Çorum'da Kadeş Barış Antlaşması kopyalarından birine ait yeni parçası bulundu

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Kıbrıs’ta Tunç Çağı Tapınağında 23 Gemi Kabartması Bulundu
San Kaya Sanatındaki ‘Dinozor’ Çizimi İddiaları Çürüyor

San Kaya Sanatındaki ‘Dinozor’ Çizimi İddiaları Çürüyor

San Kaya Sanatındaki ‘Dinozor’ Çizimi İddiaları Çürüyor

Erman Ertuğrul - www.arkeofili.com

Yeni bir çalışma, güney Afrika San kaya sanatındaki “dinozor” ve “dişli yaratık” betimlemelerine dair daha önceki iddiaları sorguluyor.

Dijital fotoğraf (A, üst), ‘dişli’ hayvanın ve çevresindeki görüntülerin belirginleştirilmiş hali (B, üst) ve ‘dişli’ hayvanın boyandığı dönemdeki olası görünümünü yansıtan çizim (alt). C: David M. Witelson

Paleontolojide onlarca yıldır bir fikir gelişti: bilim insanları dinozor kemiklerini kazıp yeniden birleştirmeye başlamadan çok önce, güney Afrika’daki yerli San ve Basotho halklarının da onları fark ettiği; bunları şarkılara ve mitlere kattığı ve mağara duvarlarında ölümsüzleştirdiği. Ancak daha yakından incelendiğinde bu iddialar çözülmeye başlıyor.

Oxford Üniversitesi’nden David Witelson’ın yayımladığı bir makale, bu iddiaların sağlam bir temele dayanmadığını söylüyor. Özellikle iki örnek, yani her şeyi yutan dinozor benzeri bir canavara ve dicynodont’tan esinlenen dişli bir yaratığa ilişkin iddialar, büyük olasılıkla kişileştirilmiş bir kır yangınını ve iki ayrı görüntünün yarattığı bir yanılsamayı betimliyor.

Witelson, bazı paleontologların öne sürdüğü iddiayı şöyle özetliyor: “Yerel halklar da fosil dinozor kemikleriyle karşılaşmış olabilir; ancak dinozorlar hakkında bilimsel bilgiye sahip olmadıkları için, bu fosilleri efsanevi bir canavarın veya ejderhanın kemikleri olarak yorumlamış olabilirler.” Witelson ekliyor: “Sorun şu ki, yerli San halkının fosiller hakkında böyle düşündüğüne dair somut bir kanıt yok.”

Bir kır yangınını çözümlemek

Witelson, bu tür iki iddiaya odaklanıyor: İlki, 2005’te paleontolog Paul Ellenberger ve meslektaşlarından geldi. Tuhaf, kırmızı bir biçimin, bugün dağlara serpiştirilmiş olanlara çok benzeyen bir dinozor ayak izini betimlediğini ve yerli halkın, bu izleri bırakan kuş benzeri yaratığı birleştirmeye kurmaya çalıştığını öne sürdüler. Ekip, bunun, 19. yüzyıl ǀXam halkı tarafından ǁKhwai-hemm olarak bilinen efsanevi varlık olduğunu öne sürdü.

Ama yeni çalışmaya göre ǁKhwai-hemm dev bir canavar değildi, bir dinozor ise hiç değildi. Eski ayak izlerine dair hiçbir şarkı, ǁKhwai-hemm’le ilişkilendirilebilecek fosil kemiklere dair hiçbir mit yok.

 

 

Sol: Witelson’ın, Benoit’nın ‘dişli’ hayvan çiziminden yaptığı reprodüksiyon. Sağ: ‘Dişli’ hayvanın yakın plan fotoğrafı. C: David M. Witelson

Witelson, daha derine inerek, ǀXam San halkının ǁKhwai-hemm’e ilişkin öykülerini kaydeden Dijital Bleek ve Lloyd Koleksiyonu’ndaki el yazmalarına başvurdu. Bunlarda ǁKhwai-hemm; peygamberdevesi-tanrı ǀKaggen tarafından kandırıldıktan sonra yoluna çıkan her şeyi yakan, kişileştirilmiş bir kır yangınıdır. O, ne bir canavar ne de bir dinozor.

Ellenberger’in yorumu, büyük olasılıkla neredeyse 100 yıl önce başladı. 1930’da 12 yaşında bir çocukken bu eski resimlere rastlayıp onları kayda geçirmiş ve o tuhaf kırmızı şekli bir dinozor ayak izi olarak yorumlamıştı. Bugün ise diğer bazı paleontologlar bile onun bu yorumunu sorgulamaya başladı.

İki diş, bir leke ve kanıt yokluğu

2024’te, bilimsel bir makaleden gelen cüretkâr bir iddia internette dolaşmaya başladı: Bir San sanatçısı, arazide bulunan, dicynodont adı verilen memeli benzeri yaratıkların fosil kalıntılarından esinlenerek, mitolojik, dişli bir yağmur hayvanı resmetmişti. Witelson, “Dijital içeriğin internette çok hızlı yayıldığını hepimiz biliyoruz” diyor. Witelson, “Yine de, ne kadar hızlı ve geniş biçimde yayıldığını görünce şaşırdım!” diye ekliyor.

Paleontolog Julien Benoit’nın 2024 tarihli çalışması, iddialarını, George Stow’un yaptığı eski bir kaya sanatı kopyasına ve onun ‘Kou’ke adlı bir San kadınından edindiği bilgilere dayandırıyordu. Ancak Witelson’ın çalışmasına göre, Stow’un görüntüleri; konumları, renkleri değiştirmesiyle, hatta bir parçayı uydurmasıyla büyük ölçüde yanlış. ‘Kou’ke’den gelen ilgili anlatı ise İngilizceye çevrildi ve Stow’un kendi dünya görüşünden süzülerek geçti.

Witelson, “En son iddialar yayımlandığında bir saha gezisinde bulunuyordum ve özgün resmi ziyaret edebildim” diyor. Witelson, daha sonra resmi yeniden fotoğrafladı ve dijital olarak iyileştirdi.

Panelin 19. yüzyılda nasıl görünmüş olabileceği. C: David M. Witelson

Yakından inceleme, grimsi diş çiftinin, büyük olasılıkla farklı bir zamanda eklenmiş bir siyah boya lekesi olduğunu ortaya koydu. Bunlar, ister bir dicynodont’un ister başka bir yaratığın gerçek dişleri için yanlış yerde ve yanlış biçimde olduğundan, dişlere hiç benzemiyordu. 2024 çalışmasının dişler için tipik olduğunu öne sürdüğü açık gri renk ise; panelin başka yerlerinde siyah boyayı hâlâ kaplayan yağlı filmi soyup götüren aşınmanın sonucuydu.

Bu bir dişli yaratık olsaydı bile, mitler yalıtılmış hâlde var olmaz. Bunlar, kuşaklar boyunca bir topluluktan diğerine anlatılan öykülerdir. Ne ‘Kou’ke’nin Stow’un kopyalarına verdiği yanıtlar ne de başka herhangi bir San miti, bir zamanlar bu topraklarda dolaşan dev dişli hayvanlardan söz ediyor.

Resim, büyük olasılıkla bir yağmur hayvanını betimliyor. Bu, San halkının topraklarına yağmur getirmek için avlayabileceği ve güney Afrika’daki kaya sanatı ile San öykülerinde iyi belgelenmiş, efsanevi bir yaratık.

Witelson, “Bir kültürden gelen bir mit, bazen, o kültürün dışından birinin, o kültürün bakış açısından şeyleri görmesine olanak tanıyan bir pencere gibidir” diyor. Witelson, “Bu örnekte, fosillere ya da soyu tükenmiş yaratıklara dair bir jeomit yok. Bize San halkının fosiller hakkında gerçekte nasıl düşündüğünü gösteren bir pencere yok” diye ekliyor.

Witelson’a göre sorun, yerli halkların fosilleri görmesinin ya da yorumlamasının imkânsız olması değil; Batılı bilim insanlarının kendi dünya görüşünü, kanıt olmaksızın bir başkasına dayatması.

Witelson, “Bu tür durumlardaki risk, kişinin kendi tanıdık kültürünün (paleontoloji de dahil), diğer kültür hakkında bildiklerindeki boşlukları doldurmaya başlamasıdır” diyor.


Makale: Witelson, D. (2026). Southern African Humanities, 39.

 

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya