Yeni Bir Test, Sahte Arkeolojik Çömlekleri Tespit Edebiliyor
Yeni Bir Test, Sahte Arkeolojik Çömlekleri Tespit Edebiliyor
Paylaş
www.arkeofili.com
Yeni bir yöntem, çömleğin zamanla kazandığı manyetizmayı ısıyla ölçerek gerçek arkeolojik eserleri sahtelerinden ayırabiliyor.

Sahte ve gerçek eserleri karşılaştıran illüstrasyon. C: Yoav Vaknin
Dünyanın dört bir yanındaki müzelerin artık, gerçek arkeolojik kil eserleri sahtelerinden ayırmak için yeni bir aracı var. UC San Diego’daki Scripps Okyanusbilim Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı Yoav Vaknin öncülüğündeki araştırma ekibi, kil malzemelerin zamanla kazandığı manyetizmayı, yapıldıkları gün kazandıkları manyetizmadan ayırt etmenin bir yolunu buldu.
Araştırmacılar, modern ve arkeolojik eserler arasında, orijinal pişirmeden bu yana kazanılan manyetizmayı ortadan kaldırmak için gereken sıcaklıkta önemli bir fark buldular.
Vaknin, yeni yöntemlerinin; yalnızca özgün eserleri sergilemek isteyen müze küratörleri, bu eserleri yaratan toplumları inceleyen arkeolog ve tarihçiler ile arkeolojik alanların yağmalanmasını ve sahteciliği içeren yasa dışı eski eser ticaretini ortadan kaldırmaya çalışan kolluk kuvvetleri için yararlı olmasını umduğunu söylüyor.
Yazarlar, PNAS dergisinde yayımlanan çalışmada, sahte eser satışına ilişkin yakın tarihli bir davanın, kesin kanıt bulunmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını belirtiyor.
Müzeler için adli bir avantaj
Çalışmanın ortak yazarı, Scripps’te yer bilimci olan Lisa Tauxe, ekibin tekniğinin, sahtecilerin bir adım önünde olması gereken müzeler ve hükümetler için bir nimet olabileceğini söylüyor. Tauxe, sahte eserlerin dünyanın arkeolojik kazı alanlarının bulunduğu neredeyse her bölgesinde kalıcı bir sorun olduğunu; özellikle de hilenin bol olduğu yerlerde bunun geçerli olduğunu belirtiyor.
Fırınlarda pişirilen çömlek, oluşturulduğu andaki Dünya’nın manyetik alanının izini üzerine alıyor. Bugün yapılan bir kil çömlekteki parçacıkların manyetik alanı, yani manyetizması, bugün Dünya’nın manyetik kuzey kutbunun bulunduğu yeri gösteriyor. Bir kaya, Dünya’nın manyetik alanının ters olduğu 800.000 yıl önce soğumuşsa, minik kristallerinin manyetizması güney kutbunu gösteriyor olurdu.
Ancak belirli bir örnekteki manyetik sinyalin yönü, o anda örneğin nasıl konumlandırıldığına bağlı. Bir örneği elinizde bir biçimde tutarsanız sinyali kuzeyi gösterir; ters çevirirseniz güneyi ya da başka herhangi bir yönü gösterir. Dolayısıyla yön tek başına, örneğin ne kadar eski olduğunu söylemiyor.
Araştırma ekibi bu sınırlamayı, önce kayalarda, kilde ve diğer malzemelerde bulunan iki tür manyetizmayı birbirinden ayırarak aştı. Çömlek pişirildiğinde tüm parçacıkların manyetik sinyalleri manyetik alanın yönünü gösterme eğiliminde oluyor. Çömlek soğudukça büyük parçacıkların sinyalleri bu yönde sonsuza dek hapsolmuş kalıyor ve ısıl kalıcı manyetizma (thermal remanent magnetism) adı verilen olguyu oluşturuyor.
Isı, yaş farkını ortaya çıkarıyor
Ancak küçük parçacıkların sinyalleri hiçbir zaman tam olarak yerine oturmuyor. Bu yüzden manyetizmaları zamanla manyetik alanın değişkenliğiyle birlikte dalgalanıyor. Buna ise viskoz kalıcı manyetizma (viscous remanent magnetism) deniyor.
Viskoz manyetizma, çömlek yeniden ısıtılarak kolayca silinebiliyor. Çömlek ne kadar yeniyse gereken sıcaklık da o kadar düşük oluyor. Araştırmacılar; kimileri binlerce yıllık olduğu bilinen, kimileri hediyelik eşya dükkânlarından alınan, kimileri de sahte olduğu bilinen çeşitli çömlek nesnelerini alıp 50°C’den başlayarak 10 derecelik artışlarla ısıttı.
Araştırmacılar, bir örnek 1.000 yıldan eskiyse viskoz manyetizmasının yalnızca 112°C’nin üzerindeki bir sıcaklıkta silinebildiğini; modern örneklerin ise daha düşük sıcaklıklarda silinebildiğini belirledi.
Bu özelliklere ilişkin bilgi, yer bilimciler arasında onlarca yıldır biliniyor. Ancak hesaplama gücü, ekibin laboratuvar deneylerini tamamlamak için kullandığı mikromanyetik modelleri oluşturmaya uzun süre yetersiz kalmıştı. Varsayımsal örneklerin farklı süreler boyunca ısıtılmasını canlandıran bu modeller, araştırmacıların 112°C’yi eşik sıcaklık olarak belirlemesine yardımcı oldu.
Yöntem artık yerleşmiş durumdayken araştırmacılar, bunu dünyanın çeşitli müzelerinde özgünlüğü tartışmalı eserlere uygulamayı amaçlıyor. Yöntem, sahtecilik iddiasına ilişkin davalarda mahkemede kanıt olarak da kullanılabilir.
University of California – San Diego. 31 Ağustos 2026.
Makale: Vaknin et al. 2026. Viscous remanent magnetization authentication method for archaeological artifacts, Proceedings of the National Academy of Sciences.