Roma Dönemi Mağara Tapınağında Kadınlar Önemli Rol Oynamış
Roma Dönemi Mağara Tapınağında Kadınlar Önemli Rol Oynamış
Paylaş
www.arkeofili.com
İspanya’daki bir mağarada bulunan en az 120 Latince yazıt, Roma döneminde kadınların öne çıktığı bir tanrıça kültüne işaret ediyor.

Dr. Silvia Alfayé ve Dr. Sergio García-Dils, Roma kutsal alanında çalışırken. C: Southampton Üniversitesi
Arkeologlar, Roma İmparatorluğu’nun herhangi bir yerinde bulunmuş en büyük Latince mağara yazıtı topluluğunu ortaya çıkardı. Cova Dones’ta keşfedilen yazıtların ilk analizi, alanda kadın bir tanrıçaya tapınıldığını ve kadınların buradaki ritüellerde öne çıkan bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor. Bu, Roma toplumunda son derece alışılmadık bir durum.
Burada çoğunun MS 1. ve 2. yüzyıllara ait olduğu düşünülen en az 120 Latince yazıt keşfedildi. Bunlardan daha önce yalnızca 15 kadarı biliniyordu.
Cova Dones, daha önce doğu İberya’daki en büyük Paleolitik kaya sanatı topluluğunun keşfedilmesiyle uluslararası ilgi çekmişti. Arkeologlar 2024’te ise yerin 200 metreden fazla altında gizli bir Roma kutsal alanının varlığını ortaya koymuştu.
Ruiz-Redondo, her yeni keşfin Cova Dones’un binlerce yıl boyunca bu bölgede yaşayan topluluklar için önemli bir yer olduğu fikrini güçlendirdiğini söylüyor. Bunun nedeni mağaranın sürekli su kaynağı, yeraltı peyzajının kendine özgü karakteri ya da kolay erişilebilirliği olabilir.
Ruiz-Redondo, son birkaç yılda art arda gelen keşiflerin, araştırma ekibine sürekli olarak yeni uzmanların ve disiplinlerin katılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu ve aynı zamanda bunun değerini gösterdiğini belirtiyor. Bu yaklaşım, alanın tamamen yeni boyutlarını ortaya çıkarmalarına olanak tanıyor.
Ritüel Yaşamın Merkezinde Kadınlar
Geçtiğimiz aylarda yapılan epigrafik analiz, kadınların bu yeraltı kutsal alanındaki öne çıkan rolüne dair ikna edici yeni kanıtlar sunuyor.
Zaragoza Üniversitesi’nden Eski Çağ tarihi doçenti Dr. Silvia Alfayé, beş adak yazıtından oluşan bir grup sayesinde, Roma döneminde mağaranın içinde saygıyla Domina (“Hanım”) olarak anılan bir tanrıçaya tapınıldığını ve kadınların bu tanrıçanın kültünde etkin bir rol oynadığını artık kesin olarak söyleyebileceklerini belirtiyor. Alfayé’ye göre bu tanrıçanın, muhtemelen suyla bağlantılı ve kesin okunuşu şu anda incelenmekte olan özel bir sıfatı vardı.
UNED-Sevilla’da öğretim görevlisi ve İspanyol Mağarabilim Okulu’nun direktörü olan Dr. Sergio García-Dils ise en az beş yazıtın aynı Domina’ya adanmış olmasının, burasının yalnızca genel dinsel amaçlarla ziyaret edilen bir mağara olmadığını açıkça gösterdiğini ekliyor. García-Dils’e göre mağara, belirli bir kült unvanı altında belirli bir tanrıçaya tapınılan bir mekândı. Ayrıca bu yazıtların mağaranın tek bir kesiminde belirgin biçimde yoğunlaşması, iyi örgütlenmiş ve yapılandırılmış bir kültün varlığına güçlü bir şekilde işaret ediyor.
İlk okumalar, en azından bazı kadınların adaklarını bir aracıya yazdırmak yerine kendilerinin yazdığını düşündürüyor.
Bugüne kadar bilinen en büyük yazıt topluluğuna sahip Roma mağara kutsal alanı, 107 yazıtla La Griega’ydı. Bu yazıtlardan yalnızca biri bir kadın adı içeriyor. Diğer mağara alanlarında da kadın adları geçiyor fakat adak sunanlar arasında erkeklerin ezici çoğunluğuyla karşılaştırıldığında görece nadir görülüyor.
Olağanüstü Bir Yeraltı Kutsal Alanı
Yazıtlar, araştırmacıların Roma Kutsal Alanı adını verdiği, mağaranın belirli bir odasında yoğunlaşıyor. Bu oda yüzeyin 200 metreden fazla altında bulunuyor ve ilk kez 2024’te keşfedildi.
Yazıtları çıplak gözle görmek son derece zor olduğu için ekip, daha önce fark edilmemiş yazıtları tespit etmek ve daha önce aynı metnin parçası olarak düşünülen başka yazıtları birbirinden ayırt etmek amacıyla yüksek çözünürlüklü fotogrametrik kayıt kullandı.
Metinler odanın hem duvarlarında hem de tavanında korunmuş durumda. Odanın zemininde ise mağara sisteminden akan suyu tutan, mineral birikintilerinin oluşturduğu bir dizi doğal havuz bulunuyor. Bu havuzların, ziyaretçilerin çok çeşitli ritüel sunular bıraktığı yerler olarak kullanıldığı anlaşılıyor.
Arkeologlar son çalışmalar kapsamında, iki yüzük, bir bilezik, kadeh biçimli kaplar, ağırşaklar, seramik parçaları, hayvan kalıntıları ve diğer arkeolojik malzemeler de dahil olmak üzere bu sunulardan birkaçını yerinde belgeledi. Bu buluntular, 2024 kazı sezonunda kutsal alanda bulunan ve İmparator Claudius dönemine tarihlenen Roma sikkesini tamamlıyor.
Kutsal alandaki çok sayıda ağırşak, antik çağda geleneksel olarak kadınlarla ilişkilendirilen dokuma aletleri olan iğlerin sunu olarak bırakıldığına işaret ediyor.
Barciela, bu kanıtların kadınların kutsal alanın ritüel yaşamına etkin katılımına işaret eden epigrafik verilerle dikkat çekici bir şekilde örtüştüğünü açıklıyor. Bu durum, alanın kayıtlara geçen en eski adı olan Cova de les Dones’u (“Kadınlar Mağarası”) yeniden düşünmeye de davet ediyor. Barciela, bu adın uzun süre kadınlarla ya da doğaüstü dişil varlıklarla ilişkilendirilmiş bir yerin donmuş belleğini koruyor olabileceğini söylüyor.
Bir Roma yeraltı kutsal alanında hem arkeolojik malzemelerin hem de kaya yazıtlarının yerinde korunmuş olması son derece nadir görülüyor.
Cova Dones’un önemli bir bölümü hâlâ ayrıntılı olarak incelenmeyi bekliyor ve pek çok yazıt üzerindeki çalışmalar sürüyor. Mağarada bu yıl kapsamlı bir koruma ve kamuoyuna tanıtım programı da planlanıyor. Program, mağarada sürükleyici sanal ziyaretler yapılması olasılığı da dahil olmak üzere araştırma ve kamuoyu katılımı için yeni araçlar oluşturacak.
University of Southampton. 20 Ekim 2026.