22 July 2026
Paylaş
Uşak’taki Akmoneia Antik Kenti’nde bir cinayet, şartlı vasiyetler ve meşaleli heykellere dair ilginç yazıtlar bulundu.
Meşale taşıyan bir heykelden bahseden yazıt. C: Uzunoğlu, H., & Dinç, M 2026
Uşak’ın Banaz ilçesine bağlı Ahatköy sınırları içinde yer alan Akmoneia Antik Kenti’nde yürütülen araştırmalarda, kentin Roma dönemindeki sosyal, dini ve günlük yaşamına dair çarpıcı detaylar sunan dokuz yeni yazıt gün yüzüne çıkarıldı.
Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hüseyin Uzunoğlu ve Uşak Üniversitesi’nden Doç. Dr. Münteha Dinç tarafından yayımlanan yeni çalışmaya göre bu epigrafik belgeler; geceleri kenti aydınlatan meşaleli heykellerden, suikasta kurban giden askerlere ve eşine “bekar kalma” şartı koşan ilginç vasiyetlere kadar pek çok insan hikayesini barındırıyor.
Geceleri Aydınlatan “Meşaleli” Heykel
Yazıtlardan ilki, MS 1. yüzyıla (muhtemelen MS 68 civarına) tarihleniyor ve kentin önde gelenlerinden Demades’e ait. Athena Sebaste ve Pantheion rahibi olan Demades’in, kendi cebinden masraflarını karşılayarak Akmoneia halkı için bir “lampadephoros” yani meşale taşıyan heykel adadığı anlaşılıyor.
Araştırmacılar, Roma döneminde bu tarz meşaleli heykellerin sütunlu caddeleri, kamusal alanları veya gece ziyafetlerini aydınlatmak için pratik bir fener işlevi gördüğünü belirtiyor. Kenti heykellerle donattığı bilinen Demades’in bu eseri, antik kentin canlı gece hayatına ve kentsel lüksüne işaret ediyor.
Yazıtın çevirisi şu şekilde:
Athena Sebaste’nin ömür boyu rahibi, Pantheion (ya da Pantheios) rahibi ve halkın [hizmetkarı?] olan Dionysogenes oğlu Demades; hem kurban töreninde rahip olarak hizmet etmiş ve (kurban etini) dağıtmış, hem de yarım daire biçimli kaidesiyle birlikte [- – -]’yi adamış biri olarak, [şimdi de?] meşale taşıyan heykeli kendi cebinden halka adadı.
Frigya Bölgesi İçin Bir İlk: Bereket Tanrıçası
Bir diğer önemli buluntu, Hierokles ve oğlu Hermogenes tarafından kentin ana caddesine diktirilen Demeter Karpophoros (Meyve/Bereket Getiren Demeter) heykeline ait. Efes ve Pergamon gibi büyük kentlerde tapınım gördüğü bilinen bu tanrıçanın kültü, bu yazıt sayesinde Frigya bölgesinde ilk kez belgelenmiş oldu.
Ayrıca baba-oğulun cadde boyunca “Koros” (Tokluk/Doygunluk), “Tanrıçalar” ve “Kutsal Meclis” heykellerini de yarım daire biçimli kaideler üzerinde sergileyerek planlı bir dinsel mimari peyzaj yarattıkları görülüyor.
“Kanun Tanımaz Ellerde” Can Veren Asker
Antik kentin kırsalında (Susuz Köyü) ele geçen ve MS 2. ile 3. yüzyıl arasına tarihlenen bir mezar steli ise adeta bir cinayet dosyasını aralıyor. Aslen Synnada kenti vatandaşı olan ve Akmoneia’ya askeri bir birlik komutanı olarak gelen 40 yaşındaki bir subayın, “kanun tanımaz ellerin parmakları arasında” can verdiği yazılı. Şiirsel bir dille yazılmış bu dramatik ifade, askerin bir suikasta veya boğulma gibi bir cinayete kurban gittiğini gösteriyor. Sadık eşi tarafından sevgi nişanesi olarak yaptırılan bu mezar taşında, muhtemelen onunla aynı askeri görevi paylaşan Thalamos adında bir başka silah arkadaşına ait ikinci bir şiir daha bulunuyor.
Söz konusu yazıtın çevirisi şu şekilde:
A. Adım – – -nos, vatanım ise Synnada’dır. Bir alayın komutası bana emanet edilmişken, kanun tanımaz ellerin parmakları arasına düşerek (onların elinden ölerek) ünlü ve kadim Akmoneia şehrine geldim. Kırk yıllık bir ömür sürdükten sonra, bu acıklı (ve) ölümlü hayatın sefaletinden kurtulup [burada yatıyorum]. Sadık karım, bana duyduğu sevginin bir nişanesi olarak bu anıtı yaptırdı.
B. İsmim Thalamos, vatanım ise Synnada. Tamamıyla [elimde tuttuğum/komuta ettiğim] alay, [- – – -] aynı seçimi yapanların (silah arkadaşlarının) sadakatine ve desteğine değer vererek – – –
Mandana’nın mezar yazıtı. C: Uzunoğlu, H., & Dinç, M 2026
Dul Eşe “Yeniden Evlenmeme” Şartı
Bölgedeki aile yaşantısına ve mülkiyet anlayışına dair en çarpıcı bulgu ise üzerinde karı-koca büstlerinin yer aldığı bir aile mezar sunağında (bomos) karşımıza çıkıyor. Anıtın üzerinde, ailenin özel mülkiyeti olduğunu ve bağcılıkla uğraştığını gösteren bağ budama bıçağı (falx vinitoria) ile kadının erdemini simgeleyen kirman ve iğ betimlemeleri yer alıyor. Sunağın alt kısmına daha sonradan eklendiği anlaşılan yazıt ise oldukça dikkat çekici: Mezarın sahibi olan koca, bu anıtı kızı Bassa ve (oğlu) Sokrates ile birlikte eşi için de hazırlatmış, ancak eşinin bu mezardan yararlanabilmesini açıkça “bekar kalması” (başka biriyle evlenmemesi) şartına bağlamış. Yazıtta ayrıca mezarı izinsiz açanların 2500 denarius ceza ödeyeceği belirtiliyor.
Yazıtın çevirisi şu şekilde:
alanca, (bu mezar sunağını) kızı Bassa ve (oğlu?) Sokrates ile birlikte (kendisi ve) eğer bekar kalırsa (eşi için?) anısı vesilesiyle diktirdi. Kim mezarı açarsa – – – kasaya 2500 denarii ödeyecek.
Frigya’da İlk Kez Görülen İranlı Bir Başrahibe
Buluntular arasındaki bir diğer mezar kaidesi ise Akmoneia kenti başrahibesi Mandana’ya ait. Kocası Priscus tarafından onurlandırılan Mandana’nın ismi, İran kökenli (Mandana/Mandane) bir isim olup Frigya bölgesi epigrafisinde ilk defa kayıt altına alınmış bulunuyor. Bu durum, antik dönemde farklı kültürel kökenlere sahip isimlerin kentin en üst düzey dini mevkilerinde yer bulabildiğini gösteriyor.
Yazıtın çevirisi şu şekilde:
Kocası Priscus, kocasını seven bir eş olan, kentin baş rahibesi, hanımı Mandana’yı (onurlandırdı).
Makale: Uzunoğlu, H., & Dinç, M. 2026.
Kaynak: www.arkeofili.com