlar). C: Archaeological Park of Pompeii

En kişisel buluntu, fayans, kemik, cam macunu ve kaya kristalinden yapılmış en az 24 küçük muskadan oluşan bir kolye. Her birinin asılmak için açılmış bir deliği var. Muskalar, Bes ve Mercur gibi tanrıların yanı sıra ayakları, elleri, çam kozalaklarını ve üzüm salkımlarını tasvir ediyor. Araştırmacılar bir zamanlar bu tür nesnelerin büyü ve iksirlerde kullanılan büyü araçları olduğunu düşünüyordu. Oysa bunlar aslında Latincede “çıngıraklar” anlamına gelen crepundia.

Ebeveynler bunları çocukları kötülüklerden korumak için onların üzerine asıyor, çıkan şıngırtı da çocuğun nerede olduğunu anlamalarını sağlıyordu. Yetişkinler çoğu zaman crepundialarını kutularda ya da bez keselerde ömür boyu saklıyordu. Burada da kolye, dolabın içindeki bir bez kesenin içinde duruyordu. Kölelerden zengin tüccarlara kadar Roma toplumunda insanlar çok sık yer değiştirdiği için pek çok kişi ebeveynlerinden ve büyüdükleri yerlerden uzakta yaşıyordu. Bir çocukluk muskası, evden geriye kalan birkaç şeyden biri olabilirdi.

 

Gardırop tabanının bıraktığı iz. C: Archaeological Park of Pompeii

Dolapta bir buluntu daha vardı: cistella adı verilen küçük, örme bir sepetin içinde saklanmış 38 tunç sikke. Ekip kazı sırasında sepetin bitki kalıntılarını da inceledi. Geride bırakılan sikkeler, dolabın sahibinin ya da sahiplerinin, ister para ister hatıra olsun, değerli hiçbir şeyi yanlarına alma fırsatı bulamadığını düşündürüyor. Patlama sırasında buradaysalar büyük olasılıkla kaçmaya çalıştılar. Son buluntuların gösterdiği gibi hayatta kalanlar daha sonra eşyalarını kazıp çıkarmak için geri dönmüş olabilir, ancak bu dolap için kimse geri dönmemişti. Dolabın sahipleri felakette hayatını kaybetmiş de olabilir.

Romalı tarihçi Tacitus, varisi olmayan kurbanların mülklerinin Pompeii’nin yeniden inşasına yardımcı olmak için ayrıldığını, ancak bu planın hiçbir zaman hayata geçirilmediğini yazmıştı.

Arkeoloji parkının direktörü Gabriel Zuchtriegel, kadının kimliği bilinmese de buluntunun araştırmacıların bir yaşamı alışkanlıkları, işi ve hatıraları üzerinden okumasına olanak tanıdığını söylüyor.

 

B1 Odası; odanın asma katında depolanan malzemeler. C: Archaeological Park of Pompeii

Kazı, ekibe ev hakkında da daha fazla bilgi sağladı. İşçiler evin cephesini ilk kez 1912’de kazmış ve evi, o zamandan beri silinmiş yazıtlara dayanarak Cornelius Maximus ile ilişkilendirmişti. Bu yüzden bu ad yalnızca geçici bir tanımlama. Cephenin arkasındaki odalar ise komşu insulada yürütülen kapsamlı bir restorasyon ve erişim projesi kapsamında ilk kez şimdi incelendi. Dolabın bulunduğu oda, Via di Castricio atölyesiyle ilişkilendirilen ince işçilikli dördüncü üslup duvar resimlerine sahip. Bu resimler, evin merkezi konumuyla uyumlu, rahat bir yaşam tarzına işaret ediyor. Yanardağ patladığında evde tadilat çalışmaları da sürüyordu ve bu durum evi yaşamak için daha zor bir yer hâline getirmişti.

Araştırmacılar ayrıca asma kattaki bir amforanın içinde en az iki fareye ait iskeletler buldu. Parkta yapılan laboratuvar analizleri, bunların orman faresine (Apodemus sylvaticus) ait olduğunu gösteriyor. Bu fareler normalde tarlalarda ve bahçelerde yaşıyor ve yiyecek aramak için çatı aralarına ve kilerlere sızıyor. 117 küçük kemik parçasına bakılırsa iki hayvan da tam olarak büyümemişti. Kemirgenlere Civita Giuliana villasının hizmetkâr odaları ve Herculaneum’un kanalizasyonları da dahil olmak üzere Vezüv çevresindeki başka yerlerde de rastlanıyor. Pompeii sakinleri de tıpkı günümüz insanları gibi evlerini zararlı hayvanlarla paylaşıyordu.


Makale: G. Zuchtriegel, C. Comegna, et al. (2026). E-Journal degli Scavi di Pompei, 11.

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya