Ürdün’deki 3.000 Yıllık Mezarda Karabiber ve Pelin Otu Kalıntıları
Ürdün’deki 3.000 Yıllık Mezarda Karabiber ve Pelin Otu Kalıntıları
Paylaş
www.arkeofili.com
Ürdün’deki Pella’da 3.000 yıllık bir mezardan çıkan kadehlerde, Hindistan’dan gelmiş olabilecek karabiber ve pelin otu izleri bulundu.

Ürdün’deki Pella’da bulunan, Orta Tunç Çağı’na tarihlenen ve Demir Çağı’nda yıkılmış olan Migdol Tapınağı’nın fotoğrafı. C: Ben Churcher. Pella Project, University of Sydney, Australia.
Araştırmacılar, yaklaşık 3.000 yıl önce Ürdün’de ölülerle birlikte gömülen pişmiş toprak kadehlerden karabiber ve pelin otu izleri elde etti. Kadehler, en az 82 kişiyi barındıran toplu bir mezar olan Pella’daki 89 Numaralı Mezar’dan geliyor. 1987 yılında keşfedilen mezardaki bu kaplar, 2023 yılında araştırmacılar tarafından incelenene dek depoda muhafaza edilmişti.
Mezarlar, araştırmacıların çoğu zaman karanlık çağ olarak adlandırdığı Erken Demir Çağı’nın bir dönemine, kabaca MÖ 1.000 ile 900 yılları arasına tarihleniyor. Bu dönemde imparatorluklar çökmüş, yazı kullanımı azalmış ve uzak mesafeli ticaret kurumuştu. Pella, MÖ 1.150 civarındaki bir yıkıma kadar hareketli bir ticaret kentiydi. Bu yıkımın ardından Ürdün Vadisi’nde küçük ölçekli, kırsal bir yaşam başladı.
89 Numaralı Mezar’da 200’den fazla cenaze eşyası bulunuyordu. Mezardaki 90 çanak çömlek parçasından 21’i, kokulu yağları yakmak için yapılmış ayaklı kâseler olan kadehlerdi. Bu döneme ait mezarlıkların çoğunda en fazla üç kadeh bulunuyor. Pella’daki kadehlerin hepsinin ağız kenarının çevresinde ya da kâsenin içinde yanık izleri var ve bunlar mezardaki tek bezemeli kaplardı.
Sidney Üniversitesi’nden Prudence Sheaves önderliğindeki bir ekip, kadehlerden yedisini inceledi. Kaplar büyük ölçüde sağlam olduğu için araştırmacılar içi boş ayaktan yukarı doğru delik açarak her kâsenin alt yüzeyinden iki gram kil öğüttü. Yüzeydeki kirden kaçınmak için ilk 0,2 gram atıldı. Kadehler üzerine yapılan daha önceki çalışmalar, esas olarak yağ asitlerini tespit eden gaz kromatografisine dayanıyordu. Bu ekip ise çok daha fazla bileşeni kapsayan sıvı kromatografi-kütle spektrometrisi kullandı. Yöntem, pozitif modda 485, negatif modda ise 178 lipit özelliği tespit etti.
Kadehlerin hepsi bitkisel yağlar içeriyordu. Hiç hayvansal yağ bulunmadı. Başka alanlardaki kadehlerde görülen balmumu da yoktu. Tekrarlanan ısıtmanın bir göstergesi olan uzun zincirli ketonlar da bulunmuyordu. Yazarlar bunu her kadehte tek bir yakma olayı gerçekleştiği şeklinde yorumluyor. Dolayısıyla kadehlerin tek kullanımlık eşyalar olduğu anlaşılıyor.

89 numaralı mezardan beş kadeh. C: P. Sheaves et al. 2026.
Bitkisel bileşenler ise daha şaşırtıcı bir hikâye anlatıyor. Ekip sıkı bir filtrelemenin ardından pozitif modda beş, negatif modda 19 bileşeni değerlendirmeye aldı. Karabiberin ana bileşeni olan piperin üç kadehte ortaya çıktı. Karabiber güneybatı Hindistan’dan geliyor ve Büyük Ramses’in mumyasının burun deliklerine de karabiber taneleri doldurulmuştu. Bir başka bileşen, Ege’den Kafkasya’ya kadar yetişen bir bitki olan sarı kasımçiçeğiyle eşleşiyor. Üçüncü bir bileşen ise kediotu ya da İran safranıyla eşleşiyor.
Yerel bitkiler de ortaya çıktı. Aurapten, Pella’da yaygın olan ve yerel Bedeviler tarafından bugün hâlâ tütsü olarak yakılan bir dev rezene türü olan Ferula tingitana ile eşleşiyor. Rubiadin ise kökboyaya işaret ediyor. Yedi kadehin hepsi pelin otunda bulunan bir bileşen içeriyordu ve beşinde pelin otuna ait ikinci bir işaret bulunuyordu. Pelin otu halüsinojen etkileriyle bilindiği için yazarlar bu cenaze ritüellerinde bilinç değiştirici olası bir unsur görüyor.
İstatistiksel analizde üç kadeh diğerlerinden ayrıldı ve her biri bilinen bir bireyle birlikte bulunuyordu. 112062 numaralı kadeh, fildişinden bir boğa buzağısı levhası ve siyah cam boncuklarla gömülmüş genç bir kadın olan 16 Numaralı Birey’in başının altında bulunuyordu. 112025 numaralı kadeh 13 Numaralı Birey ile birlikteydi. 112076 numaralı kadeh ise bilinçli olarak bükülmüş bir hançer ve Frigya üslubunda bükülmüş bir tunç kemerle gömülmüş genç bir erkek olan 8 Numaralı Birey’in başının altında bulunuyordu. İskeletler, bu üç kişinin mezara en son gömülenler arasında olduğunu düşündürüyor.
Ekip temkinli olunması gerektiğini vurguluyor. Örneklem küçük ve bitki kaynakları referans standartlarla test edilene kadar tahmin olarak kalıyor. Yine de 89 Numaralı Mezar’a en son yerleştirilen kişilerin her birinin yanında, hiçbir yerel bitkinin sağlayamayacağı bileşenleri içeren yerel bir kadeh bulunuyordu. Yazarlara göre bu durum, toplumsal statüye, cenaze ritüellerine ve pek çok araştırmacının sessizliğe büründüğünü düşündüğü bir dönemde hâlâ işleyen ticaret yollarına işaret ediyor. Ekip bundan sonra Pella’nın tapınağından ve kutsal alanlarından çıkan kadehleri test etmeyi planlıyor.
Makale: Sheaves, P., Peng, K. Y., Bourke, S., & Crossett, B. (2026). Journal of Archaeological Science: Reports, 76, 106107.