Viking Çağı’nda Gündelik Şiddetin İzleri Ortaya Çıkıyor
Viking Çağı’nda Gündelik Şiddetin İzleri Ortaya Çıkıyor
Paylaş
Zeynep Şoray - www.arkeofili.com
İskandinav yerleşimlerinde ocaklarda ve zeminlerin altında bulunan kırık kemikler, Demir ve Viking Çağı’ndaki şiddete işaret ediyor.

Olası bir kesici-delici alet travması izi taşıyan, kadın bir bireye ait kafatası. C: Eriksen, M.H., Tamorri, V., Louka, V. et al. (2026).
İskandinavya’daki erken dönem yerleşim alanlarında ocakların içinde, döşemelerin altında ve diğer ev içi alanlarda bulunan parçalanmış kemikler ve kafatası parçaları, Demir Çağı ve Viking Çağı’ndaki şiddete ilişkin yeni bilgiler sunuyor.
Günümüzde İskandinav ülkelerinin barışçıl şöhretinin aksine, Demir Çağı ve Viking Çağı İskandinavya’sı önemli ölçüde fiziksel şiddetle karakterize ediliyordu. Bu duruma ilişkin kanıtların bir bölümü destanlardan ve diğer yazılı kayıtlardan, bir bölümü ise iskeletlerde ağır travma belirtileri bulunan tümülüslerden ve toplu mezarlardan geliyor.
Ancak arkeologların şiddetin eski dönemlerdeki kurbanlarına ilişkin ipuçları arayabileceği yerler yalnızca bunlar değil. İnsanlar insan bedenlerini veya en azından bedenlerinin bazı parçalarını evlerin, kuyuların ve ziyafet salonlarının içine de yerleştiriyordu.
Şimdi ise BODY-POLITICS projesinden bir bilim ekibi, geleneksel olmayan alanlarda bulunan ve 1.500 yıllık bir dönemi kapsayan insan kalıntılarını inceledi. Araştırmaları, erken dönem İskandinavya’sındaki gündelik yaşam ve ölüm hakkında çok daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.
BODY-POLITICS projesi, bu yerleşim alanlarında bulunan insan kalıntılarını inceleyen uluslararası bir araştırma girişimi. Proje, bedenlerin ev içi alanlara nasıl yerleştirildiği ve bu sıra dışı mezarların şiddet ile gündelik yaşam hakkında neler ortaya koyduğu da dâhil olmak üzere çeşitli konuları araştırmak amacıyla oluşturuldu.

Bir çukurda ele geçen uyluk kemiği parçası; gövde kısmının arka yüzünde üç kazıma izi ve beş kesik izi barındırıyor. C: Eriksen, M.H., Tamorri, V., Louka, V. et al. (2026).
Antik Dönemdeki Yaralanmalara Daha Yakından Bakış
Journal of Archaeological Method and Theory dergisinde yayımlanan bu çalışmada araştırmacılar, müze koleksiyonlarında saklanan kemikleri daha önceki kazı raporlarıyla birlikte inceledi. Özellikle yaralanmalara ve bu yaralanmaların iyileşme belirtilerine odaklandılar.
Bilim insanları, yaklaşık 200 kişiyi kapsayan bir veri kümesinde travmatik yaralanmaları bulunan 12 kişi belirledi. Bu kişilerden en az sekizinde kasıtlı şiddete ilişkin kanıtlar görüldü. Bulgular ayrıca tekrarlanan fiziksel travmalara işaret ediyor.
Dört kişi yaşamları boyunca birden fazla yaralanma geçirmişti. Bunlardan biri, ölümünden önce kafatasına üç ayrı darbe alıp hayatta kalmış, ayrıca ön kolunda ve köprücük kemiğinde kırıklar oluşmuş bir Viking Çağı erkeğiydi.
En dikkat çekici bulgulardan biri, bir döşemenin altında bulunan ve 2 ila 4 yaşlarındaki bir çocuğa ait kafatası parçasıydı. Çocuk, ölümünün gerçekleştiği sıralarda bir silah nedeniyle yaralanmış olabilir

Ölüm öncesi künt travma yaralanmasında iyileşme kanıtı. C: Eriksen, M.H., Tamorri, V., Louka, V. et al. (2026).
Bir Ömür Boyu Süren Zorluklar
Ancak bu keşifler, ani silah darbelerinin yol açtığı travmalardan ibaret değildi. Kalıntıların bazılarında kırıklar, diş sorunları ve kronik fiziksel strese ilişkin belirtiler vardı.
Çalışmanın yazarları, bu kişilerin bazılarının yaşamları boyunca devam eden zorluklara ve şiddete maruz kalmış olabileceğini öne sürüyor. Yaralanmalar için ev içi şiddet, yerel topluluk içindeki kavgalar, farklı topluluklar arasındaki çatışmalar veya insan kurban etme gibi ritüel şiddet uygulamaları da dahil olmak üzere çeşitli olası açıklamalar sunuyorlar.

Sanatçının, veri setindeki şiddet içeren senaryolara dair yeniden kurgulaması. C: Eriksen, M.H., Tamorri, V., Louka, V. et al. (2026).
Ölümlerinin ardından bu kişilere mezarlıklarda geleneksel gömme işlemleri uygulanmadı. Bunun yerine beden parçaları farklı biçimlerde ele alındı. Kalıntıların bazılarında ölümden sonra kesilme ve başka değişikliklere uğratılma belirtileri de görüldü.
Araştırmacılar, “Mantığı ne olursa olsun, bu bedenler ölüm sırasında ve ölümden sonra kasıtlı olarak işleme tabi tutulmuş ve dönüştürülmüş” diyor.
Makale: Eriksen, M.H., Tamorri, V., Louka, V. et al. (2026). J Archaeol Method Theory 34, 26.