Mısır’da, Grekçe Şiirli Bir Roma Piramit Mezarı Keşfedildi

Önceki gönderi

Sonraki gönderi

Hayır, Ağrı Dağı’nda Nuh’un Gemisi Bulunmuş Değil
Antalya’da Antik Roma Hamamı, Şarap Atölyesine Çevrilmiş

Antalya’da Antik Roma Hamamı, Şarap Atölyesine Çevrilmiş

Antalya’da Antik Roma Hamamı, Şarap Atölyesine Çevrilmiş

www.arkeofili.com

Antiochia ad Cragum’daki Küçük Hamam, Geç Antik Çağ’da kentin bugüne dek bilinen en büyük şarap ve zeytinyağı üretim tesisine dönüştürülmüş.

Antiochia ad Cragum’un Ana Kapısı’nın dışında yer alan Küçük Hamam kompleksi. C: L. Rodriguez

Antalya’da çalışan arkeologlar, yaklaşık 1.800 yıl önce inşa edilen küçük bir Roma kamu hamamının sonradan asıl işlevini yitirdiğini ve iç kısmı yeniden düzenlenerek faal bir şarap ve zeytinyağı tesisine dönüştürüldüğünü tespit etti. Bu tesis, antik Antiochia ad Cragum kentinde bugüne kadar keşfedilen en büyük tesis.

Türkiye’nin güney kıyısındaki mütevazı bir Roma hamamı, “emeklilik” dönemini orijinal amacından çok farklı geçirmiş. MS 2. yüzyılın sonu ile 3. yüzyılın başı arasında inşa edilen yapı, MS 260’lı yıllardaki bir istiladan bir süre sonra hamam olarak kullanılmayı bırakmış ve bir daha hiçbir zaman yıkanma amacıyla kullanılmamış.

Yüzyıllar sonra birileri yapının iç kısmının büyük bölümünü söküp üzüm sıkmak ve zeytin ezmek için kapsamlı bir düzenek kurmuş. Araştırmacılara göre bu durum, Geç Antik Çağ topluluklarının değerli yapıları boşa harcamak yerine yeni ihtiyaçlara uyarladığını gösteriyor.

Bulgu, Emlyn Dodd ve Leticia R. Rodriguez’in Journal of Roman Archaeology’de çevrimiçi olarak yayımlanan yeni çalışmasından geliyor.

Söz konusu yapı, Türkiye’nin engebeli Akdeniz kıyısında, tarihi Dağlık Kilikya bölgesinde, bugünkü Antalya’nın Gazipaşa ilçesi sınırlarında yer alan Roma dönemi kenti Antiochia ad Cragum’daki Küçük Hamam olarak biliniyor.

Antiochia ad Cragum kentinin hava görüntüsü. C: ACARP

İkinci Hayatı Sıra Dışı Olan Mütevazı Bir Hamam

Küçük Hamam, kentin ana kapısının yaklaşık 90 metre dışında, antik kıyı yolunun hemen kenarında bulunuyor. Adı da onu, kent surlarının içinde yaklaşık 250 metre ötedeki çok daha büyük Büyük Hamam’dan ayırmak için verilmiş. Yapının planı sade: dikdörtgen bir orta salon ve bunu iki yandan çevreleyen daha küçük odalar.

Bir tarafta mozaiklerle süslenmiş, ısıtılmayan üç “soğuk oda” ile bir tuvalet; diğer tarafta ise ısıtılan odalar yer alıyordu. Yapının hemen dışındaki tonozlu ve su yalıtımlı bir mekânın, hamamın suyunu depolayan bir sarnıç olarak kullanıldığı düşünülüyor. Bu sarnıç daha sonra, hamamın yerini alan üretim faaliyeti için de kritik bir işlev görmüş.

Kırmızı, siyah ve beyaz renklerle yapılmış, yıldız ve baklava desenli geometrik motifler ile dalga bordürler içeren mozaikler, yapının inşasını MS 2. yüzyılın sonu ya da 3. yüzyılın başına tarihlendiriyor. Benzer hamam yapıları Pamphylia’daki Seleukeia’da ve Dağlık Kilikya’nın en az üç kentinde daha belgelenmişti. Araştırmacılara göre bu durum, ya ortak bir mimara ya da hamam tasarımında güçlü bir bölgesel etkileşime işaret ediyor.

Küçük Hamam’ın gerçek bir hamam olarak kullanıldığı dönem oldukça kısa sürmüş gibi görünüyor. I. Şapur komutasındaki Pers kuvvetleri MS 260’lı yıllarda Kilikya’nın kıyı kentlerini istila etmişti. Araştırmacılar bu istilanın, yapının kent surlarının dışındaki konumuyla birleşince, asıl kullanımını kalıcı olarak sona erdirmiş olabileceğini düşünüyor. Yapı bir daha hamam olarak işlev görmedi.

Küçük Hamam, bir üretim alanına dönüşmesinin yanı sıra en az bir kullanım evresi daha geçirmişti: gelişigüzel bir mezarlık. Yapının birkaç odasında ve giriş koridorunda insan kalıntıları bulundu. Karbon-14 tarihlendirmesi bu bireyleri MS 10. ve 11. yüzyıllar arasına yerleştiriyor. Yani mezarlar, şarap ve zeytinyağı üretim düzeneği kullanımdan kaldırılıp toplama havuzları doldurulduktan sonra yapılmış.

Daha da sonra birileri, çoğu gümüş, bir kısmı bronz ve altın olan 3.000’den fazla sikkeyi yapının içindeki iki ayrı noktaya saklamıştı. Bu sikkeler en erken 1620’lerde bırakılmış. Hamam, şarap üretim tesisi, mezarlar ve sikke koleksiyonlarının bir araya geldiği Küçük Hamam’ın tarihi, bin yılı çok aşan bir yeniden kullanımın katman katman kaydı gibi okunuyor.

 

2. Odanın kuzeybatı kenarı boyunca uzanan aşınmış mozaik zeminin ve 2. Odadan 3. Odaya giden sıvalı kanalın detayı. C: L. Rodriguez

Bir Hamamı Şarap Atölyesine ve Zeytinyağı Presine Dönüştürmek

Çalışmanın odaklandığı dönüşüm ise endüstriyel olanı: Geç Antik Çağ’ın bir noktasında (kabaca MS 4. ile 7. yüzyıllar arası), Küçük Hamam’ın en azından kuzey yarısının tamamı üzüm ve zeytinleri kayda değer ölçekte işleyen bir tesise dönüştürülmüş.

Yapılan değişiklikler iki gruba ayrılıyor. Daha basit olanında, mevcut soğuk odalardan ikisi uyarlanmış. İşçiler iki odayı ayıran duvarın dibine, yalnızca 17’ye 31 santimetre boyutlarında dar bir kanal açmış ve bu kanalı opus signinum adı verilen su geçirmez bir Roma harcıyla kaplamış. Amacın sıvının bir odadan diğerine akmasını sağlamak olduğu anlaşılıyor. İlk odada, kanalın başladığı noktanın yakınındaki mozaik zeminde belirgin bir aşınma görülüyor. Bu da orada tekrarlanan bir hareketin, büyük olasılıkla üzüm çiğnemenin yapıldığını düşündürüyor.

İkinci odada kanal ikiye ayrılıyor: kollardan biri küçük bir havuza, diğeri ise başlangıçta yıkananlar için bir dalma havuzu olan büyük bir tekneye ulaşıyor. Bu havuzu yeni işlevine uyarlamak için işçiler tabanına küçük bir drenaj çukuru açmış ve iç yüzeyini iki santimetrelik su geçirmez harç tabakasıyla kaplamış.

İkinci ve daha köklü değişiklikler grubu ise hamamın orta salonunu yeniden şekillendirmiş. Salonun ortasına yeni bir duvar örülerek mekân ikiye bölünmüş. Duvarın bir tarafında, trapetum adı verilen türden taş bir döner değirmen bulundu. Normalde yağ çıkarmanın ilk aşaması olan zeytin ezme işiyle ilişkilendirilen bu değirmenin ağır değirmen taşı hâlâ sağlam durumda. Yakınında ise, yeni bölme duvarına açılmış dikdörtgen bir açıklıkla aynı hizada, taş bir kaide üzerinde dik duran ikincil kullanımlı bir sütun bulundu.

Salonun diğer tarafında araştırmacılar, eksiksiz bir yağ ya da şarap presleme sisteminin kalan parçalarını buldu: daha eski bir mermer mimari bloktan dönüştürülmüş ve sıvıyı verimli biçimde tahliye etmek için bir kanal ağı oyulmuş büyük bir taş pres yatağı ve bunun yaklaşık 1,75 metre ilerisinde, yine daha önceki bir yapıdan devşirilmiş devasa bir taş karşı ağırlık. Bu karşı ağırlığın üzerinde, bir zamanlar kaldıraçlı ve vidalı bir presin ahşap vidasını sabitleyen kırlangıçkuyruğu bir geçme bulunuyor. Karşı ağırlık, kaldıracın aşağı doğru en yüksek kuvveti uygulayabilmesi için özgün mozaik zemine özel olarak açılmış bir hendeğe gömülü ve hâlâ dik durur hâlde bulundu.

 

Büyük ve küçük teknelere açılan bir kanal koluna sahip 3. oda; büyük tekneye bir merdivenle erişiliyor. Büyük teknenin tabanında kaplama karolarının izleri görülüyor. C: L. Rodriguez

Şarap mı, Zeytinyağı mı, Yoksa Her İkisi mi?

Peki burada gerçekte ne üretiliyordu? Araştırmacılar üç olasılık ortaya koyuyor: şarap ve zeytinyağının farklı odalarda yan yana üretilmesi, tesisin tamamında yalnızca şarap üretilmesi ya da tesisin tamamen zeytinyağına ayrılmış olması.

Yazarlar ilk seçeneği, yani iki amaçlı bir işletmeyi en olası senaryo olarak görüyor. Bu senaryoda uyarlanmış iki soğuk oda şarap üretimine ayrılmıştı: biri üzümleri çiğnemek ve ezmek, diğeri ise şırayı toplamak ve mayalandırmak için. Orta salonda ise zeytinyağı üretiliyordu; zeytinler trapetum değirmeninde eziliyor, yağ da kaldıraçlı ve vidalı presle çıkarılıyordu.

Değirmenin, bölme duvarının ezme işine ayrılmış tarafında, presleme alanının yanında ama ondan ayrı konumlanması, ezme ve presleme işlemlerinin bitişik mekânlarda yürütülen ayrı adımlar olarak ele alındığı standart Roma zeytinyağı üretim düzenleriyle örtüşüyor.

Ancak bir sorun var: Çalışmada, zeytinyağını preslendiği sulu bitki özsuyundan ayırmaya yarayan ve antik yağ üretiminin olağan bir parçası olan dinlendirme ya da aktarma sistemlerine dair hiçbir iz bulunamadı. Bu eksiklik, sonradan kaldırılmış taşınabilir kaplarla açıklanabilir. Yazarlar ayrıca presin yılın farklı zamanlarında her iki amaç için de kullanılmış olabileceğine dikkat çekiyor. Çünkü üzüm ve zeytin hasatları takvimde çakışmıyor ve antik çağdan günümüze çiftçiler bu durumdan uzun süredir yararlanıyor.

Araştırmacılar tek amaçlı senaryoları daha düşük olasılıklı ama imkânsız olmayan seçenekler olarak değerlendiriyor. Örneğin güneşte kurutulmuş ya da kuru üzümlerden yapılan şarap, preslemeden önce bazen ek bir ezme işlemi gerektiriyordu. Bu da tamamen şaraba ayrılmış bir işletmede bile değirmenin varlığını açıklayabilir. Öte yandan mozaik zemindeki aşınma izleri, üzüm yerine zeytinlere uygulanan yuvarlama ya da ezme hareketiyle de uyumlu olabilir. Makale bu soruyu kesin olarak çözmekten kaçınıyor.

 

Hamamın daha eski mozaik zemininde açılan geniş ve yuvarlak bir kesit. Burada, pres yatağının hemen yanına taşınabilir seramik bir toplama kabı yerleştirilmişti. C: L. Rodriguez

Antiochia’da Şimdiye Kadar Bulunan En Büyük Üretim Alanı

Şarap ve yağ oranı tam olarak ne olursa olsun, tesisin ölçeği dikkat çekici. Dönüştürülmüş soğuk odadaki büyük tekne yaklaşık 2.900 litre alabiliyordu. Bu kapasite, alandaki eski bir tapınağın içine kurulmuş başka bir şarap üretim tesisinde bulunan 1.179 litrelik toplama teknesinden çok daha büyük.

Bu da Küçük Hamam’ı, teknesi sıfırdan inşa edilmek yerine mevcut bir yıkanma havuzundan dönüştürülmüş olsa da, Antiochia ad Cragum’da bugüne kadar tespit edilen en büyük tarımsal işleme tesisi yapıyor.

Keşif, alandaki bir bilmecenin çözülmesine de yardımcı oluyor: Araştırmacılar yıllardır, aralarında kayda değer bir amfora fırını kümesinin de bulunduğu, kentin seramik amforalar içinde büyük miktarda şarap ve yağ ihraç ettiğine dair bol miktarda kanıt buluyordu. Ancak tüm bu üretimin gerçekte nerede yapıldığına dair buna denk düşen bir kanıt yoktu.

Alanın farklı noktalarına dağılmış en az altı değirmen taşı ya da pres tabanı daha bulundu. Bu da yalnızca yerel tüketim için değil, ihracata yönelik gerçek bir artı ürün de sağlamış olabilecek daha geniş bir tarımsal işleme ağına işaret ediyor.

İşletmeyi Kim Yönetiyordu?

Çalışma, dönüştürülmüş hamamın sahibi ya da işletmecisi hakkında spekülatif ama ilgi çekici bir fikir de ortaya atıyor: erken Hıristiyan Kilisesi ile bağlantılı biri. Doğu Akdeniz’de genişleyen Kilise, Geç Antik Çağ’da şarap ve zeytinyağı üretimiyle yakından ilişkili hâle gelmişti. Her ikisi de Kilise’nin ekonomisinde merkezi bir yere sahipti ve şarap, daha önceki pagan ibadetinde olduğu gibi Hıristiyan ritüelinde de vazgeçilmez olmayı sürdürüyordu.

Yakınlardaki iki alan olan Korasion ve Korykos’tan ele geçen mezar yazıtları, dini görevleri olan kişilerin bazen şarap ticaretinde de, örneğin şarap tüccarı olarak çalıştığını gösteriyor. Yazarlar bunun eski hamamı devralıp yeni bir amaçla kullananların kim olduğuna dair bir kanıt değil, yalnızca spekülatif bir demografik ipucu olduğunun altını özenle çiziyor.

Küçük Hamam’ın hikâyesi de düzgün bir sonla bitmiyor. Bir noktada sahipleri şarap ve zeytinyağı üretimini tamamen bırakmış; toplama tekneleri onarılmak ya da başka bir amaca uyarlanmak yerine, içine atılan çanak çömlek parçalarıyla doldurulmuştu. Alan daha sonra Bizans döneminde bir zanaat atölyesi olarak, daha da sonra ise bir mezarlık olarak kullanıldı ve her evre, arkeologların çözmesi gereken kendi katmanını geride bıraktı.


Makale: Dodd, E., & Rodriguez, L. R. (2026).Journal of Roman Archaeology

 

Bloga dön

Kazı Notları’na Katılın

Yeni kitaplar, dergi sayıları ve arkeoloji dünyasından seçmeleri kaçırmayın.

Sosyal Medya