2.300 Yıllık Papirüste Bilinmeyen Odysseia Dizeleri Var

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

İspanya’da Pusuya Düşürülen Antik Roma Kampı Bulundu
Yunanistan Trakya’sındaki İlk Çiftçiler Sanılandan Daha Eski Çıktı

Yunanistan Trakya’sındaki İlk Çiftçiler Sanılandan Daha Eski Çıktı

Paradimi höyüğünde yapılan araştırmalar, yerleşimin MÖ 6.200 ya da daha eskiye uzandığını ve çifte hendekle korunduğunu ortaya koydu.

www.arkeofili.com - Zeynep Şoray

Paradimi höyüğünde yapılan araştırmalar, yerleşimin MÖ 6.200 ya da daha eskiye uzandığını ve çifte hendekle korunduğunu ortaya koydu.

Paradimi höyük yerleşimi. C: D. Urem-Kotsou vd. 2026

Yunanistan’ın kuzeydoğusunda bulunan Paradimi höyüğünde yürütülen çok disiplinli araştırmalar, yerleşimin kökenini ilk kez Erken Neolitik Dönem’e, yaklaşık MÖ 6.200 yılına hatta daha da öncesine tarihlendirdi.

Yunan Trakyası ovasında, Komotini kentinin yaklaşık 6 km güneybatısında yer alan Paradimi höyüğü, bölgenin ilk çiftçileri hakkındaki bilgileri kökten değiştiren kapsamlı bir araştırmanın odağı oldu. Daha önce 1929, 1965 ve 1997 yıllarında gerçekleştirilen kazılarda çömlekler ve başka eserler ortaya çıkarılmıştı. Ancak bu çalışmalar yerleşimin tam olarak ne zaman kurulduğunu veya mekansal düzeninin nasıl olduğunu belirleyememişti.

MapFarm projesi kapsamında çalışan araştırmacılar, yüzey araştırması, manyetometri, yer radarı, tortu sondajı ve radyokarbon tarihlemesini bir araya getiren kazısız bir araştırma yöntemi uyguladı. Bu yöntem sayesinde yerleşimin kronolojisi, büyüklüğü ve çevresi hakkında bugüne kadarki en ayrıntılı veriler elde edildi.

(İlgili: Avrupalıların Beyaz Tenli Olmasında Anadolu Çiftçileri Etkili Olmuş)

Sonuçlar, Paradimi’nin Erken Neolitik Dönem’de, yaklaşık MÖ 6.200 yılında ya da daha önce iskan edildiğini ve yerleşimin Orta Neolitik, Geç Neolitik ve Erken Tunç Çağı boyunca kullanılmaya devam ettiğini doğruluyor.

Bununla birlikte yerleşimde Son Neolitik Dönem’e ait herhangi bir faaliyet izine rastlanmadı. Bu durum, Geç Neolitik ile Erken Tunç Çağı arasında yerleşimin terk edildiğini düşündürüyor. Araştırma ayrıca yerleşimin çift hendek sistemiyle çevrili olduğunu, hendeklerin içinde dikdörtgen planlı evlerin bulunduğunu ve çevrede meydana gelen taşkınların muhtemelen bu savunma yapılarının inşa edilmesine neden olduğunu ortaya koydu.

Geçmişi Araştırmak için Kazısız Bir Yöntem

Demokritos Trakya Üniversitesi’nden Dushka Urem-Kotsou liderliğindeki ekip, geniş kazı alanları açmak yerine alanı bütüncül biçimde incelemek amacıyla çeşitli araştırma tekniklerini birlikte kullandı. İlk olarak höyüğün çevresindeki 268.474 metrekarelik alanda arkeolojik yüzey araştırması gerçekleştirildi.

Araştırmacılar araziyi birbirine paralel hatlar boyunca yürüdü ve GPS özellikli akıllı telefonlar kullanarak her çömlek parçasının, taş aletin ve deniz kabuğunun tam konumunu kaydetti. Böylece buluntuların en yoğun olduğu alanlar belirlendi. Bu alanların yerleşimin iskan edilen bölgesiyle çakıştığı görüldü.

Aynı zamanda manyetometre ve yer radarı kullanılarak jeofizik araştırmalar gerçekleştirildi. Bu cihazlar, yer altındaki manyetik alan değişimlerini ve radar dalgalarının yansımalarını ölçerek toprağı kazmadan gömülü yapıların belirlenmesini sağlıyor.

Paradimi’de yapılan ölçümler sonucunda bir düzineden fazla yapı, çok sayıda çukur ve en önemlisi yerleşimin merkezini çevreleyen karmaşık eş merkezli hendek sistemi tespit edildi.

Araştırmayı tamamlamak amacıyla höyükte ve çevresinde farklı noktalardan PAR1 ile PAR6 arasında adlandırılan altı tortu sondajı alındı.

Bunlardan en önemlisi PAR5 sondajıydı. Höyüğün zirvesinde açılan bu sondaj 3,7 metre derinliğe ulaştı. Sondaj, insan yerleşimine ait tabakalardan geçerek doğal zemine kadar ilerledi.

PAR6 gibi diğer sondajlar ise jeofizik araştırmaların büyük yapıların varlığına işaret ettiği güneybatı kesiminden alındı. Ayrıca höyüğün kuzeyindeki PAR2 ve PAR3 sondajları çevresel koşullar ve taşkın olayları hakkında bilgi sağladı.

Bu sondajlardan elde edilen kömür örneklerinden yalnızca beşi hızlandırıcı kütle spektrometresi (AMS) radyokarbon tarihlemesine uygun bulundu. Yerleşimin kronolojisinin oluşturulmasında bu tarihler belirleyici oldu.

Paradimi’nin ve diğer arkeolojik alanların konumu. C: D. Urem-Kotsou vd. 2026

Tarihi Yeniden Yazan Tarihlendirmeler

PAR5 sondajında, 3,13 metre derinlikte (deniz seviyesinden 24,10 metre yüksekte), kömür parçaları içeren koyu kahverengi kumlu silt tabakası bulundu. Bu tabaka kalibre edilmiş olarak MÖ 6.223 ila 6.078 yılları arasına tarihlendirildi ve ortalama tarih MÖ 6.160 ± 44 olarak hesaplandı. Bu dönem kuzey Yunanistan’da Erken Neolitik’in son evresine karşılık geliyor.

Bunun üzerinde, 1,75 metre derinlikte (deniz seviyesinden 25,48 metre yüksekte), yine kömür içeren başka bir tabaka bulundu. Bu tabaka MÖ 5.476 ila 5.361 yılları arasına tarihlendirildi ve ortalama tarih MÖ 5.420 ± 35 olarak belirlendi. Bu tarih Orta Neolitik’in sonunu ve Geç Neolitik’in başlangıcını işaret ediyor.

Ancak en önemli bulgu bundan da dikkat çekiciydi. MÖ 6.223 ila 6.078 yıllarına tarihlenen tabakanın altında, doğrudan doğal tortuların üzerinde yer alan yaklaşık 30 cm kalınlığında insan faaliyetlerine ait tortular bulunuyor. Bu tortular çömlek parçaları ve organik kalıntılar içeriyor. Bu durum, yerleşimin söz konusu tarihten daha önce kurulmuş olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar, “Bu örneğin altında yaklaşık 30 cm kalınlığında insan faaliyetlerine ait tortuların bulunması, yerleşimin MÖ 6.200 yılından önce kurulmuş olabileceğini gösteriyor” diyor.

Güneybatıda bulunan PAR6 sondajında ise 0,90 metre derinlikte ele geçirilen kömür örneği MÖ 3.082 ila 2.913 yılları arasına tarihlendirildi. Bu tarih Erken Tunç Çağı’na karşılık geliyor ve yerleşimin bir terk edilme döneminden sonra yeniden iskan edildiğini doğruluyor.

Buna karşılık höyüğün kuzeyindeki PAR2 ve PAR3 sondajlarından elde edilen tarihler çok daha geç, yaklaşık MÖ 1.200 ila 1.050 yıllarına ait çıktı. Araştırmacılar bu tarihlerinin yerleşim faaliyetleriyle ilişkili olmadığını, tortularda kaydedilen doğal yangın ve taşkın olaylarını temsil ettiğini özellikle belirtiyor.

Hendeklere, Evlere ve Muhtemel Bir Su Kanalına Sahip Bir Yerleşim

Yüzey araştırması ile jeofizik incelemenin birleşimi, Paradimi’nin yayılımını ve iç düzenini yeniden kurmayı olanaklı kıldı. Buluntu yoğunluğunun en yüksek olduğu alan yaklaşık 3,8 hektarı kaplıyor ama yüzey araştırması 6,2 hektarlık bir alanda dağınık buluntular belirledi. Höyüğün tepesindeki yerleşim çekirdeği ise yaklaşık 45’e 75 metre ölçüsünde ve on’dan fazla yapı ile çok sayıda çukur barındırıyor.

Bu çekirdeğin çevresinde, manyetometre araştırmaları bir hendek sistemi ortaya çıkardı. İç hendek (D1) oval biçimde ve yaklaşık 140’a 80 metre ölçüsünde. Dış hendek (D2) ise arazinin daha yumuşak eğimli olduğu güneybatıya doğru yaklaşık 170 metre uzanıyor. Bu dış hendek, iç hendekten (3-4 metre) çok daha geniş (yaklaşık 12 metre) ve araştırmacıların olası girişler olarak yorumladığı, doğuda ve batıda iki simetrik açıklığa sahip.

Dış hendeğin ötesinde, doğuda, uydu görüntüleri büyük olasılıkla bir paleokanalı, yani bir derenin eski yatağını temsil eden doğrusal bir yapı gösteriyor. Bu su yolu, Rodop Dağları’ndan inen diğer küçük derelerle birlikte, sakinlere su sağlamış ama aynı zamanda dönemsel sellere de yol açmış olabilir.

Hendeklerin çevrelediği alanın içinde, yapılar bir arada kümelenmiş görünüyor. Çoğu, yakındaki Makri yerleşiminde belgelenenlere benzer biçimde dikdörtgen ve birçoğunda yanmış olduğuna dair kanıt bulunuyor. Bir ile iki metre çapında değişen çukurlar ise depolama, atık atma ya da hatta gömü için kullanılmış olabilir.

Çevre: Taşkınlar ve Deniz Kabukları

Karotlardan elde edilen tortuların analizi, Paradimi’nin çevresinin yinelenen sel dönemleri yaşadığını ortaya koydu. Höyüğün kuzeyindeki PAR2 ve PAR3 karotlarında, çakıl içeren siyah mil katmanları, sel sularının gelişine işaret ediyor. Bu katmanlar MÖ 2. binyılın sonuna tarihlense de, alanın sele yatkın olduğunu doğruluyor.

Araştırmacılar, hendek sisteminin sele karşı savunma işlevi görmüş olabileceğini öne sürüyor. Bu yorumu, hendekli birçok Neolitik höyüğün sele yatkın alanlarda yer aldığının gösterildiği Teselya’daki önceki çalışmalarla destekliyorlar. Yazarlara göre bu bağlamda, Paradimi’deki hendekler büyük olasılıkla sel olaylarına karşı koruyucu yapılar olarak işlev gördü.

Bir başka önemli çevresel bulgu ise, hem yüzeyde hem de kazılan çökeltilerin içinde, özellikle Cerastoderma glaucum türü deniz kabuklarının bolluğu. Paradimi bugün kıyıdan yaklaşık 15 kilometre uzakta bulunsa da, bu kabukların varlığı, Neolitik sakinlerinin, ister besin elde etmek ister ticaret için olsun, kıyıyla bağlantılarını sürdürdüğünü gösteriyor.

Bu da ilk çiftçilerin bölgeye deniz yoluyla, doğu Akdeniz’den gelerek ulaşmış olabileceği ve en erken yerleşimlerin kıyıya yakın kurulmuş olabileceği, ancak bunların çoğunun bugün yükselen deniz seviyeleri nedeniyle sular altında kalmış olacağı fikrini pekiştiriyor.

Diğer Yerleşimlerle Karşılaştırma

Paradimi, Trakya’daki tek Neolitik alan değil ama yeni kanıtlar onu en erken yerleşimler arasına yerleştiriyor. Yakındaki Makri’de, temel katmandan alınan tek bir tarih MÖ 6.400 ila 6.100 gibi geniş bir aralık verdi. Ancak yazarlar bunu güvenilmez ve doğrulanması gereken bir tarih olarak değerlendiriyor.

Makri’den elde edilen daha güvenilir tarihler, yaklaşık MÖ 5.800 dolaylarında bir kuruluşa işaret ediyor. Bölgedeki bir başka yerleşim olan Krovili’de ise bir karot örneği yaklaşık MÖ 6.000 tarihini verdi. Dolayısıyla Paradimi, her ikisinden de daha önce kurulmuş görünüyor.

Ancak Trakya’nın doğu kesiminde, Türkiye’de, Hoca Çeşme alanı yaklaşık MÖ 6.500 tarihleri verirken, Gökçeada’daki Uğurlu alanı MÖ 6.814 ila 6.634 kadar erken tarihler verdi. Bu, Trakya’nın Neolitik kolonizasyonunun önce doğu kıyısı boyunca gerçekleştiğini, ardından yavaş yavaş batıya doğru yayıldığını düşündürüyor. Kıyıdan 15 kilometre uzakta bulunan Paradimi, biraz daha geç bir evreyi temsil ediyor olabilir ama yine de kesinlikle Erken Neolitik’in içinde.

Yazarlar şu sonuca varıyor: Araştırma, yerleşimin Erken Neolitik’te, yaklaşık MÖ 6.200’de ya da daha eskiden, höyüğün merkezinde kurulduğunu; iskânın Erken Neolitik’ten Erken Tunç Çağı’na dek güneye ve güneybatıya doğru yayıldığını gösteriyor. Ancak Son Neolitik’te iskâna dair kanıt bulunmuyor. Bu da Geç Neolitik ile Erken Tunç Çağı arasında bir terk edilme dönemini düşündürüyor.

Çalışma ayrıca yeni sorular da doğuruyor. Yerleşim Son Neolitik’te neden terk edildi? Bu, sel gibi çevresel değişimler yüzünden miydi, yoksa toplumsal etkenler yüzünden mi? Bölgedeki başka kaç höyük, benzer biçimde eski kökenlere sahip olabilir? Araştırmacılar, bu soruları yanıtlamak için tortuları analiz etmeyi sürdürmeyi ve nihayetinde jeofizik yorumları doğrulamak ile tarihleme için ek örnekler elde etmek amacıyla hedefli kazılar yapmayı planlıyor.

Şimdilik Paradimi, tarımın Avrupa’ya gelişinin kilit bir tanığı olarak öne çıkıyor ve gözden geçirilen kronolojisi, Yunan Trakyası’nı kıtanın en erken çiftçi toplumlarının haritasına yerleştiriyor.


Makale: Urem-Kotsou, D., Maniatis, Y., Polymeris, G.S. et al. (2026). Neolithic farmers in Aegean Thrace. New evidence from the settlement of Paradimi, Northeastern Greece. Archaeol Anthropol Sci 18, 161.

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya